“Türkiye ve Azerbaycan'da Türk Kültürünün En Eski İzlerinin Tespiti” adlı bilimsel proje, iki ülkenin ortak tarihi ve kültürel bağlarını somut verilerle ortaya koymayı hedefliyor.
Kültürel Mirasın Somut ve Soyut İzleri Karşılaştırmalı Olarak İncelenecek
İki yıl sürecek bu kapsamlı araştırma projesinde; kaya resimleri, balballar, Koçbaşlı Mezar Taşları gibi somut kültürel miras örneklerinin yanı sıra, sözlü gelenekler ve halk anlatıları gibi soyut miras unsurları da bilimsel açıdan değerlendirilecek. Her iki ülkenin farklı bölgelerinde yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen bulgular karşılaştırmalı analizlerle incelenecek.
Proje Ekibi Alanında Uzman Akademisyenlerden Oluşuyor
Projenin Türkiye yürütücülüğünü OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu üstleniyor. Türkiye ekibinde ayrıca Doç. Dr. Okay Pekşen (Tarih Bölümü) ve Doç. Dr. Muhammet Bahadır (Coğrafya Bölümü) yer alıyor. Azerbaycan tarafında ise projeye Doç. Dr. İrada Mammadova ve Doç. Dr. Aynur İbrahimova bilimsel katkı sağlıyor.
Türkiye ve Azerbaycan’da Geniş Kapsamlı Saha Çalışmaları Yapılacak
Araştırmalar Türkiye’nin Rize, Kars, Erzurum, Ankara, İzmir, Ordu, Hakkâri ve Artvin illerini kapsarken, Azerbaycan’da ise özellikle Gobustan gibi tarihi öneme sahip bölgelerde detaylı saha çalışmaları yapılacak. Proje kapsamında ayrıca Samsun ve Bakü şehirlerinde iki ayrı uluslararası çalıştay düzenlenecek.

“İki Devlet, Tek Millet” Anlayışı Bilimsel Verilerle Güçlenecek
Bu proje yalnızca arkeolojik ve kültürel izlerin keşfiyle sınırlı kalmayacak. Aynı zamanda Türkiye ve Azerbaycan halkları arasındaki kültürel bağların tarihi temelleri de bilimsel yöntemlerle ortaya konacak. Böylece “İki devlet, tek millet” anlayışının kültürel altyapısı daha da güçlenecek.

Bilimsel Yayınlarla Akademik Dünyaya ve Kamuoyuna Katkı Sunulacak
Proje sonunda toplanan veriler; makale, bildiri ve kitap gibi ulusal ve uluslararası akademik yayınlara dönüştürülerek kamuoyu ve bilim dünyasıyla paylaşılacak. Bu sayede hem Türk kültür tarihi ile ilgili önemli bir boşluk doldurulacak hem de kültürel miras bilincinin gelişmesine katkı sağlanacak.







