Merhaba kıymetli okuyucularım;
Vedalaşmak, yalnızca bir ayrılık değil; bir iz bırakma sanatıdır. İnsan, hayata geldiği gibi gitmez. Giderken ardında bir tebessüm, bir fikir, bir iyilik bırakırsa, işte o zaman gerçek anlamda yaşamış olur.
Farkındalık ise, bu geçiciliği kavrayabilmek ve her anı kıymetli kılabilmektir.
Sevdiklerimizi kaybettiğimizde duyduğumuz acı, aslında onların hayatımıza kattığı değerin bir yansımasıdır. Bu yüzden yas tutmak, sadece bir duygu değil; bir minnettir.
Hayatın içinde kaybolmadan, kendimizi ve çevremizi fark edebilmek; yaşadığımız her anı bilinçle kucaklayabilmek gerekir. Çünkü farkındalık, vedalaşmayı anlamlı kılar.
Bir gün biz de gideceğiz. Ama nasıl gideceğimiz, ne bıraktığımızla ölçülür. Bir söz, bir davranış, bir iyilik… Bunlar, bizden sonra da yaşamaya devam eder.
Bu yüzden, her günümüzü bir veda hazırlığı gibi değil; bir iz bırakma fırsatı gibi yaşamalıyız.'''
Yaşam, bir döngü misali akıp gidiyor.
Yakınlarımızı kaybettiğimizde ruhumuzda derin yaralar açılıyor. Özellikle anne, baba ya da kardeş kaybı, insanı çok daha derinden etkiliyor. Çünkü onlar, varlığımızın temel taşlarıdır.
Ölümlü dünyada unutmamamız gereken en büyük hakikat; ömrümüz ile ahlaki değerlerin birlikte yürümesinin önemidir. Aile ve birlikte yaşamak sadece bir ihtiyaç değil, hayatın özüdür.
İnsan, yaşamını sürdürebilmek için kendini işe vermeli, kısa süreliğine de olsa acının ağırlığından uzaklaşmalıdır. Bu, ruhu rahatlatır. Ancak şunu da unutmamak gerekir:
Önemli olan unutulmak değil, unutabilmektir. Hayatın devamı için bu çok kıymetlidir.
Ülkemizde ve dünyada, sanatıyla, bilimiyle toplumuna ve insanlığa değer katan kıymetli şahsiyetler de kaybedildiğinde derin bir üzüntü duyuyoruz. Çünkü onların bıraktıkları miras, yalnızca ailelerine değil, tüm insanlığa aittir.
Bu yüzden onların unutulması mümkün değildir. Bizlere düşen, hem ailemizi bilinçlendirmek hem de gelecek adına dünyaya bir şeyler bırakabilmektir.
Hayat; 'geldim, gidiyorum' demekten çok daha fazlasıdır. Asıl farkındalık, 'geldim, sizlere daha güzel ve kolay bir yaşamın yeniliklerini getirdim' diyerek vedalaşabilmektir.
Bu geceye son verirken; güzel düşünen, güzel yaşayan ve yaşamı güzelleştiren tüm dostlarıma saygılarımı sunarım.
Sonuç olarak:
Her fıkra, her hikâye bir bakış açısıdır.
Kimi zaman güldürür, kimi zaman düşündürür, kimi zaman da gerçeği esprinin gölgesinde gösterir.
“Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır.”
— Kazım İlhan
“İnsanın ilim ve edebi, en büyük varlığıdır. Eskimez, çürümez, kaybolmaz.”
— Mevlana
“Toplumun ve ailenin en büyük ilacı, doğru iletişimdir.”
— Kazım İlhan
Yeni haftaya tebessümle ve farkındalıkla başlayabilmek dileğiyle,
sağlıklı, mutlu, neşeli günler dilerim.
Hoşça kalın…
Kazım İLHAN
Sosyolog ve Aile Danışmanı











