Gayrimenkul ve inşaat sektöründe mülkiyet güvenliğini pekiştirecek, konut alıcıları ile satıcılarının bütçesini doğrudan rahatlatacak tarihi bir mali düzenleme resmen yürürlüğe girdi. Resmi organlarca onaylanan yeni mevzuat kararı doğrultusunda; noter huzurunda resmi şekilde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ile ön ödemeli konut satış sözleşmelerinden alınan damga vergisi tamamen kaldırıldı.
Daha önce sözleşme bedeli üzerinden binde 9,48 gibi yüksek bir oranda tahsil edilen bu vergi yükünün sıfırlanması, taşınmaz ticaretinde yasal güvence arayan vatandaşlar için saniyeler içinde devasa bir mali avantaj sağladı.
Türkiye'deki gayrimenkul yatırım lojistiğini ve kentsel konut projelerindeki yasal süreçleri kökten değiştirecek olan bu karar, merdiven altı veya gayriresmi sözleşmelerle yaşanan mağduriyetlerin önüne geçmeyi hedefliyor. Finansal yüklerin hafifletilmesiyle birlikte, taraflar arasındaki asimetrik uyuşmazlıkların ve hak kayıplarının asgari seviyeye indirilmesi amaçlanıyor.
"Vatandaş Artık Adi Yazılı Belgelere Sığınmak Zorunda Değil"
Yeni düzenlemenin piyasaya ve vatandaşın bütçesine yansımalarını değerlendiren Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Bağımsız Denetçi Murat Aysan, atılan bu adımın hem alıcı hem de satıcı kanadında makro düzeyde olumlu sonuçlar doğuracağını deklare etti. Aysan, şu teknik analizleri paylaştı:
"Eski uygulamalarda sıklıkla karşılaştığımız en büyük kriz, vatandaşların yüksek damga vergisi maliyetlerinden kaçmak adına taşınmaz satış vaadi sözleşmelerini noter yerine kendi aralarında, yani adi yazılı şekilde yapmalarıydı. Bu durum, Türk Medeni Kanunu ve Noterlik Kanunu uyarınca hukuken tamamen geçersizlik riski doğuruyor, ilerleyen süreçte milyonlarca liralık ciddi mağduriyetlere sebebiyet veriyordu. Artık damga vergisi bütünüyle sıfırlandığı için vatandaşımız finansal kaygı gütmeden, güvenle notere gidebilir. Sadece maktu noter harcını ödeyerek tüm yatırımını saniyeler içinde yasal güvence altına alabilir."
Tapuya Şerh Koymanın Hayati Önemi ve Koruma Kalkanı
Mali danışman Murat Aysan, noterlik masasında imzalanan resmi sözleşmelerin mutlaka tapu kütüğüne şerh edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Tapu siciline işlenen bir satış vaadi sözleşmesinin üçüncü kişilere karşı asimetrik bir koruma kalkanı oluşturduğunu belirten Aysan, şerh mekanizmasının yasal lojistiğini şu sözlerle özetledi:
Tapuya şerh edilen bir sözleşme, tam beş yıl boyunca ilgili taşınmaz üzerinde mal sahibinin ya da üçüncü şahısların iradi satış, haciz veya ipotek gibi tasarruf işlemlerini bloke eder. Sözleşmenin kendisi ise on yıl boyunca yasal hüküm doğurmaya devam eder. Böylece kötü niyetli girişimlerin önüne geçilir, hak kayıpları sıfırlanır ve toplumun genel hukuk bilinci makro ölçekte güçlenir.
Türk Medeni Kanunu, Tapu Kanunu ve Noterlik Kanunu’nun emredici maddeleri gereği, gayrimenkul mülkiyetinin devrini amaçlayan tüm sözleşmelerin resmi dairelerde yapılması yasal bir zorunluluktur. Bu yeni vergi muafiyeti sayesinde gayrimenkul işlemlerinde kayıt dışılık asgari düzeye inecek ve mülkiyet transferleri şeffaf bir zemine oturacaktır.









