Merhaba kıymetli okuyucularım,
Bugün bu konuyu ele almamın en büyük nedenlerinden biri, kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olan atasözlerinin belli bir toplumun ve bütün insanlığın yaşam felsefesini yansıtması ve halkın ortak malı olmasıdır.
İnsanlarda bulunan sevgi, kıskançlık, bencillik, dostluk, düşmanlık gibi duygular evrenseldir. Bu nedenle bu duyguları yansıtan atasözleri de evrensel olarak kabul edilmektedir.
Dünyada pek çok ulusun kullandığı atasözleri karşılaştırıldığında, bu atasözlerinin birçoğunun aynı ya da benzer olduğu görülmüştür.
Atasözleri, evrensel değerler yanında bir ulusa özgü kültürel değerleri de yansıtır. Örneğin “Gözden ırak olan, gönülden ırak olur”, “Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur”, “Vakit nakittir” gibi atasözleri evrenseldir.
Bunlara benzer atasözlerini bütün dillerde bulmak mümkündür. “Osmanlı, tavşanı araba ile avlar”, “Türk’ün aklı aldadır” gibi atasözleri ise ulusaldır. Bunlara benzeyen atasözleri, bir ulusun kültürünü yansıtır.
Atalarımızın uzun denemelere dayanan yargılarını, tecrübelerini, bilgece düşünce ya da öğüt olarak ifade eden ve kalıplaşmış biçimleri bulunan; kamuca benimsenmiş özlü sözlerdir.
Atasözleri ve deyimlerin birbirleriyle ortak ve birbirinden ayrılan bazı özellikleri vardır.
Birbirleriyle ortak olan en önemli özellikleri, her ikisinin de toplum tarafından ortak olarak benimsenen ve kullanılan kalıplaşmış sözler olmalarıdır. Genellikle bu ortak özelliklerinden dolayı atasözleri ve deyimler birbirine karıştırılır. Oysa her ikisini birbirinden ayıran bazı önemli özellikler vardır:
Deyimler bir anlatım biçimidir. Bir kavramı en güzel, en etkili biçimde anlatmayı amaçlar. Bu nedenle deyimlerde, atasözlerinde olduğu gibi bir öğüt verme ya da bilgece söz söyleme çabası yoktur. “Attan inip eşeğe binmek”, “etekleri zil çalmak”, “ok yaydan çıkmak”, “bin dereden su getirmek” gibi deyimlerde herhangi bir öğüt veya yargı yoktur.
Ancak “Ağaç yaşken eğilir”, “Ne ekersen onu biçersin” gibi atasözlerinde hem öğüt hem de yargı vardır. Deyimlerde ise genelde öğüt ve yargı bulunmaz. Atasözleri ile deyimleri birbirinden ayıran en önemli özellik budur.
Cümle Biçimindeki Atasözleri ve Deyimler
Bazı deyimler cümle biçimindedir. Cümle biçiminde olan bu deyimlerde yargı vardır. Bu nedenle atasözleriyle karıştırılabilir. “Dağ fare doğurdu.”, “Delik büyük, yama küçük.”, “Yorgan gitti, kavga bitti.”, “Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş.” gibi deyimlerde de yargı vardır ama öğüt yoktur. Atasözleri ve deyimler arasındaki bir fark da deyimlerin öğüt vermemesidir.
Sonuç olarak:
Geniş halk kitlelerinin yüzyıllardan beri geçirdiği denemelerden ve bu denemelerden oluşan düşüncelerden doğmuşlardır. Denenmiş sözler olduğu için doğruluğu herkes tarafından kabul edilir.
Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır. (Kazım İLHAN)
Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. (Kazım İLHAN)
Sizlerin düşünce ve duygularınız benim için önemli. Paylaşmak ve paylaşılmasını istediğiniz konularınızı bekliyorum. Saygılarımla.
Birlikte siz, biz demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu sağlıklı, neşeli yarınlar dilerim. Hoşça kalın.











