Russell Crowe’un hem yönetmenliğini üstlendiği hem de başrolünde yer aldığı 2014 yapımı Son Umut (The Water Diviner), Çanakkale Savaşı’nın izlerini taşıyan hikayesiyle izleyicileri ekran başına kilitliyor. Avustralya, Türkiye ve ABD ortak yapımı olan film, savaşın bitiminden dört yıl sonra evlatlarının izini sürmek için Gelibolu’ya gelen bir babanın yolculuğunu anlatıyor.
Son Umut Filminin Sonunda Ne Oluyor?
Filmin finaline doğru, ana karakter Joshua Connor (Russell Crowe), Binbaşı Hasan (Yılmaz Erdoğan) ve Çavuş Cemal (Cem Yılmaz) ile birlikte Anadolu’nun içlerine doğru zorlu bir yolculuğa çıkar. Gelibolu’da bulduğu ipuçları, en büyük oğlu Arthur’un savaşta ölmediğini, esir düşmüş olabileceğini göstermektedir. Türk ordusunun içinde bulunduğu karmaşada ilerleyen Connor, Afyonkarahisar civarındaki bir manastıra ulaşır.
Final sahnesinde Connor, uzun uğraşlar ve tehlikeli yolculuklar sonunda hayatta kalan tek oğlu Arthur’u bulur. Arthur, savaşın travmalarını atlatamamış ve eve dönmek yerine orada kalmayı tercih etmiştir. Ancak babasının azmi ve sevgisi sayesinde ikili arasında duygusal bir yüzleşme yaşanır. Connor, oğlunu geri dönmeye ikna eder. Filmin son sahnelerinde ikili, güvenli bir şekilde İstanbul’a döner. Connor, bu süreçte duygusal bir bağ kurduğu Ayşe (Olga Kurylenko) ve oğlu Orhan ile tekrar bir araya gelerek yeni bir hayata adım atacağının sinyallerini verir.
Çekim Yerleri ve Oyuncu Kadrosu
2013 yılında çekimlerine başlanan film için hem Avustralya’nın doğal mekanları hem de Türkiye’nin tarihi noktaları kullanıldı. İstanbul ve Fethiye gibi bölgelerde gerçekleştirilen çekimler, dönemin atmosferini yansıtıyor. Oyuncu kadrosunda ise Russell Crowe’a, Binbaşı Hasan rolüyle Yılmaz Erdoğan ve Çavuş Cemal rolüyle Cem Yılmaz eşlik ediyor. Film, bu iki usta ismin performansı ve Türk-Avustralya dostluğuna vurgu yapan hikayesiyle dikkat çekiyor.









