Merhaba sevgili okuyucular,
Huzur denince aklıma bazen en büyük kargaşa içinde bile dinginlik bulabilen insanlar gelir. Evet, yanlış duymadınız; bazıları için yaşamın kendisi bile bir kargaşa, ancak içlerinde bir huzur saklı. Toplumda vicdanını yitirmiş bireyleri düşündüğümüzde, huzurun kıymeti daha iyi anlaşılıyor.
Peki, huzur nedir?
Huzur, insanın içinde hissettiği gönül rahatlığıdır; bedenin ve ruhun aynı anda “tamam” dediği, çekişmesiz bir yaşam halidir. Güzel bakanın güzel gördüğü, olumlu düşünenin huzuru davet ettiği bir içsel sığınaktır.
Bir dostumun dediği gibi:
“Huzur isteyen, önce önceliklerini doğru belirlemeli.”
Huzur, bazen bir kahve fincanında, bazen bir çocuğun içten gülüşünde, bazen de sessiz bir yalnızlıkta saklıdır. Bir şarkının sözlerinde, bir film sahnesinde ya da sokakta yaşlı birine edilen küçük bir iyilikte gizlidir.
Unutmayalım ki huzur; mütevazılığı sever, sade ve içten insanlarda durur. Göstere göstere değil, sessizce gelir ve kalır. Çünkü huzur, sessizliğin en güzel sesidir.
Sonuç olarak;
Huzur, çok şeye sahip olmak değil, az şeye ihtiyaç duymaktır. Kendi sınırlarımızı bilerek, çevremizdekileri oldukları gibi kabul etmek ve kendimizle barışık olmak demektir.
Ve şunu unutmayalım:
Toplumun ve ailenin en büyük ilacı, doğru iletişimdir.
Sizlerin düşünce ve duyguları benim için çok değerli. Huzur yolculuğunda birlikte yürümek dileğiyle...
Hoşça kalın.
Kazım İLHAN
Sosyolog ve Aile Danışmanı











