Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul’un tarihi ve mimari hafızasında çok önemli bir yere sahip olan Haydarpaşa Garı’ndaki kapsamlı restorasyon projelerinde son viraja girildiğini müjdeledi. Gar binası ve çevresindeki raylı sistem sahasında yürütülen çalışmaları yerinde inceleyen Bakan Uraloğlu, bölgede hem demiryolu işletmeciliğini hem de yer altından çıkan binlerce yıllık tarihi bir araya getiren vizyoner bir projeyi hayata geçirdiklerini duyurdu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile koordineli şekilde yürütülen çalışmalar bittiğinde, haydarpaşa garı hem ulaşım fonksiyonunu sürdürecek hem de dünyada ve Türkiye'de bir ilk olacak "Arkeolojik ve Endüstriyel Miras Parkı" konseptiyle kapılarını açacak.
Marmara Bölgesi'nin lojistik geçmişini ve İstanbul'un estetik siluetini simgeleyen Haydarpaşa Garı, aslına sadık kalınarak yürütülen asırlık ihya operasyonunda nihai aşamaya ulaştı. Yangın ve iklimsel deformasyonlar nedeniyle zarar gören tarihi yapının kurtarılması adına iki etap halinde planlanan akademik restorasyon süreci, modern mühendislik çözümleriyle tamamlanıyor.
Tarihi Çatı Orijinal Malzemelerle Yeniden İnşa Edildi
Yürütülen fiziki çalışmaların birinci etabında, garın en çok hasar gören bölümü olan çatı kısmı tamamen ele alındı. Restorasyon mimarlarının denetiminde; çatıdaki orijinal çelik makaslar, taş ve tuğla taşıyıcı duvarlar ile ahşap iskelet malzemeleri tek tek onarıldı. Binanın özgün formuna ve estetik dokusuna uygun çatı kaplama işlemleri tamamlanarak yapı koruma altına alındı. Çalışmaların takvimine sadık kalındığını belirten Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Çalışmalarımızı en kısa sürede bitirerek Haydarpaşa Garı’mızı bu yıl içinde tamamen hazır hale getireceğiz" ifadeleriyle açılış takvimini netleştirdi.
Dünyada Bir İlk: 475 Bin Metrekarelik Arkeolojik ve Endüstriyel Miras Parkı
Haydarpaşa Projesi’ni küresel ölçekte eşsiz kılan unsur ise gar sahasında kurulacak olan devasa Arkeopark alanı. Toplamda 475 bin metrekarelik dev bir havzada şekillenen projenin 400 bin metrekarelik kısmı tamamen arkeolojik park olarak tasarlanırken, 75 bin metrekarelik bölümü ise aktif demiryolu hatları ve istasyon işletme alanları olarak işlev görecek.
Tarihi peronların aslına uygun yapım süreçleri tamamlanırken; ray serimi, travers yerleşimi, balast dökümü ve hat altyapısı operasyonlarında büyük aşama kaydedildi. Mevcut altyapı işlerinin %85’i, çevre aydınlatma sistemlerinin ise %70’i başarıyla tamamlanarak hatlar işletmeye hazır hale getirildi.
Rayların Altından Çıkan 12 Bin Eser Hat Planlarını Revize Ettirdi
İstanbul Arkeoloji Müzesi müdürlüğü tarafından yürütülen bilimsel kazılarda, İstanbul’un katmanlı tarihini gözler önüne seren Osmanlı, Roma, Erken ve Geç Bizans dönemlerine ait devasa yapı temelleri keşfedildi. Gün yüzüne çıkarılan bu buluntuların yaygınlığı ve tarihsel önemi sebebiyle, banliyö ve hızlı tren hatları ile peron yerleşimleri arkeolojik mirasa zarar vermeyecek şekilde yeniden revize edildi. Titizlikle yürütülen kazı çalışmalarında, milattan önce 5. yüzyıldan milattan sonra 7. yüzyıla kadar uzanan geniş bir zaman dilimine ait yaklaşık 12 bin adet sikke, antik heykelcikler, mimari sütun başlıkları, cam objeler ve seramik eserler koruma altına alındı.
Bakan Uraloğlu, gar sahasında ortaya çıkan bu evrensel değerleri tüm dünyaya entegre bir açık hava müzesi mantığıyla sunacaklarını belirterek, projenin İstanbul’un kültür turizmine ve çekim gücüne küresel ölçekte devasa bir katma değer sunacağını vurguladı.









