Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi sosyal medya mecraları üzerinden yayımladığı makro düzeydeki tarihi açıklamada, İsrail’in Orta Doğu coğrafyasında sergilediği asimetrik ve saldırgan tutumu çok sert diplomatik ifadelerle tescilledi. Özellikle Gazze’de yaşanan insani trajediye ve İran ekseninde tırmandırılan dikey askeri gerilimlere karşı net bir duruş sergileyen Erdoğan, Tel Aviv yönetiminin küresel lojistik ve askeri destek mekanizmalarıyla yürüttüğü pervasız stratejinin uzun vadede bizzat kendi toplumsal geleceğini ve varlığını dikey bir risk koridoruna sürükleyeceğini ilan etti.
Bölgesel barış ve kriz lojistiği yönetiminde Türkiye’nin sarsılmaz vizyonunu bir kez daha tescilleyen bu açıklama, uluslararası dış politika kulislerinde yankı uyandırdı.
Küresel jeopolitik dengelerin saniyeler içinde değiştiği Orta Doğu koridorunda Türkiye, insanlık onurunu ve adaleti merkeze alan dış politika lojistiğini en üst perdeden savunmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail hükümetinin Batı blokundan aldığı sınırsız ve asimetrik askeri-diplomatik destek kalkanına güvenerek gerçekleştirdiği dikey operasyonların, bölgeyi makro bir felakete doğru sürüklediğini tescilledi.
"Gazze’yi Yerle Bir Eden İsrail Ne Yaptığının Farkında Değil"
İsrail’in gerçekleştirdiği eylemlerin mikro ve makro bilançosunu sert kelimelerle tahlil eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya üzerinden yaptığı tescilli paylaşımda şu uyarılarda bulundu:
"Batı’nın sınırsız desteğiyle İran’a saldıran, Gazze’yi yerle bir eden İsrail maalesef ne yaptığının, nasıl bir yıkım lojistiği tetiklediğinin farkında değil. İsrail, yaptığı her zulümle, döktüğü her damla kanla, işlediği her insanlık suçuyla adım adım kendi varlığını ve kendi toplumunun geleceğini büyük bir riske atmaktadır. Bu kadim coğrafyada hiçbir ülke sadece kendi sınırlarından ibaret değildir. Herhangi bir noktaya yapılan asimetrik saldırı, tüm bölgenin kılcal damarlarını saniyeler içinde etkilemektedir."
"Türkiye Kıtaları Aşan Bir Etki Gücüne Sahiptir"
Ankara'nın sadece bölgesel bir aktör olmadığını, kriz anlarında saniyeler içinde küresel ölçekte lojistik, insani ve diplomatik hamleler üretebilen makro bir güç merkezi olduğunu hatırlatan Erdoğan, Türkiye’nin operasyonel sahadaki tescilli başarılarına parantez açtı. Adalet, ahlak ve vicdan ilkelerinden sapmadan yola devam edeceklerini belirten Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin barış vizyonunu şu asil cümlelerle özetledi:
"Bizler her zaman hakkın, hukukun ve mazlumun yanındayız çünkü biliriz ki zulmün sonu derin bir pişmanlıktır. Türkiye, kıtaları aşan bir etki gücüne sahiptir. Libya’dan Karabağ’a, Suriye’den Balkanlar’a kadar aziz milletimiz ve devletimiz barışı tesis etmek, asimetrik krizleri sonlandırmak adına her zaman sahada ve masadadır. Bu kararlı koruyucu politikamız mikro düzeyden makro düzeye kesintisiz bir şekilde tescillenmeye devam edecektir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu dikey uyarıları, İsrail’in bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarına karşı Türkiye’nin hem bölgesel liderlik iddiasını hem de barış eksenli dış politika doktrinini uluslararası kamuoyunun önüne bir kez daha sarsılmaz bir netlikle koymuş oldu.









