Kıymetli Okuyucularım;
Bu satırlar, bir öğretmenin sınıfta başlayan ama toplumun her köşesine uzanan hikâyesinden doğdu. Çünkü doğaya duyulan saygı, insana gösterilen sevginin yansımasıdır. Biz doğayı korudukça o da bizi korur; biz sevgiyi büyüttükçe toplum nefes alır.
Hayat, varlıkla yokluk arasında ince bir çizgide ilerlerken insanoğlu neye dokunsa orada doğanın özüne ters düşen bir iz bırakıyor. Son zamanlarda özellikle okul çıkışlarında, piknik alanlarında ve yol kenarlarında gördüğüm manzara içimi burkuyor.
Gençlerimiz, ellerindeki çöpleri birkaç adım ötedeki çöp kutusuna atmaktan imtina ediyor. Bu davranış, sadece çevreyi değil, doğada sessizce yaşayan canlıları da tehdit ediyor.
Belediye zabıtalarının bu alanlarda daha sık denetim yapması, gerekirse caydırıcı cezalar uygulaması şart. Ancak asıl çözüm, eğitimde. Ailede başlayan, mahallede şekillenen ve okulda pekişen bir bilinçle bu sorunların üstesinden gelebiliriz.
Bir köy okulunda hem öğretmen hem müdür olarak görev yaptığım günlerde, çocuklara paylaşımın, dayanışmanın, birlik ve beraberliğin ne demek olduğunu anlatmaya çalıştım. Bir öğrencimiz hastalandığında, sınıf arkadaşlarıyla birlikte ailesine geçmiş olsun ziyaretine giderdik. Bu küçük ama anlamlı davranışlar, çocukların kalbinde paylaşım tohumları ekti.
Ne yazık ki bazı ailelerde bu tohumlar filizlenemedi. Misafirperverlikten uzak, nezaketten yoksun karşılamalarla karşılaştık. Ama yılmadık. Çünkü öğretmen, sadece bilgi veren değil; aynı zamanda örnek olan, toplumu şekillendiren kişidir.
Bir gün köyün muhtarı, bir öğrencinin kendisini tuvaletten çıkınca “Elini sabunla yıka” diye uyardığını anlattı. Bu küçük uyarı, büyük bir farkındalığın işaretiydi. Temiz toplum, bireylerin birbirini bilinçlendirmesiyle oluşur.
Kitap okumayı sevdirmek için her Türkçe dersinde bir anneye ve evladına kitap verip bir hafta sonra yaşadıklarını paylaşmalarını istedim. Bu uygulama, köyde kitap okuma alışkanlığını başlattı. Hâlâ arayıp “Hocam sayenizde kitap okumayı sevdik” diyen velilerim var. Çünkü kitap, insanın dili, düşüncesi ve en sadık arkadaşıdır.
Son olarak sizlere soruyorum: Çöplerin toplandığı, sineklerin uçuştuğu bir yerde mi zaman geçirmek istersiniz, yoksa doğanın yemyeşil, çiçeklerle bezeli, su sesleriyle huzur veren kucağında mı? Doğayı nasıl görmek istiyorsanız, lütfen öyle bırakın. Çünkü doğa insanı sever, yeter ki insan onu yok etmesin.
Unutmayalım Nefesdaşlarım,
Doğa bir emanet; gelecek nesillerin gözleri, elleri, kalpleriyle bize bakıyor.
Çöp kutusuna atılan bir kâğıt, belki de bir kelebeğin ömrünü uzatır.
Toplumun nefesi olmak, sadece yazmakla değil; yaşamakla başlar.
Doğaya saygıyla, topluma sevgiyle nefes ol...
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı












