Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) en prestijli, geniş kapsamlı ve çok uluslu askeri organizasyonlarından biri olan Efes-2022 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı, İzmir Seferihisar’da gerçekleştirilen "Seçkin Gözlemci Günü" ile askeri ve diplomatik bir gövde gösterisine dönüştü. Küresel savunma sanayii temsilcilerinin ve yabancı askeri ataşelerin pürdikkat takip ettiği tatbikatın final evresine; Devlet Protokolü'nün zirvesini oluşturan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bizzat katılım sağladı. TSK'nın ateş ve lojistik gücünün sınırları zorladığı harekat şemasında, hedeflerin milimetrik hassasiyetle imha edilmesinin hemen ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgesel ve jeopolitik kırılma hatlarına yönelik kaleme aldığı sert deklarasyon gündeme oturdu.
Doğu Akdeniz ve Ege denizindeki egemenlik haklarının korunması ile sınır ötesi güvenlik koridorlarının tahkim edilmesi süreçlerinin eş zamanlı yürütüldüğü kritik bir konjonktürde gerçekleştirilen Efes-2022 Tatbikatı, dost ve düşman unsurlara net bir askeri mesaj verdi. Milli imkanlarla üretilen savunma sanayii enstrümanlarının (İHA/SİHA, akıllı mühimmatlar, yerli fırkateynler ve obüs sistemleri) entegre bir lojistik mimariyle test edildiği operasyonel safhalar, Türk ordusunun müşterek harekat icra etme kabiliyetini tescilledi.
"Güney Sınırlarımızdaki Güvenlik Kuşağının Eksik Kalan Halkalarını Tamamlayacağız"
Tatbikat alanında kurulan kurumsal kürsüden tüm dünyaya seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin milli güvenlik doktrininden ve sınır ötesi askeri kararlılığından zerre kadar geri adım atılmayacağını deklare etti. Suriye ve Irak kuzeyindeki terör bataklıklarına yönelik askeri lojistik operasyonların devam edeceğinin sinyalini veren Erdoğan, şu kurumsal vurguları yaptı:
"Devletimizin bekası ve aziz milletimizin huzuru için sınır hatlarımızın güvenliği makro düzeyde birincil önceliğimizdir. Ülkemizin güney sınırlarının hemen dibinde, suni haritalarla ve küresel lojistik desteklerle kurulmak istenen terör koridorlarına, terörist emellere asla ve kat'a geçit vermeyeceğiz. Sınırlarımızı koruma altına aldığımız güvenlik kuşağının henüz eksik kalan stratejik bölümlerini, yasal müdafaa haklarımız çerçevesinde adım adım tamamlayacağız. Türkiye’nin yürüttüğü bu meşru savunma politikaları, yalnızca kendi toprak bütünlüğümüzü değil, aynı zamanda komşu coğrafyalarımızın da yapısal istikrarını ve demografik yapısını koruma altına almaktadır."
"DEAŞ ve PKK/YPG Labirentlerinde Sahada Sadece Biz Savaşarak Göğüs Göğse Çarpıştık"
Uluslararası koalisyon güçlerinin terör örgütleri arasında ayrımcılık yaptığına ve samimiyetsiz yaklaşımlarına yönelik makro eleştiriler yönelten Cumhurbaşkanı Erdoğan; küresel terörizmle mücadele eden yegane gücün TSK olduğunu hatırlattı. Türkiye'nin Suriye'de DEAŞ terör mekanizmasına karşı doğrudan sahaya inen ve göğüs göğse çarpışarak bu barbar yapıyı çökerten ilk NATO ülkesi olduğunun altını çizen Erdoğan, "Dünyanın en asimetrik ve en tehlikeli taşeron terör şebekeleri olan PKK/YPG ve DEAŞ ile yürüttüğümüz kararlı harekat lojistiğinde elde ettiğimiz operasyonel sonuçların dünya askeri tarihinde eşi benzeri yoktur. Küresel aktörler bu katil örgütlere isim değiştirerek meşruiyet devşirmeye çalışırken, PKK/YPG ile sahada gerçek manada sadece biz mücadele ettik ve etmeye devam edeceğiz" ifadeleriyle batılı müttefiklere sitem etti.
Atina Yönetimine Tarihi Muhtıra: "Şımarıklık Kaldırmayacak Hassas Bir Eşikteyiz"
Konuşmasının en stratejik ve sert bölümünü Ege denizindeki yasa dışı faaliyetleri ve adaların statüsünü ihlal eden adımları nedeniyle komşu Yunanistan’a ayıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, doğrudan Atina hükümetini ve Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis'i hedef aldı. Lozan ve Paris Antlaşmaları uyarınca gayri askeri statüde (silahsızlandırılmış) kalması yasal olarak tescillenmiş adaların egemenlik haklarının, buraya asker ve silah yığınağı yapılması durumunda uluslararası hukuk matrisinde tartışmaya açılacağını ihtar eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Yunanistan, arkasına aldığı bazı küresel güçlerin illüzyonuna kapılarak Ege'de yasalara tamamen aykırı, provokatif adımlar atmaktadır. Gayri meşru statüdeki adaların uluslararası hukuka meydan okunarak silahlandırılmasına derhal son verilmelidir. Bu tür milli meseleler, iç politikaya malzeme edilecek şımarıklıkları veya diplomatik hafiflikleri kaldırmayacak kadar yüksek derecede hassastır. Kendi askeri ve ekonomik güçlerinin yetmeyeceği ham hayaller peşinde koşarak Türkiye'ye meydan okuyanlar, yarın tarih önünde ve milletleri nezdinde bunun hesabını çok ağır verecektir. Bakıyorsunuz Sayın Miçotakis herhalde adalara turistik çıkarma yapıyor, sembolik adımlarla kamuoyu algısını yönetmeye çalışıyor. Bu tür provokasyon lojistiğiyle bir yere varmak, Türkiye'nin haklarından taviz vermesini beklemek mümkün değildir."
"Uluslararası Anlaşmaların Bize Verdiği Egemenlik Haklarını Kullanmaktan İmtina Etmeyiz"
Ege ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları (Mavi Vatan) üzerinde Türkiye’nin hak ve menfaatlerini koruma noktasında hiçbir hukuki ve askeri enstrümanı kullanmaktan çekinmeyeceklerini tescilleyen Erdoğan, Yunanistan kamuoyuna tarihi bir asır öncesi (1922 yılı) uyarısında bulundu: "Yunanistan idaresini, tam bir asır önce Anadolu topraklarında kurduğu ve sonu hüsranla, büyük acılarla biten o emperyalist hayallerden ve yediği şamardan ders çıkarmaya davet ediyorum. Kendinize gelin. Türkiye, Ege'deki haklarından zerre ödün vermeyeceği gibi, uluslararası anlaşmaların saklı tuttuğu ve ihlaller karşısında devletimize tanıdığı tüm yetki ve müdahale haklarını yeri ve zamanı geldiğinde geri durmadan, tereddütsüz şekilde kullanacaktır."
NATO Standartlarında Kusursuz İmhaya Tam Not
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının ardından devam eden canlı atış safhalarında, denizden karaya çıkarma harekatı, hava indirme operasyonları ve topçu bataryalarının senkronize bombardımanları icra edildi. Belirlenen tüm sahte ve gerçek maket hedeflerin TSK unsurları ve yerli mühimmatlar vasıtasıyla tam isabetle (nokta atışı) imha edilmesi, ordunun lojistik ağ ve dijital komuta-kontrol yeteneğindeki makro erişimi bir kez daha tescilledi. Efes-2022, sadece askeri bir gövde gösterisi olmanın ötesinde, Türkiye'nin bölgesel krizlerdeki caydırıcılık katsayısını ve yeni dünya düzenindeki güvenlik mimarisini tüm küresel aktörlerin zihnine kazıdığı tarihi bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.









