Futbolda yenilgi vardır.
Bazen taktik tutmaz, bazen oyuncu hata yapar, bazen de tecrübe eksikliği sahaya yansır.
Ama bir takımın geleceğini yalnızca bir maçın skoru belirlemez.
Samsunspor’un Erzurumspor FK karşılaşması sonrasında Teknik Direktör ThorstenFink’in açıklamalarını dinledim.
Söylediklerinde dikkatimi çeken önemli bir nokta vardı:
Genç bir takım, çok sayıda yeni oyuncu, değişen kadro ve birlikte oynama alışkanlığının henüz oluşmaması…
Fink, takımın zamana ihtiyacı olduğunu ve verilen üç haftalık arayı daha iyi bir takım oluşturmak için kullanacaklarını ifade ediyor.
Bana göre burada teknik adamın mesajı oldukça açık:
“Bana biraz zaman ve çalışma imkânı verin.”
O zaman biz de şu soruyu sormalıyız:
Teknik heyete güveniyorsak, onun çalışma alanını ne kadar rahat bırakıyoruz?
Başkanın görevi elbette sadece susmak değildir.
Kulübü yönetmek, kaynak oluşturmak, eksikleri görmek, gerektiğinde kamuoyuna açıklama yapmak başkanın sorumluluğundadır.
Ancak futbol takımının sahadaki teknik kararlarını teknik adama bırakmak da yönetim anlayışının önemli bir parçasıdır.
Çünkü teknik adam oyuncunun antrenmandaki durumunu bilir.
Oyuncunun fiziksel seviyesini bilir.
Kimin hazır, kimin eksik olduğunu bilir.
Kimin hangi sistemde daha verimli olacağını bilir.
O halde taraftara düşen de her yenilgiden sonra yeni bir tartışmanın içine çekilmek yerine, yapılan işin sonucunu görmek için biraz zaman tanımaktır.
Elbette eleştiri olacaktır.
Taraftarın eleştirme hakkı vardır.
Fakat eleştiri ile camianın moralini sürekli aşağı çekmek arasında da bir fark vardır.
Samsunspor sıradan bir takım değildir.
Atatürk arması taşıyan bir kulübün başkanlığı da herkese nasip olacak sıradan bir görev değildir.
Bu nedenle kullanılan her sözün ağırlığı vardır.
Bugün taraftarın ihtiyacı tartışmadan çok güven, polemiklerden çok çözümdür.
Bir başkanın “kaynak lazım” demesi anlaşılabilir.
Eksik oyuncu varsa bunu söylemesi de anlaşılabilir.
Fakat taraftara sürekli yeni bir yük, yeni bir beklenti veya yeni bir tartışma sunulduğunda, zaten sonuçlardan yorulmuş olan 12. adam da yorulur.
Oysa çok daha sade bir cümle kurulabilir:
“Teknik heyetimizin arkasındayız. İhtiyaçlarını karşılamak için elimizden geleni yapacağız. Taraftarımız da sabretsin.”
İşte bu kadar.
Az söz…
Çok iş…
Çünkü bazen bir kulübü büyüten, milyonlarca liralık açıklamalar değil; doğru zamanda verilen güven duygusudur.
Bugün Fink'in açıklamalarında en azından bir yol haritası görüyoruz.
Üç hafta çalışmak…
Eksik oyuncuların dönmesini beklemek…
Takımın birlikte oynama alışkanlığını geliştirmek…
Savunmada istikrar sağlamak…
Ve sonra sahada daha farklı bir Samsunspor görmek.
Bunlar teknik işlerin konusudur.
Öyleyse teknik adam konuşsun teknik konuyu.
Yönetim çözüm üretsin.
Başkan kulübü yönetsin.
Taraftar da takımının arkasında dursun.
Çünkü futbol sadece para değildir.
Para oyuncuyu alabilir; ama takım olmayı satın alamaz.
Takım olmak için emek gerekir.
Sabır gerekir.
Güven gerekir.
Ve en önemlisi aynı hedefe bakmak gerekir.
Samsunspor'un genç bir kadrosu olabilir.
Bugün hata yapan genç oyuncu, yarın o hatayı tecrübeye dönüştürebilir.
Yeter ki herkes birbirini suçlamak yerine aynı takımın parçası olduğunu hatırlasın.
Ben teknik heyetin açıklamalarında umutsuzluk değil, çalışma isteği görüyorum.
Şimdi sıra yönetimde…
Teknik adama ihtiyaç duyduğu çalışma ortamını vermek.
Taraftara ise sürekli yeni tartışmalar değil, güzel futbol ve umut vermek.
Çünkü 12. adamın sabrı da bir sermayedir.
Onu tüketmemek gerekir.
Samsunspor'un ihtiyacı daha çok konuşmak değil, daha çok çalışmak.
Kıssadan hisse:
Başkan konuşsun ama camiayı germeden.
Hoca çalışsın ama yalnız bırakılmadan.
Oyuncu mücadele etsin ama hata yaptığında kaybedilmeden.
Taraftar da destek olsun ama umudu tüketilmeden.
Çünkü sezon uzun…
Ama güven kaybedilirse, onu geri kazanmak çok daha zordur.
Az söz, çok iş.
Çok emek,çok mücadele.
Ve Samsunspor için biraz daha sabır…
Çünkü bu arma hepimizin.
Toplumun Nefesi
“Önce insan, sonra aile, sonra çevre, sonra ülkesine faydalı bir nesil…”
Kazım İLHAN
Sosyolog – Aile Danışmanı ve Yazar









