Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER) tarafından hazırlanan vizyon raporu, dünya genelinde fosil yakıt bazlı enerji üretiminin kalıcı bir yavaşlama trendine girdiğini ve 2030 yılına gelindiğinde bu alanda dramatik bir gerileme yaşanacağını gözler önüne serdi. Karbonsuzlaşma hedefleri doğrultusunda kömür, petrol ve doğal gazın bıraktığı boşluğu ise başta jeotermal, güneş ve biyokütle olmak üzere temiz ve yenilenebilir enerji kaynakları doldurmaya hazırlanıyor.
JESDER Başkanı Ufuk Şentürk tarafından açıklanan rapora göre, küresel enerji piyasalarında tarihi bir yapısal dönüşüm yaşanıyor. Hem Türkiye’de hem de dünyada uygulanan radikal iklim politikaları, büyük sermayeyi hızla yeşil enerji yatırımlarına doğru yönlendiriyor.
Küresel ısınma, karbon vergileri ve sürdürülebilirlik normları, dünya sanayisini enerji tüketim alışkanlıklarını baştan aşağı değiştirmeye zorluyor. JESDER’in stratejik analizi, fosil kaynakların ekonomik ömrünü tamamlama sürecine girdiğini ve temiz enerji yatırımlarının artık bir alternatif değil, zorunluluk haline geldiğini gösteriyor.
Yeşil Enerji Sektörü İstihdam Patlaması Yaşatacak
Dönüşümün küresel iş gücü piyasalarına olan makro etkilerini değerlendiren JESDER Başkanı Ufuk Şentürk, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimin sadece çevre felaketlerini önlemekle kalmayacağını, aynı zamanda devasa bir ekonomik büyüme ve istihdam dalgası yaratacağını belirtti. Şentürk, sektörel iş gücü projeksiyonunu şu verilerle özetledi:
"Uluslararası dinamikler ve yatırımların hızlanmasıyla birlikte, 2050 yılına kadar dünya genelinde yenilenebilir enerji sektöründe yaklaşık 42 milyon yeni iş imkanı yaratılması bekleniyor. Bu projeksiyon, yeşil enerjideki mevcut istihdam seviyesinin tam 4 katına çıkması anlamına geliyor. Geleceğin meslekleri ve mühendislik kolları bu alanda şekillenecek."
Uzak Doğulu Enerji Devlerinin Radarı Türkiye'de
Türkiye’nin sahip olduğu jeopolitik konum, zengin jeotermal kaynaklar ve yüksek güneşlenme süresi, uluslararası fonların ve yabancı yatırımcıların odağını ülkemize çeviriyor. Özellikle Uzak Doğu menşeili dev enerji şirketlerinin Türkiye pazarındaki agresif büyüme iştahına dikkat çeken Başkan Şentürk, masadaki milyar dolarlık yatırım planlarını paylaştı:
"Uzak Doğulu dev şirketler, Türkiye’de kısa ve orta vadeli projeksiyonlarda 1.000 MW jeotermal, 5.000 MW güneş ve 1.000 MW biyokütle enerjisi üretimi gerçekleştirmeyi hedeflediklerini resmen ilan ettiler. Küresel ölçekte yaşanan dalgalanmalara rağmen bu ilgi artarak devam ediyor. Türkiye, temiz enerji yatırımlarında dünyanın en güvenli ve en yüksek getiri sunan cazibe merkezlerinden biri haline geliyor."
Şentürk, bu yatırımların sadece elektrik üretim kapasitesini artırmakla kalmayacağını; aynı zamanda yerli sanayinin gelişmesini, ileri teknoloji transferini, nitelikli iş gücü istihdamını ve özellikle Anadolu'daki kırsal kalkınmayı tetikleyeceğini sözlerine ekledi.
Biyokütle Enerjisi: Tarımsal Atıklardan Doğan Yerli ve Çevreci Güç
Raporda, halk arasında "yeşil ve döngüsel enerji" olarak nitelendirilen biyokütle enerjisinin stratejik önemine de ayrı bir parantez açıldı. Tarım, hayvancılık ve ormancılık faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan organik atıkların ileri teknolojiyle enerjiye dönüştürülmesi esasına dayanan biyokütle, doğrudan yetiştiriciliğe ve yerel kaynağa dayanması sebebiyle tamamen milli bir güç olarak öne çıkıyor.
Sürdürülebilir bir dünya için biyokütle enerjisinin sunduğu kritik avantajlar şu şekilde sıralanıyor:
Fosil yakıt kullanımının neden olduğu kronik çevre kirliliğini ve hava kalitesi bozulmalarını minimuma indirmek,
Sera gazı ve egzoz emisyonlarını düşürerek halk sağlığı üzerindeki riskleri azaltmak,
Sürekli ve kesintisiz baz yük enerjisi sağlayarak enerji arz güvenliğini tahkim etmek ve dışa bağımlılığı bitirmek,
Tarımsal atıklara ekonomik değer kazandırarak doğrudan kırsal kalkınmayı ve çiftçiyi desteklemek.
Hızla artan dünya nüfusu ve sanayileşme hamleleri enerjiye olan ihtiyacı her geçen saniye büyütürken, biyokütle ve jeotermal gibi kaynaklar, Türkiye'nin enerji bağımsızlığı hedefine yerli ve çevreci çözümler sunan en güçlü yapı taşları olarak gösteriliyor.








