Trendyol Süper Lig ekiplerinden Yılport Samsunspor'un başarısı için ter döken deneyimli Teknik Direktör Hüseyin Eroğlu, Türk futbolunun gelecekteki teknik adamlarına rehberlik edecek çok özel bir organizasyonda başrolü üstlendi. Kırmızı-Beyazlı ekibin yeni sezon hazırlıklarını sürdürdüğü ve kamp yaptığı otelde Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından prestijli bir eğitim programı organize edildi.
TFF Antrenör Eğitimcisi Kemal Coşkun’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen UEFA B Antrenör Eğitim Programı kapsamındaki "Liderlik ve İletişim" temalı söyleşiye davetli konuşmacı olarak katılan Hüseyin Eroğlu, Türk futbolunun geleceğini inşa edecek olan çiçeği burnunda aday antrenörlerin sorularını içtenlikle yanıtladı, teknik adamlık kariyerindeki altın kuralları paylaştı.
Türk futbolunda özellikle altyapı devrimleri, kurumsal yapılanma modelleri ve taktiksel saha içi organizasyonlarıyla adından başarıyla söz ettiren teknik direktör Hüseyin Eroğlu, teorik ve pratik birikimlerini genç meslektaşlarına aktarmaya devam ediyor. Samsunspor kampında düzenlenen bu interaktif oturum, modern antrenörlük vizyonunun şifrelerini gözler önüne serdi.
72 Aday Antrenör Sordu, Deneyimli Teknik Adam Yanıtladı
Geleceğin teknik direktör adaylarından oluşan tam 72 kişilik dinleyici grubunun katıldığı söyleşide, taktiksel disiplinden insan yönetimine kadar pek çok stratejik soru masaya yatırıldı. Söyleşinin en dikkat çeken anlarından biri, bir aday antrenörün "Kendinizi nasıl bir lider olarak tanımlıyorsunuz? Otoriter mi, liberal mi?" sorusuyla yaşandı.
Bu kritik soruya net ve felsefi bir yanıt veren hüseyin eroğlu şu ifadeleri kullandı:
"Kendimi ne tamamen otoriter ne de bütünüyle liberal bir kalıba sokmam. Ben her zaman idealist, realist ve mutlak surette adil olmaya gayret eden bir liderlik profili çiziyorum. Doğru planlanmış, bilimsel verilerle donatılmış günler yaşamaya çalışan, mesai mefhumu gözetmeyen çalışkan bir lider olmaya gayret ediyorum. Benim yönetim tarzımda temel prensip her zaman 'saygı' üzerine kuruludur. Fair Play'in evrensel kurallarına sadakat göstermek benim temel yaşam felsefemdir. Nedir o kurallar; kazanmak için oyna, her zaman hakça oyna; rakiplerine, takım arkadaşlarına, maçın hakemlerine, görevlilere ve tribündeki seyircilere karşı sonuna kadar saygılı ol. Rüşvet, uyuşturucu, ırkçılık, şiddet ve futbolun doğasını tehdit eden diğer tüm dış etkenlerden uzak dur. Öncelikle bulunduğum her koşulda, kulübümün bana sağladığı imkanlar çerçevesinde elimden gelenin en iyisini yapmaya gayret ediyorum. Teknik adamlık kariyerimde sesini yükselten değil, sözünü ve fikrini yükselten adil bir lider olma gayretim asla bitmeyecek."
Futbol Dünyasındaki Güçlü ve Zayıf Yönlerini Açıkça Paylaştı
Futbol dünyasındaki egosal çatışmalara ve günümüz teknik adamlarının genel reflekse dönüşen şikayet kültürüne de eleştirel bir dille değinen Hüseyin Eroğlu, kendi kariyer röntgenini de cesurca adayların önüne koydu:
"Son dönemlerde etrafımda maalesef kendinden son derece memnun olan ancak kendisi dışındaki herkesten; başkandan, futbolcudan, medyadan veya taraftardan sürekli şikayet eden çok kişiyle sohbet ettim. Bu doğru bir yaklaşım değil. Bence en güçlü lider, kendi alanında dünyanın en iyi uzmanlarıyla çalışmayı göze alabilen liderdir. Ekibimin kendi uzmanlık alanlarındaki (analiz, atletik performans, sağlık vb.) gözlem ve bilimsel değerlendirmelerine muazzam değer veriyorum. Ekibimde birlikte çalıştığım çalışma arkadaşlarımla, futbol felsefesi olarak bakış açımız tamamen paralellikler taşıyor. Hepimiz hem tek tek sorumluluk almayı hem de bir bütün olarak kolektif çalışmayı seven insanlarız. Ekibimi çevredeki insanların hatır gönül ilişkileri veya önerileri ile değil, tamamen kendi profesyonel kriterlerime göre belirlediğim için bu anlamda kendimi oldukça güçlü görüyorum. Teknolojiden ve bilimden de maksimum oranda katkı alıyoruz."
Konuşmasının son bölümünde özeleştiri yapmaktan kaçınmayan başarılı teknik adam, zayıf ya da dezavantajlı olduğu yönleri ise şu samimi sözlerle özetledi: "Gelelim zayıf veya eksik kaldığımız yanımıza; şu an bu salonda bulunan çoğu meslektaşımda ve bende olduğu gibi geçmişte '4 büyük kulüpte' futbol oynamadığımız için popüler bilinirlik konusunda vitrin eksikliğimiz var. Bir de futbolun endüstriyel ikliminin aksine, benim siyasi çevrelerden tanıdığım neredeyse hiç kimse yok. Biz sadece işimizle, taktiğimizle ve başarılarımızla var olmaya çalışıyoruz."
Karşılıklı soru-cevap bölümünün ardından genç antrenör adayları, Türk futboluna uzun yıllar hizmet eden Hüseyin Eroğlu'na paylaşımları için teşekkür ederek günün anısına hatıra fotoğrafı çektirdi.









