Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) yurt içinde, sınır hatlarında ve sınır ötesinde yürüttüğü çok boyutlu terörle mücadele operasyonlarına ilişkin stratejik verileri kamuoyuyla paylaştı.
Bakanlık tarafından gerçekleştirilen haftalık basın bilgilendirme toplantısında, 1 Ocak’tan bu yana yürütülen planlı ve anlık operasyonel faaliyetlerin detayları aktarıldı. Resmi verilere göre, yılın ilk yarısını kapsayan dönemde gerçekleştirilen 320 başarılı operasyonda toplam 794 terörist etkisiz hale getirilerek örgütsel yapılara ağır bir darbe indirildi.
Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit eden terör odaklarına karşı "kaynağında yok etme" stratejisiyle hareket eden Türk Silahlı Kuvvetleri, Irak ve Suriye'nin kuzeyindeki operasyonel kabiliyetini artırarak sürdürüyor. Güvenlik bürokrasisinin koordineli çalışmasıyla terör örgütlerinin lojistik ve finansal damarları tek tek kesiliyor.
Irak ve Suriye’nin Kuzeyinde Kesintisiz Baskı
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Deniz Albay Zeki Aktürk tarafından düzenlenen haftalık bilgilendirme toplantısında, terör örgütlerine nefes aldırılmadığı vurgulandı. Aktürk, dönem başından bu yana 19'u büyük, 301'i orta çaplı olmak üzere toplam 320 operasyonel faaliyet icra edildiğini belirterek şu önemli tarihi veriyi paylaştı:
"Kararlı duruşumuz sayesinde terör örgütlerinin eylem kapasiteleri felç edilmiştir. Büyük bir kararlılıkla sürdürülen bu süreçte, terörle mücadelenin miladı olarak kabul edilen 24 Temmuz 2015’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen toplam terörist sayısı 38 bin 137’ye ulaşmıştır."
Yüksek Teknoloji Altyapısıyla 7/24 Hudut Güvenliği
"Hudut namustur" şiarıyla sınır hatlarında görev yapan TSK unsurları, elektro-optik kuleler, insansız hava araçları (İHA) ve termal sistemlerle yasa dışı göç ve kaçakçılık girişimlerine geçit vermiyor.
Yılın başından bu yana sınır hatlarında elde edilen operasyonel başarılar şu şekildedir:
Yasa Dışı Geçiş Teşebbüsleri: Sınırları yasa dışı yollarla ihlal etmeye çalışan 3 bin 736 kişi suçüstü yakalanarak adli makamlara sevk edildi.
Terör Bağlantıları: Yakalanan şahıslardan 268'inin doğrudan terör örgütleriyle bağlantılı olduğu, bunlardan 174'ünün ise FETÖ mensubu olduğu tescillendi.
Önleyici Savunma: Sınır birliklerinin erken uyarı sistemleri ve fiziki engelleme faaliyetleri sayesinde, sınırı geçemeden engellenen kişi sayısı ise 118 bin 425 olarak kayıtlara geçti.
Narko-Terör ve Finans Kaynaklarına Darbe
Terör örgütlerinin en büyük finans kaynağı olan uyuşturucu ticareti, sınır güvenliği operasyonlarıyla baltalandı. Yılın başından bu yana icra edilen arama-tarama faaliyetlerinde; 2 bin 362 kilogram uyuşturucu, 690 adet uyuşturucu hap ve 23 muhtelif tipte ateşli silah ele geçirildi. Sadece son bir haftalık süreçte sınır hattında sekteye uğratılan uyuşturucu sevkiyat miktarının 341 kilogram olduğu açıklandı.
Suriye Harekât Bölgelerinde Güvenlik ve Göç Yönetimi
TSK’nın Suriye’de oluşturduğu güvenli bölgeler, hem insani dramların önüne geçiyor hem de tersine göçü teşvik ediyor. Akıllı altyapı ve güvenlik yatırımları sayesinde şimdiye kadar 1 milyondan fazla Suriyeli sivil, gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde topraklarına geri döndü. Bu geri dönüşlerin 470 binden fazlasının İdlib bölgesine gerçekleştiği bildirildi.
Öte yandan, harekât bölgelerindeki huzur ortamını bozmak isteyen terör örgütlerinin sızma ve taciz girişimleri de cezasız kalmadı. Yıl başından bu yana teröristler tarafından gerçekleştirilen 67 taciz ve saldırı girişimine anında misliyle karşılık verilerek 587 terörist daha bulundukları mevzilerde etkisiz hale getirildi. Deniz Albay Zeki Aktürk, uluslararası kamuoyuna seslenerek, PKK ile Suriye uzantısı YPG arasında hiçbir yapısal veya ideolojik fark olmadığını, DEAŞ ile mücadele bahanesiyle YPG’ye verilen tır dolusu silah desteklerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu yineledi.
Ege ve Doğu Akdeniz’de Barış Diplomasisi
Mavi Vatan'daki hak ve menfaatlerin korunması noktasında tavizsiz bir askeri hazırlık yürüten TSK, diplomatik kanallarda ise barışçıl çözümlere odaklanıyor. Komşu Yunanistan ile son dönemde tesis edilen pozitif diyalog ikliminin önemine dikkat çeken Albay Aktürk, Ege Denizi'nin bir gerilim hattı değil, uluslararası hukuka saygılı bir "barış ve dostluk denizi" olması yönündeki temennilerini ve kararlılıklarını dile getirdi.









