Yeni doğan bebekler, dünyaya gözlerini açtıkları ilk günlerde dış dünyaya karşı oldukça hassas ve savunmasızdırlar. Bu hassas dönemde en sık karşılaşılan ve ebeveynleri en çok endişelendiren durumlardan biri de yeni doğan sarılığıdır. Genellikle geçici bir süreç olsa da doğru bilgiye sahip olmak ve patolojik durumları ayırt edebilmek bebek sağlığı açısından hayati önem taşır.
Yeni doğan bebeklerin yaklaşık üçte ikisinde görülen sarılık, kandaki bilirubin adı verilen sarı renkli maddenin normal seviyelerin üzerine çıkmasıyla oluşur. Kırmızı kan hücrelerinin parçalanmasıyla ortaya çıkan bu madde, olgunlaşmamış bebek karaciğeri tarafından tam olarak süzülemediğinde ciltte ve göz aklarında birikerek sararmaya yol açar.
Bebeklerde Sarılık Olduğu Nasıl Anlaşılır?
Sarılık genellikle doğumdan sonraki 2. veya 3. günde başlar ve yukarıdan aşağıya (yüzden bacaklara doğru) yayılır. Bebeklerde sarılığa işaret eden temel belirtiler şunlardır:
Göz aklarının ve cildin (özellikle burun ve alın çevresinin) belirgin şekilde sararması
Bebekte aşırı halsizlik ve sürekli uykuya eğilim
Emme isteğinde azalma, beslenmeyi reddetme ve iştahsızlık
Vücut ısısının (ateşin) normal değerlerin üzerine çıkması
Sarı görünümün giderek daha koyu ve belirgin bir hal alması
Fizyolojik ve Patolojik Sarılık Arasındaki Fark Nedir?
Bebeklerde sarılık iki ana gruba ayrılır. Doğumdan sonraki ilk birkaç günde başlayan, genellikle 10 gün içinde kendiliğinden düzelen türe fizyolojik sarılık denir. Ancak doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde başlayan, çok hızlı yükselen ve 2-3 haftadan uzun süren türüne patolojik sarılık adı verilir. Patolojik sarılık altta yatan enfeksiyonlar, kan uyuşmazlığı, kalıtsal karaciğer rahatsızlıkları veya metabolik hastalıkların habercisi olabilir ve mutlaka uzman hekim gözetiminde tedavi edilmelidir.
Bebeklerde Sarılık Tedavisi Nasıl Yapılır?
Fizyolojik sarılık durumunda en etkili ev tedavisi bebeği sık sık emzirmektir. Anne sütü, bebeğin sindirim sistemini çalıştırarak bilirubinin dışkı yoluyla vücuttan hızla atılmasını sağlar. Hekim onayıyla bebeğin doğrudan güneşe maruz bırakılmadan, aydınlık bir odada gün ışığı alması da destekleyici bir yöntemdir. Ancak geleneksel ve doğruluğu kanıtlanmamış bitkisel kürler (buğday suyu, şekerli su vb.) bebek sağlığına zarar verebileceği için asla doktora danışılmadan uygulanmamalıdır.
Klinik ortamlarda ise iki temel tedavi yöntemi uygulanır:
Fototerapi (Işık Tedavisi): Bebek, özel mavi-yeşil ışık yayan bir küvete yerleştirilir. Bu ışık, bilirubinin idrar ve dışkı yoluyla kolayca atılabilecek bir forma dönüşmesini sağlar. Tamamen güvenli ve acısız bir yöntemdir.
Kan Değişimi: Bilirubin seviyesinin beyne zarar verebilecek kadar (Kernikterus riski) tehlikeli seviyelere ulaştığı ve fototerapinin yetersiz kaldığı durumlarda, bebeğin kanının uygun bir donör kanıyla değiştirilmesi işlemidir.
Ebeveynlerin, bebeklerinde sararma fark ettikleri an vakit kaybetmeden bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurması, işitme sistemi ve beyin fonksiyonlarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
Bebeklerde Sarılığın Başlıca Nedenleri
Karaciğerin henüz bilirubin maddesini süzebilecek olgunluğa erişmemiş olması (Fizyolojik nedenler)
Anne ile bebek arasında kan veya Rh uyuşmazlığı bulunması
Erken (prematüre) veya geç doğum süreçleri
Vücut içi enfeksiyonlar veya doğumsal metabolik hastalıklar
Annenin hamilelik döneminde diyabet (şeker) hastası olması
Genetik ve kalıtsal faktörler









