Sınav takvimlerinin yaklaşmasıyla birlikte milyonlarca öğrenci ve aile için stresli bir maraton başlarken, uzmanlardan çocukların ruh ve beden sağlığını korumaya yönelik hayati uyarılar geliyor. Büyük Anadolu Hastaneleri Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir, çocuklarda bu dönemde baş gösteren sınav kaygısının sadece psikolojik bir gerilim olmadığını; hem fiziksel hem de davranışsal ağır semptomlarla kendini belli edebileceğini vurguladı.
Ebeveynleri çocuklardaki ani değişimleri yakından gözlemlemeye davet eden Uzm. Dr. Taşdemir, sınav kaygısının tedavi edilebilir bir klinik tablo olduğunu hatırlattı.
Eğitim sistemindeki geçiş sınavları öğrencilerin geleceğini şekillendirirken, süreçte yönetilemeyen yüksek stres akademik performansı baltalamakla kalmıyor, çocukların genel ruh sağlığını da tehdit ediyor. Büyük Anadolu Hastaneleri Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir, sınav kaygısının küçümsenmemesi gereken psikiyatrik bir olgu olduğuna dikkat çekerek ebeveynler ve eğitimciler için kritik bir rehber sundu.
Kalp Çarpıntısından Mide Bulantısına: Vücut Alarm Veriyor!
Sınav kaygısının çocukların yaşam konforunu ve odaklanma becerilerini doğrudan baltaladığını belirten Uzm. Dr. Akif Taşdemir, özellikle sınav salonunda ya da hazırlık sürecinde sıklıkla klinik ortamda karşılaştıkları somatik (fiziksel) belirtileri şu şekilde sıraladı:
Aniden gelişen kalp çarpıntısı ve nefes darlığı,
Vücutta aşırı terleme, el ve ayaklarda titreme,
Psikosomatik mide bulantıları, karın ağrıları ve ani ağız kuruluğu.
Bu semptomların çocuğun elinde olmadan, yoğun kaygı baskısıyla otonom sinir sisteminin verdiği tepkiler olduğunu ifade eden Taşdemir, fiziksel acıların yanı sıra çocukta özgüven kaybı, uyku bozuklukları ve öfke patlamalarının da eş zamanlı görülebileceğini aktardı.
"Yüksek Beklenti ve Baskı Kaygıyı Körüklüyor"
Sınav kaygısının kökeninde sadece ders yoğunluğunun yer almadığını, çevresel faktörlerin de büyük rol oynadığını ifade eden Uzm. Dr. Taşdemir, ebeveyn iğnesini ailelere batırdı. Birçok anne ve babanın iyi niyetle de olsa sergilediği mükemmeliyetçi tutumun ters teptiğini belirterek, "Çocuklar, kendi geleceklerinden ziyade ailelerinin yüksek beklentilerini boşa çıkarma, onları hayal kırıklığına uğratma ve başarısızlık durumunda sevgi/takdir görememe korkusuyla devasa bir baskı hissediyor. Ailelerin empati kuran, kıyaslama yapmayan ve destekleyici bir üslup benimsemesi şarttır" dedi.
5-6 Seanslık Terapiyle Başarı Mümkün: Medikal Tedavide Zamanlama Uyarısı
Sınav kaygısının profesyonel destekle tamamen kontrol altına alınabileceğinin müjdesini veren Uzm. Dr. Akif Taşdemir, modern psikiyatride uygulanan tedavi protokollerine değindi:
"Sınav kaygısıyla klinik mücadelede Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) metodu son derece efektif sonuçlar vermektedir. Öğrencinin sınava ve başarıya yüklediği olumsuz, gerçek dışı otomatik düşünceleri yapılandırdığımız 5-6 seanslık kompakt bir terapi süreciyle kaygı düzeyinde gözle görülür, kalıcı bir azalma sağlayabiliyoruz. Öte yandan, günlük işlevselliği tamamen bozulan, panik atak boyutunda yoğun kaygı yaşayan evlatlarımız için medikal (ilaç) tedavisi de güçlü bir seçenektir. Ancak burada ailelerin çok dikkat etmesi gereken bir kırmızı çizgimiz var: İlaç tedavisine sınavdan 1-2 hafta önce, aceleyle başlanmamalıdır. İlacın olası yan etkilerinin (sersemlik, uyku hali) uyum sürecinin sınav anına denk gelmemesi için bu tarz tedavilerin çok daha önceden, planlı şekilde planlanması gerekir."
Sınav kaygısının sadece bir karne veya puan meselesi olmadığının altını çizen Taşdemir, “Tehlikede olan sadece sınav başarısı değil, bir çocuğun yaşam kalitesi ve sosyal kimliğidir. Eğitimcilerimiz ve velilerimiz omuz omuza vererek gençlere bu yolda yalnız olmadıklarını hissettirmeli, gerektiği an uzman bir psikiyatrist veya psikologdan profesyonel yardım almaktan asla imtina etmemelidir” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.









