İskoçya Ulusal Sağlık Servisi ile Glasgow ve Edinburgh Üniversitelerinden bilim insanları, koronavirüsün bireylerin beklenen yaşam süresi üzerindeki etkisine dair dikkat çekici bir araştırmaya imza attı. Wellcome Open Research dergisinde yayımlanan çalışmada, Kovid-19'un insan ömrünü ortalama 10 yıl kısalttığı belirtildi.
Bilim insanları, koronavirüs salgınının bireylerin gelecekteki yaşam beklentisi üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. İskoçya'daki saygın kurumların ortaklığında yürütülen ve uluslararası yankı uyandıran çalışmada, virüsün sadece kronik rahatsızlığı olanları değil, genel nüfusun yaşam süresini de ciddi oranda etkilediği ortaya konuldu. Araştırmaya göre, virüse yakalanan erkeklerin beklenen yaşam süresi ortalama 13 yıl, kadınların ise 11 yıl azalıyor.
Erkeklerde Yaşam Kaybı Daha Yüksek
İtalya’daki Kovid-19 hastalarına ait veriler ile Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) geliştirdiği yaşam yılı kaybı ölçüm ölçeği karşılaştırılarak elde edilen sonuçlar, cinsiyetler arasındaki farkı da gözler önüne serdi. Virüsün tahrip edici etkisinin erkeklerde 13 yıla kadar çıktığı saptanırken, bu durumun biyolojik ve genetik faktörlerle ilişkili olabileceği değerlendiriliyor.
"Sadece Kronik Hastaları Değil, Herkesi Etkiliyor"
Glasgow Üniversitesi'nden araştırmacı Dr. Dawig McAllister, çalışmanın bulgularını değerlendirerek medyanın genellikle sadece altta yatan hastalıkları olan bireylere odaklanmasını eleştirdi. McAllister, "Elde ettiğimiz veriler, uzun süreli hastalıkların sayısı ve niteliğindeki farklılıkların, Kovid-19 kaynaklı ölümlerde beklenen yaşam süresinin kaybına ciddi etkileri olduğunu gösteriyor. Salgın sadece anlık bir kriz değil, ömür boyu sürecek bir etki bırakıyor" ifadelerini kullandı.
Mücadele Uzun Vadeli Etkileri De Kapsamalı
Uzmanlar, koronavirüsle mücadelenin yalnızca bulaşmayı engellemekle sınırlı kalmaması gerektiğini, virüsün insan ömrü üzerindeki kalıcı hasarlarını azaltmaya yönelik sağlık politikalarının geliştirilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Salgının hayat süresi üzerindeki bu ağır yükü, aşılama ve tedavi yöntemlerinin önemini bir kez daha kanıtladı.









