Bizler tarihimiz boyunca Türk gençliğine hep güvenmişizdir. Onlar, bizim geleceğimizi, vatanımızı emanet edebileceğimiz neslimizdir. Milli Mücadele dönemlerinde Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında da gençlerimiz her zaman önemli roller üstelenmişlerdir.
Gençlerden beklentilerimiz büyük, peki biz onları anlayabiliyor; beklentilerine cevap verebiliyor muyuz?
Buyurun 19 yaşındaki bir gencin düşüncelerini birlikte okuyalım;
Hafta içi çok saygı duyduğum bir kardeşimi ziyarete gittim. Buluşma yerimizin olan bir kafeye gittiğimde, Pandemi nedeniyle olması gereken bir uygulamayla karşılaştım. Kafeden içeri girişte ateşinizi ölçe bilir miyim diyen 19 yaşında pırıl pırıl bir genç garson, ölçüm sonrası açık alanda oturmam ve arkadaşımı beklerken onunda tanıştım ve sohbete başladık.
Karşımda efendi aile terbiyesi almış 19 yaşında bir genç. Önce kendisine okuyor musun dediğimde; Cevabı evet ama pandemi nedeniyle okullarının ikinci dönemde açılacağını belirtti.
Kendim sosyolog ve aile danışmanı olduğumdan, kaç kardeş olduklarını, baba ve annesini sordum bu ve buna benzer sorular yönelttim samimiyetinden dolayı.
Kendisi de samimiyetime güvenerek sorularıma içten cevapladı. Üç kardeşiz iki numarayım. Babam sanayide işçi olarak çalışıyor, annem ise ev hanımı.
Sonra kendisine gelecekten beklentilerinin ne olduğunu sorduğumda; Cevabı hepimizin acaba bizler bu konuda ailenin içinde nasıl bir konumdayız dediğinizi düşünüyor gibiyim…
Ailelerimiz bizleri anlamıyor, güven bunalımı var. Bizler için zor bir dönem bir tarafta pandemi, bir tarafta işsizliğin fazla olması kısacası geçim sıkıntısı had safhada.
Çevremdeki arkadaşlardan biliyorum ceplerinde para yok. Sonrası her şey var olabilir ama alım gücü veya oturup arkadaşlarıyla sohbet ede bilmeleri için bir kafede oturup içecek paralarının olmaması, buna birde aile baskısı eklendiğinde ne beklene bilir derseniz.
Bakın 15 yaşındaki çocuklara, sevginin eksik olduğunda o eksikliği olumsuz ortamlarda aramak için birilerinin üzerinden sohbet ortamlarına giriyorlar sonrası aileler ah vah neden bunlar oldu biz ne yaptık gibi söylemler.
Ne yapmalıyız?. Dediğimde; Televizyon dizilerindeki ulaşılamayan yaşam görselleri, marka kıyafetler bunlar bizleri yanlış meralara sürüklüyor. Bu konuda hadi ben harçlığımı çıkarıyorum aileme yük olmayım diye fakat çevremizde çalışmadan farklı beklentilerin içinde olanlar kadar iş arayanlarda var.Ayrıca iyi bir eğitim almak için devletimizin bizlere farkındalık yaratacak gelecek adımıza biz gençleri yarıştırmak yerine, yaşamda yer vermesini sağlaması olduğunu belirtti.
Sonuç olarak; Aileler çocuklarının ne yaptıklarından, nereye gittiklerinden bi haber olduklarını bu nedenle. Paylaşımın ailece içi iletişimin çok önemli ve de şart olduğunu.
Ailede anne ve babanın çocuklarına sevgilerini belli etmelerinin ÇOK ÖNEMLİ olduğunu, yoksa o sevgiyi yanlış ortamlara aradıklarından o saf masum duygularını kullanan karaktersiz insanlar nedeniyle çocuklarımızın gelecekleri kararmaktadır.
Ailelerden isteğim, hiç olmazsa bir akşam yemeğinde birlikte olmaları o gün ve gelecek günler için yaşadıklarını ve beklentilerini dile getire bilmeleridir. Sonuç ortada bu gencin düşünceleri hepimizin ortak havuz meselesidir.
Sonuç olarak; Geleceğimizi emanet edeceğimiz tek umudumuz ve bize emanet olan gençliğimize verebileceğimiz en güzel şey; iyi bir örnek olmak, onlarla vakit geçirmek ve sevgimizi göstermektir.
Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır. ( Kazım İLHAN)
Bu sözün ne kadar önemli olduğunu konular işlendikçe fark edeceğimizden eminim.
Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. ( Kazım İLHAN )
Birlikte siz, biz demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu sağlıklı neşeli yarınlar dilerim. Hoşça kalın.
KAZIM İLHAN
SOSYOLOG VE AİLE DANIŞMA











