Merhaba kıymetli okuyucularım; Bir gün bir arkadaşım kahve içmeye geldi. Oturduk ve hayat hakkında sohbet ettik.

Sohbetin bir noktasında arkadaşıma, "bulaşıkları yıkayıp hemen geliyorum” dedim ve masadan kendisinin de izniyle kalktım.

Ben mutfağa doğru giderken, arkadaşım arkamdan sanki bir uzay aracı inşa etmeye gidiyormuşum gibi bana hayretle bakıyordu ve şunları söyledi: Saygı dolu bir ifade ve biraz da şaşkınlıkla bana şöyle dedi: "Eşine yardımcı olmana sevindim. Ben eşime yardımcı olmuyorum, çünkü yardım edince övgülerde bulunmuyor. Mesela geçen hafta yerleri sildim, bir teşekkür bile etmedi."

Onun bu yorumu üzerine, bulaşıkları yıkamayı bir süreliğine erteleyip masaya geri döndüm ve ona şöyle dedim: "Ben eşime 'yardım' etmiyorum aslında. Çünkü benim eşimin ihtiyacı olan yardım değil. Onun ihtiyacı olan tam bir partner.

Ben eşime evi temizleme konusunda 'yardım' etmem... Evi temizlerim, çünkü ben de bu evde yaşıyorum ve kirlenmesinin bir sebebi de benim.

 Ben eşime yemek pişirmede 'yardımcı' olmam.. Yemek pişiririm çünkü ben de acıkıyorum ve yemek yemem lazım. Ve mademki bu evde yemek yiyorum, benim de yemek pişirmem gerekiyor.

Ben eşime yemekten sonra bulaşıkları yıkamada 'yardımcı' olmam. Bulaşıkları yıkarım, çünkü ben de o tabak kaşıkları kullanıyorum. Benim kirlettiğim kap kacakları neden eşim yıkasın ki? İş dengesi bulmamız lazım. Yoksa bu ilişkide birbirimizin eşiti olmayız ve bu ilişkiye çok zarar verir.

Ben eşime çocukların bakımında yardımcı olmam... Çocuklarıma bakarım, çünkü onlar benimde çocuklarım ve benim görevim bir baba olmak.

Ben eşime çamaşırları yıkamada ya da elbiseleri serip toplamada yardımcı olmam, çamaşırları yıkar, serip toplarım, çünkü onlar benim ve çocuklarımın elbiseleri. Çamaşırları yıkarım, çünkü onlar benim kirli çamaşırlarım ve çocuklarımın kirli çamaşırları.

Eşim benim hizmetkârım değil. Ben de onun yardımcısı değilim. Ben bu evin bir parçasıyım.

Ayda yılda bir defa evi temizlediğinde, eşinden en azından küçük bir övgü bekliyorsun ya, şimdi suna cevap ver, arkadaşım:

Sen eşine en son ne zaman teşekkür ettin? Onu en son ne zaman evi temizlediği, çamaşırları yıkadığı, yatak çarşaflarını değiştirdiği için takdir ettin?

Belki içinde büyüdüğün maço kültürü sana her şeyin onun görevi olduğunu gösterdi.

Belki sana bu tür sorumlulukların, kadınlar tarafından ve sen parmağını bile kıpırdatmadan yapılması gerektiği sana öğretildi.

Eşine elini uzat, arkadaşım. Ona gerçek bir yol arkadaşı ve partner gibi davran.

Eve sadece yemeye, uyumaya, duş almaya ve kendi ihtiyaçlarını karşılamaya gelen bir misafir gibi olma.

Hadi çocuklarımıza gerçek bir partner olmanın ve birlikte var olabilmenin nasıl bir şey olduğunu öğretelim. Var mısın?"

Sonuç olarak; Toplumdaki değişim evdeki değişimle başlar.

Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır. ( Kazım İLHAN )

Bu sözün ne kadar önemli olduğunu konular işlendikçe fark edeceğimizden eminim.

Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. ( Kazım İLHAN )

Birlikte siz, biz demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu sağlıklı neşeli yarınlar dilerim. Hoşça kalın

KAZIM İLHAN

SOSYOLOG VE AİLE DANIŞMA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.