Türkiye, Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki yıkıcı depremlerin ardından sarsılmaya devam ediyor. Son olarak AFAD verilerine göre Bursa'nın Karacabey ilçesi açıklarında, Marmara Denizi'nde meydana gelen 4.2 büyüklüğündeki deprem, bölgede kısa süreli panik yarattı. Yaşanan bu sarsıntılar, vatandaşların ikamet ettikleri bölgelerin güvenliğini ve diri fay hatlarının konumunu sorgulamasına neden oldu. Özellikle İstanbul başta olmak üzere birçok büyükşehirde "deprem göçü" hareketliliği gözlemlenirken, yer bilimcilerin diri fay hatlarına yönelik açıklamaları yakından takip ediliyor.
Diri Fay Hattı Nedir?
Diri fay veya teknik adıyla aktif fay, jeolojik olarak tarihsel dönemde deprem üretmiş ve gelecekte de deprem üretme potansiyeli taşıyan kırıklara verilen isimdir. Yer kabuğundaki levhaların birbirine baskı uygulaması sonucu oluşan bu kayma yüzeyleri, biriken enerjinin aniden boşalmasıyla sarsıntılara yol açar. Türkiye yüz ölçümünün büyük bir bölümü, Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF), Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF) ve Batı Anadolu Fay Sistemi üzerinde yer aldığı için diri fay hareketliliği ülkemizin bir gerçeği olarak kabul ediliyor.
Hangi İller Doğrudan Fay Hattı Üzerinde?
Yapılan araştırmalar ve AFAD haritalarına göre Türkiye'de doğrudan diri fay hattı üzerine kurulu 45 il alanı içerisinde 110 ilçe bulunuyor. Bu iller arasında; Aksaray, Aydın, Balıkesir, Bolu, Burdur, Bursa, Bingöl, Denizli, Eskişehir, Erzincan, Erzurum, Hakkari, Hatay, İzmir, Kahramanmaraş, Manisa, Muğla, Kocaeli, Konya, Osmaniye, Sakarya ve Tokat öne çıkıyor. Bu bölgelerde yaşayan vatandaşlar için yapı stoğunun sağlamlığı ve deprem yönetmeliğine uygunluk hayati önem taşıyor.
Fay Kırılması ve İnsan Etkisi
Fay hattında meydana gelen bir kırılma, genellikle zincirleme bir reaksiyonla diğer fay segmentlerini de tetikleyebiliyor. Örneğin İzmir Seferihisar açıklarında yaşanan 6.6 büyüklüğündeki depremde yaklaşık 30-40 kilometrelik bir hat kırılmıştı. Kamuoyunda merak edilen bir diğer konu ise insanların fayı kırıp kıramayacağıdır. Yerin derinliklerinde yapılan büyük ölçekli sondajlar, kontrolsüz gaz, petrol veya su çıkarma işlemleri yer altında boşluklar oluşturarak yerel sarsıntılara veya mevcut stres altındaki fayın tetiklenmesine neden olabiliyor. Ancak büyük ölçekli tektonik kırılmalar tamamen yer kabuğunun doğal hareketleriyle ilgilidir.









