Merhaba kıymetli okuyucularım;
Hayat bir yolculuksa, biz bu yolun neresindeyiz? Yollar yapılır, otobanlar açılır, köprüler kurulur… Ama insanın içindeki köprüler yıkıksa, nereye varabilir ki?
Bugünlerde herkes hızla bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Ama kimse durup düşünmüyor: “Ben nereye gidiyorum?” Ne kadar hata varsa, o kadar engel çıkıyor karşımıza. Ve ne kadar çok otoban varsa, o kadar hızlı unutuyoruz insan olmayı.
Engeller bazen bir kaldırımda başlar, bazen bir bakışta. Birini görmezden gelmek de bir engeldir. Bir çocuğun sesini duymamak, yaşlı birinin elini tutmamak, bir engelliye yol vermemek… Bunlar da görünmeyen ama hissedilen engellerdir.
Otobanlar medeniyetin göstergesi olabilir, ama kalplerin trafiği ne durumda? Birbirimize yol veriyor muyuz? Yoksa hep
“önce ben” mi diyoruz?
Hatalarımızı fark etmeden ilerlemek, bir gün duvara toslamak gibidir. O yüzden durmak da bir erdemdir. Durup düşünmek, durup hissetmek, durup “biz” demek…
Sonuç mu?
Çünkü yolun sonu, sadece varmak değildir. Yolun sonu, yolda kim olduğundur.
Hoşça kalın.
Kazım İLHAN
Sosyolog ve Aile Danışmanı











