Samsun bugün uzun bir aradan sonra yeniden “merhaba” dedi.
Bu merhaba bir skora değil; bir duruşa, bir vuruşa, bir tırmanışa…
Bu takım hak ettiği yere gidiyor mu derseniz; evet.
Ama kolay bir yoldan değil.
Karşımızda zor bir düzen var. Engellerle örülü, sesi çok ama vicdanı az bir düzen.
Farkımız nerede mi?
Dün oradaydık.
Bugün yine buradayız.
Yarın da burada olacağız.
Kara bela gibi üzerimize çöken, umutsuzluğu marifet sayan, “ben” demekten “biz”i unutan bencillere sesleniyorum:
Bu takım hayalde değil.
Ayakları yere basan, emeğin üzerine konarak yükselen bir takım.
Geçen yıl bu ligde ilk üçün içinde yer almış bir takımdan söz ediyoruz.
Devşirme değil.
Tesadüf değil.
Alın teriyle, sabırla, inatla yürüyen bir emek hikâyesi bu.
Evet, bugün kazandık.
Nasıl kazandık derseniz; yine bir farkındalıkla…
Başkanın duruşuyla, takımın inancıyla.
Dün Fenerbahçe’ye giden bir oyuncumuz vardı.
İsterdim ki onu yetiştiren takıma karşı duruşu daha vakur olsun.
Ama üzülmemek elde değil mi?
Yabancı bir oyuncu, yabancı bir kültür…
Sonuçta aile dediğimiz şey tam da burada başlıyor.
Kıymetli olan kıymetlidir.
Ve bu galibiyet, Avrupa maçı öncesi sadece bir skor değil; bir moral, bir omurga, bir özgüven meselesidir.
Kalbimiz, gönlümüz; Atamızın armalı takımının yanındadır.
Bu şehir şahlanmış yürekli bir takımı yeniden bağrına basıyor.
Ve şimdi 12. adam zamanı…
O, bu, şu yok.
Tek bir ışık var.
Kimin dediğinden çok, biz olabilmek.
Bu şehir için, bu forma için, bu emek için…
Birlikte var olalım.
Kazım İlhan
Sosyolog ve Aile Danışmanı












