19 Eylül Gaziler Günü’nü bir gün gecikmeyle anıyoruz belki…
Ama gazilerimize duyduğumuz minnet, takvimde yalnızca bir güne sığmaz.
Dün, 1964 mezunu Gazi Astsubay Mustafa Aydın ile aynı sofrada oturduk. Kendisi Kıbrıs gazisi.
1974 yılında yaşadıklarını anlatırken, yıllar öncesine gittik.
Paraşüt komandolarının göreve hazırlanışını, atlayış öncesindeki heyecanı, taşıdıkları sorumluluğu ve bilinmeze doğru attıkları o cesur adımı anlattı.
Karşılarında hazırlıklı bir güç vardı.
Onların elinde ise görev, cesaret, disiplin ve vatan sevgisi…
Türk askeri, şartların eşit olmadığı bir ortamda görevini yerine getirdi. Kıbrıs Türk halkına güven ve umut oldu.
Dinlerken bir kez daha düşündüm:
Savaş güzel bir şey midir?
Asla…
Savaş; gözyaşıdır, ayrılıktır, yarım kalan hayatlardır. Bir annenin evladını, bir çocuğun babasını beklemesidir.
Bu nedenle savaş, insanlığın tercih edeceği bir yol değil; zorunlu kalındığında başvurulacak son çare olmalıdır.
Peki, bugün hâlâ dünyanın farklı yerlerinde devam eden savaşlar ne uğruna?
Toprak mı?
Güvenlik mi?
Güç mü?
Yoksa ülkelerin kendi çıkarlarını ve etkilerini büyütme, yani hegemonya mücadelesi mi?
Elbette her savaşın şartları ve nedenleri farklıdır. Ancak değişmeyen bir gerçek var:
Savaşın bedelini çoğu zaman masum insanlar ödüyor.
Çocuklar, anneler, babalar…
Evlerinden, sevdiklerinden ve geleceklerinden oluyorlar.
Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan acı, insanlığın ortak vicdanını ilgilendirmeli.
Çıkarlar uğruna susmak yerine, insanı merkeze koyabilsek…
Belki dünyamız biraz daha yaşanabilir olur.
Bizim için gazilerimizin hatırası da burada ayrı bir anlam taşıyor.
Onlar bize sadece savaşın nasıl olduğunu anlatmıyor; aynı zamanda barışın neden kıymetli olduğunu da hatırlatıyor.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatan uğruna can veren bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor; gazilerimize sağlıklı, huzurlu ve uzun bir ömür diliyorum.
Mustafa Aydın’ın hatırası bize bir kez daha şunu söylüyor:
Vatan savunması gerektiğinde geri durmamak görevdir. Ama savaş istememek de insanlığın en büyük dileğidir.
Çünkü önce insan…
Sonra her şey
Şehitlerimizin emaneti, gazilerimizin hatırası ve çocuklarımızın geleceği için dileğimiz; savaşların değil, barışın konuşulduğu bir dünya olsun.
Çocuklarımızın nefesi, yarının toplumunun nefesidir.
Kazım İLHAN
Sosyolog – Aile Danışmanı ve Yazar









