Merhaba kıymetli okuyucularım;
Atakum’un uzun sahili, yeşiliyle mavisiyle Karadeniz’in incisi… Her yaz binlerce insanın nefes aldığı bu güzellik, sessiz bir şekilde bize bir soru soruyor:
“Beni gerçekten seviyor musunuz?”
Sahil boyunca yürürken çekirdek kabuklarının yeşile gömüldüğünü, karpuz kabuklarının kumlara bırakıldığını, hatta çocuk bezlerinin gelişi güzel bırakıldığını görmek… Bir an için bile düşünmeden çevreye bırakılan her şey, aslında bize bir şey söylüyor: “Sevgi, sözde değil davranışta belli olur.”
Vatandaş olarak bizler; belediyeler olarak sizler… Hepimiz aynı aynaya bakıyoruz. Temizlemekle bitmeyen bir kısır döngü içinde değil, koruyarak yaşatılan bir doğa içinde olmalıyız.
Zabıta devriyeleri, özellikle yaz aylarında sahili ve kumsalı düzenli olarak dolaşmalı; uyarı yetmezse cezai işlem uygulanmalı. Çünkü bazen ceza, vicdana dokunan bir uyarıdır.
Kapaksız çöp varilleri yerine kapaklı ve görselli uyarılarla donatılmış kutular yerleştirilmelidir. Sahili temiz tutmak, sadece belediyenin değil, orada oturan ve oradan geçen herkesin sorumluluğudur. Çünkü sahilin vicdanı, aslında bizim vicdanımızdır.
Atakum’un yeşili ve denizi bu yaz dabize sessizce fısıldıyor:
“Beni koruyor musunuz? Gerçekten seviyor musunuz?”
Peki, biz, düşünen varlıklar olarak bilinen insanlar, bu doğanın incisine gerçekten layık mıyız?
Eğer bu vurdumduymazlıkla devam edersek, kaybettiğimiz sadece sahil değil; kendi vicdanımız, kendi insanlığımız olur.
Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır.
(Kazım İLHAN)
İnsanın ilim ve edebi, en büyük varlığıdır. Eskimez, çürümez, kaybolmaz.
(Mevlana)
Bu sözün ne kadar önemli olduğunu, konular işlendikçe daha iyi anlayacağımızdan eminim.
Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir.
(Kazım İLHAN)
Birlikte siz, biz demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu sağlıklı, neşeli yarınlar dilerim.
Hoşça kalın.
Kazım İLHAN
Sosyolog ve Aile Danışmanı












