Merhaba kıymetli okuyucularım,
Nasıl yaşayacağımızı bizler belirleriz, nasıl mutlu ve huzurlu olacağımızı da biz belirleriz; sadece ne zaman ve nasıl öleceğimizi biz belirleyemeyiz.
Hep birlikte düşünelim, hep birlikte huzuru bulalım, hep birlikte sonsuz mutluluğu yakalayalım.
İnsanların bu günlerde en büyük ihtiyacı huzur, mutluluk ve sahiplenilmektir.
En büyük şikâyet ya da şikâyet demeyelim; hayal kırıklığı, böyle bir dönemde insanların, dostların, yakınların, tanıdıkların kendileriyle ilişkilerini en aza indirmesi olduğunu görüyorum.
Böyle dönemlerde bir hüzün vardır; insanlar en çok ilgi bekler ve umudu hep dışarıdadır.
Aslında insanları huzursuz eden, mutsuz eden kendi yaptıklarıdır, kendi düşünceleridir, kendi yaşantılarıdır! Nasıl mı?
Her şeyden önce “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz” sözünü hatırlayalım. Bana göre bu söz çok doğru söylenmiş; yaşantımızla hesaplaşma ve kendimize, özümüze dönmeyi tasvir eden bir sözdür.
Düşündüklerimiz ve yaptıklarımız incelendiğinde “huzur ve huzursuzluk” kavramını çok daha iyi anlarız.
Kendimize zarar veren düşüncelerimiz ve yaptıklarımız; isteklerimiz, arzuladıklarımız, isteyip de yapamadıklarımız, bizi mutlu ediyor ya da edecek sanırız.
Yaşananlar hakkında yorum çok, uygulama ise hiç yok. İnsan düşünce ile görür ve duyar.
O nedenle, bir düşünce bir ateşten daha çok ileriyi ısıtabilir. (Longfellow)
Bazı insanlar için düşünmek, hayattaki en zor şeydir. (Martin Luther)
Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır. (Mevlana)
Kur’an’da Bakara Suresi ne güzel ifade etmiş:
“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.” (Bakara Suresi, 164)
Sonuç olarak; bu düşünceler söylemden ileri gitmiyorsa cevabı İÇİ SENİ, DIŞI BENİ YAKAR.
“Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır.” (Kazım İLHAN)
“Toplumun ve ailenin en büyük ilacı, doğru iletişimdir.” (Kazım İLHAN)
Sizlerin düşünce ve duygularınız benim için önemli; paylaşmak ve paylaşılmasını istediğiniz konularınızı bekliyorum. Saygılarımla.
Birlikte “siz, biz” demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu sağlıklı, neşeli yarınlar dilerim.
Hoşça kalın.











