Merhaba kıymetli okuyucularım,
Her şeyin kırıldığı bir ortamda insanın kendine “normal” bakması doğru değildir.
Çünkü aynası olmayan bir hayatın, yönü de olmaz.
O aynaya her baktığımızda gördüğümüz sadece savaşın izleri değildir…
Suskunluğumuzun, duyarsızlığımızın ve kaybolan vicdanımızın yansımasıdır aslında.
Bizlerin en büyük derdi, yine kendimizdir.
Atasözleri ve Şarkı Sözleriyle Vicdanın Yankısı
“Kendim ettim, kendim buldum.”
“Gül gibi sararıp soldum.”
“Ey vah ey vah, ne de ki eyvah…”
“Vakit tamam, haydi Abbas.”
“Kapın her çalındıkça o mu diyeceksin?”
“Sen gelmez oldun, yadeller aldı beni…”
“Yalan, yalan… Her şey yalan.”
Atasözleri ve şarkılar, aslında vicdanın sesidir.
Kimi zaman pişmanlık, kimi zaman sitem, kimi zaman da uyarıdır.
Gerçek Bir Olayın Işığında Umut
Bugün bir evlat, bulduğu emaneti zabıtaya teslim etti.
Oysa ailesinin gerçekten paraya ihtiyacı vardı.
Ama annesi şöyle dedi:
“Haram bir para, asla bizim olamaz.”
Bu cümle, toplumun yeniden doğuşuna dair bir umut cümlesidir.
Bir annenin vicdanı, bir evladın karakteridir.
Evlat, evde gördüğünü yaşar.
Aile, geleceğin aynasıdır.
Dünyanın Aynası: Filistin’de Vicdan Alarmı
Gazze’de hâlâ ateşkes tam anlamıyla sağlanamadı.
Masum insanlar bombalanıyor.
Bazı devlet başkanları suskun, ama halk hâlâ ayakta.
Kış yaklaşıyor…
Çocukların sağlık, açlık ve barınma sorunları büyüyor.
Kalacak yerleri bile yok.
Bu kadar duyarsız nasıl olduk?
Bu hain saldırılara neden hâlâ “dur” denmedi?
İnsanlar içten içe volkan gibi kaynıyor, ama hâlâ bir çare yok.
Sözleşmeler, anlaşmalar, diplomatik oyunlar…
Oysa mesele çok basit: Vicdan.
Vicdanın Yüzü
“Bana ne” diyenlerin üç maymunu oynadığı bir dünyada,
“Görmedim, duymadım, bilmiyorum” demek artık vicdansızlıktır.
Ve sustu herkes…
Sadece vicdan konuştu.
Düşünenlere, hissedenlere
ve en önemlisi, yapacak gücü olanlara…
Bu acının içinde dert sende bende olmazsa,
kim kimin derdiyle ilgilenir?
Birlikte, şiddetsiz, sağduyulu ve umut dolu yarınlar dileğiyle…
Kazım İLHAN
Sosyolog ve Aile Danışmanı












