Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta gerçekleştirilecek tarihi NATO Liderler Zirvesi öncesinde, küresel siyasetin merkez üssünü hareketlendiren ve diplomatik ezberleri altüst eden çok kritik bir son dakika gelişmesi yaşandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, zirveye katılmak üzere Türkiye’den ayrılmadan önce düzenlediği basın toplantısında, İsveç’in NATO’ya katılım süreciyle ilgili olarak Batı dünyasına daha önce eşine rastlanmamış stratejik bir şart koştu.
Yıllardır terörle mücadele ve üçlü mutabakat maddeleri üzerinden yürütülen İsveç müzakerelerine yepyeni bir boyut kazandıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yarım asrı aşkın süredir dondurulan Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecini masaya sürdü. Erdoğan, Avrupa ülkelerine açık çağrıda bulunarak, "Önce Türkiye'nin AB'deki önünü açın, biz de İsveç'in NATO'daki önünü açalım" ifadeleriyle uluslararası diplomasi trafiğinde kartların yeniden dağıtılmasına yol açtı.
Rusya-Ukrayna savaşının ardından jeopolitik haritanın yeniden şekillendiği Euro-Atlantik bölgesinde, NATO’nun genişleme stratejileri Türkiye’nin rasyonel ve haklı güvenlik bariyerlerine çarpmaya devam ediyor. Vilnius Zirvesi öncesinde Ankara'nın attığı son imza, sivil ve askeri ittifakların birbirleriyle olan organik bağını küresel ölçekte tescilleyen tarihi bir diplomasi dersine dönüştü.
Erdoğan: "Türkiye NATO’ya En Ciddi Güç Sağlayan İlk 5 Ülkeden Biri"
Hareket hareketliliği öncesi havalimanında kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin İttifak içerisindeki sarsılmaz ve hayati konumunu net rakamlarla hatırlattı. Türkiye’nin NATO’nun genişleme vizyonuna ve "açık kapı" politikalarına ilkesel olarak hiçbir zaman karşı çıkmadığını belirten Erdoğan, operasyonel süreci şu sözlerle özetledi:
"Biz, İttifak'ın genişlemesini desteklerken her zaman dürüst ve ilkeli bir duruş sergiledik. Madrid Zirvesi'nde İsveç ve Finlandiya’nın üyelik başvurularına yönelik imzaladığımız Üçlü Mutabakat bunun en somut örneğidir. Finlandiya, terörle mücadele konusunda üzerine düşen yasal sorumlulukları yerine getirdi, mutabakata sadık kaldı ve biz de onların üyeliğini onayladık. Ancak aynı samimi ve kararlı yaklaşımı İsveç’ten de beklemek en doğal hakkımızdır. Türkiye, NATO’ya hem askeri bütçe hem de operasyonel kabiliyet anlamında en çok katkı veren ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Biz bu ittifaka sadece imza değil, çok ciddi bir savunma gücü sağlıyoruz."
Avrupa Birliği’ne Tarihi Çağrı: "Önce Gelin Bizim Önümüzü Açın"
Konuşmasının en çok ses getiren ve küresel ajansların "Acil" koduyla dünyaya servis ettiği bölümünde doğrudan Avrupa Birliği liderlerine seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'nın kurumsal dış politika vizyonunda yepyeni bir stratejik denge unsuru kurdu.
Erdoğan, AB ve NATO ilişkilerini doğrudan birbirine bağlayan şu tarihi ifadeleri kullandı:
"Buradan, Türkiye’yi 50 yılı aşkın bir süredir Avrupa Birliği kapısında oyalayan, bekleten ülkelere sesleniyorum. Önce gelin, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği sürecinde somut, net ve samimi adımlar atın, bu tıkanmış yolun önünü açın; biz de tıpkı Finlandiya’da yaptığımız gibi İsveç’in NATO üyeliği için gereken adımı atalım. Bu haklı ve adaletli çağrımı Vilnius’taki zirve toplantılarında, ikili görüşmelerimde de devlet başkanlarının yüzüne doğrudan ifade edeceğim. Türkiye sıradan, her söyleneni kabul edecek bir ülke değildir. Aziz milletimiz bizden uluslararası arenada dik, onurlu ve adaletli bir duruş bekliyor."
Vilnius’ta Kritik Üçlü Zirve: Gözler Masada
Zirvenin hemen arifesinde Litvanya’da yürüteceği mekik diplomasisine dair ipuçları da veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, akşam saatlerinde NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ile üçlü bir araya geliş gerçekleştireceğini duyurdu. Bu kritik toplantıda, İsveç’in terör örgütü uzantılarına karşı mevzuat değişikliklerini sahada ne derece uygulayıp uygulamadığı, finansman ve propaganda faaliyetlerini önleme konusundaki taahhütleri masaya yatırılacak. Türkiye, İsveç'in müttefiklik hukukuna uygun pratik adımlar atması konusundaki ısrarını sürdürüyor.
Arka Plan: İsveç Neden Türkiye’nin Onayını Bekliyor?
Rusya’nın Ukrayna anakarasını işgal etmesinin ardından savunma doktrinlerini değiştiren İsveç ve Finlandiya, onlarca yıllık askeri tarafsızlık statülerini sonlandırarak NATO’ya resmi üyelik başvurusunda bulunmuştu. Ancak NATO’nun oy birliğiyle karar alma mekanizması gereği, tüm üye ülkelerin parlamentolarının bu katılımı onaylaması gerekiyor.
Türkiye; özellikle İsveç'in PKK/YPG ve FETÖ gibi terör örgütü unsurlarına ev sahipliği yapması, iade taleplerine olumsuz yanıt vermesi ve bu yapıların finansal kaynak devşirmesine göz yumması nedeniyle Stockholm'ün üyelik protokolünü askıya almıştı. Ankara, müttefik olacak bir ülkenin, Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit eden yapılarla arasına net bir mesafe koyması gerektiğinin altını çiziyor.









