Samsun basınının deneyimli kalemlerinden Köşe Yazarı Ragıp Göker, kentin geçmişten günümüze uzanan enerji serüvenini masaya yatırırken, Çarşamba ilçesinde kurulumuna başlanan biyokütle enerji santrali etrafında dönen iddiaları ve toplumsal refleksleri derinlemesine analiz etti. Yenilenebilir enerji kaynakları arasında küresel ölçekte fosil yakıtların en güçlü alternatifi olarak gösterilen biyokütle enerjisi, Samsun kamuoyunun en sıcak gündem maddesi olmayı sürdürüyor.
Tekkeköy'deki ağır sanayi geçmişinden Mavi Akım doğalgaz hattına, Terme'deki kömürlü santral direnişinden bugünkü biyokütle tartışmalarına kadar kentin ekolojik hafızasına ışık tutan Göker, sürecin bilinmeyen yönlerini ve uluslararası standartları kaleme aldı.
Samsun, tarımsal potansiyeli kadar sanayi altyapısı ve stratejik coğrafi konumuyla Türkiye’nin enerji politikalarında her dönem kilit bir rol oynadı. Kentin hava kirliliğiyle mücadelesini ve enerji yatırımlarına karşı gelişen toplumsal reaksiyonları inceleyen Gazeteci Ragıp Göker, Çarşamba Ovası'nın yanı başında yükselen yeni nesil teknolojik yatırımı mercek altına aldı.
Tekkeköy’ün Fuel-Oil Kabusundan Mavi Akım Konforuna
Samsun’un yakın enerji tarihine bakıldığında Tekkeköy ilçesindeki Azot ve Bakır fabrikalarının uzun yıllar boyunca fuel-oil gibi yüksek kükürtlü, kirli yakıtlar kullanarak çevreye ve insan sağlığına ciddi zararlar verdiği biliniyor. Kentin bu ekolojik krizden kurtulmasındaki en büyük kırılma noktası, Rus gazını Türkiye'ye taşıyan Mavi Akım doğalgaz hattının Ünye üzerinden karaya çıkması oldu. Samsun'u küresel bir enerji koridoru haline getiren bu mega proje, şehirdeki mobil santrallerin doğalgaz dönüşümünü tetikledi. Yeni nesil yüksek filtre sistemlerinin de devreye girmesiyle birlikte, Tekkeköy hattındaki hava kirliliği oranlarında radikal bir iyileşme kaydedildi.
Terme’de Kömüre Geçit Vermeyen "Beyaz Çemberli Bacalar" Direnişi
Kent halkının çevre hassasiyetinin en somut örneği geçmiş yıllarda Terme ilçesinde yaşandı. Çin menşeili küresel bir firmanın Terme sahiline kömürlü termik santral kurma girişimine karşı yerel halk, sivil toplum kuruluşları ve basın tek yürek oldu. "Beyaz çemberli bacalar" adıyla tarihe geçen kitlesel eylemler neticesinde kömürlü santral projesinin önü tamamen kesildi. Yazar Ragıp Göker, geçmişte kömüre ve fuel-oile karşı haklı bir direnç gösteren Samsun kamuoyunun, bugün dünya genelinde "çevreci ve ekolojik" kabul edilen biyokütle enerjisine karşı gösterdiği muhalefetin ise sosyolojik olarak derinlemesine araştırılması gerektiğinin altını çizdi.
Dünya ve Türkiye Örnekleriyle Biyokütle Gerçeği
Biyokütle enerji santralleri, doğaya zarar veren fosil yakıtların aksine tamamen tarımsal atıkları, ağaç kabuklarını ve bitkisel artıkları yakıt olarak kullanarak döngüsel ekonomiye katkı sağlıyor. Bu sistem hem atıkların doğada çürümesini engelliyor hem de ham madde sağlayan bölge çiftçisine ciddi bir ek gelir kapısı aralıyor.
Avrupa'nın çevre standartları en yüksek ülkesi olan Almanya'da bugün aktif olarak çalışan bin 100'e yakın biyokütle santrali bulunması, bu enerji türünün küresel kabulünün en net kurumsal kanıtı. Türkiye'de de Konya, İstanbul, Antalya, Çanakkale, Adana, Ankara, Balıkesir, Çorum Mecitözü ve Aydın gibi tarımsal ve kentsel üretimin yoğun olduğu birçok ilde bu tesisler yerel yönetimlerin tam desteğiyle faaliyet gösteriyor.
Samsun’un Geleceği İçin Bilgi Paylaşımı Sürmeli
Köy yaşamından ve çocukluğundan tanık olduğu çevresel dönüşümlerden örnekler sunan Ragıp Göker, Tekkeköy’ün geçmişte ödediği ağır bedelleri hatırlatarak, bacasından zehir saçmayan aksine tarımsal atığı katma değere dönüştüren biyokütle enerjisini kent vizyonu açısından önemsediğini vurguladı. Fosil yakıtların küresel iklim krizini tetiklediği günümüzde, sürdürülebilir ve yerli kaynaklara yönelmenin önemine dikkat çeken Göker, bu konudaki bilimsel araştırmaların ve şeffaf bilgi paylaşımlarının hem Samsun’un geleceği hem de Türkiye’nin bağımsız enerji politikaları için hayati bir eşik olduğunu ifade etti.








