Dolar/TL kurunun serbest piyasada tarihi zirve noktalarına ulaşmasının ardından, iç piyasadaki gram altın fiyatları da çarpan etkisiyle yukarı yönlü hareketlenerek kendi rekorunu tazeledi. Küresel piyasalarda ons altının seyri ve yurt içindeki döviz dalgalanmalarıyla birlikte gram altın 1589 TL seviyesini aşarak tüm zamanların en yüksek değerine ulaştı.
Yılbaşından bu yana hem döviz hem de küresel emtia fiyatlarındaki oynaklık, yatırımcıların güvenli liman arayışıyla dikkatlerini bir kez daha altına çevirmesine neden oldu.
Küresel finans piyasalarında likidite sıkılaşması ve merkez bankalarının faiz politikaları yakından takip edilirken, emtia piyasası yerel para birimlerindeki hareketlilikten destek alarak yükseliş grafiğini güçlendiriyor. İç piyasada dolar kurunun 25,80 TL seviyesini görerek rekor kırması, doğrudan altın fiyatlarının da yerel bazda zirve yapmasına zemin hazırladı. Yatırımcılar ve tasarruf sahipleri, küresel ekonomik dönüşüm senaryoları eşliğinde altın piyasasındaki yeni hedef fiyatları mercek altına aldı.
UBS: Ons Altın 2.250 Dolara Ulaşabilir
Dünyanın önde gelen yatırım bankalarından UBS, yayımladığı 2025 yılı ikinci yarı raporunda altının orta ve uzun vadede pozitif bir seyir izleyeceğini kurumsal olarak ilan etti. Amerikan Merkez Bankası (Fed) politikalarının ve küresel talebin altını desteklediği belirtilen raporda şu stratejik ifadelere yer verildi:
"Fed faizlerinde zirve noktasına ulaşılması, dünya genelindeki güçlü merkez bankası fiziki altın talebi ve tırmanan jeopolitik riskler, altına olan kurumsal talebi artıracaktır. Önümüzdeki 12 aylık periyot içinde ons altının 2.250 dolar seviyesini görmesini bekliyoruz."
UBS analistleri ayrıca altının, makroekonomik risk dönemlerinde yatırım portföylerinde koruyucu bir güvenli liman ve stratejik çeşitlendirme aracı olarak güçlü rolünü sürdüreceğinin altını çizdi.
Hatice Kolçak: Gram Altında Hedef 1800 TL
Ekonomist ve para piyasaları uzmanı Hatice Kolçak, gram altın fiyatlarındaki yukarı yönlü ivmenin iç ve dış dinamiklere bağlı olarak devam edeceğini öngördü. Yatırımcılara yönelik güncel yol haritasını paylaşan Kolçak, şu teknik değerlendirmelerde bulundu:
"Gram altında 1800 TL seviyeleri önümüzdeki yaz aylarında ekranlarda görülebilir. Eylül ayından sonra küresel piyasalarda ons altının üzerindeki baskı tamamen kalkarsa bu seviyelerin üzerinin test edilmesi de gayet mümkün. Ancak 1800 TL eşiği aşıldıktan sonrası için yatırımcıların biraz daha temkinli ve rasyonel hareket etmesi gerekiyor. Mevcut geri çekilmeler ve yatay bantlar şu anda yeni alım fırsatları oluşturuyor."
BRICS Ülkelerinden Tarihi Hamle: Altın Destekli Para Yolda
Uluslararası finans koridorlarından gelen iddialara göre, önümüzdeki iki ay içinde 1971'den bu yana küresel para sistemini kökten sarsabilecek en büyük makro gelişme yaşanacak. Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'nın oluşturduğu BRICS bloğu, tamamen altına dayalı yeni bir ortak para birimi kurmak için yasal ve teknik hazırlıklarını son aşamaya getirdi. Goehring & Rozencwajg adlı finans araştırma kuruluşu, bu yeni alternatif sistemde altının kritik bir dengeleyici rol üstleneceğini, gelişmekte olan ülkelerin ikili ticareti yerel paralarla yaparken, dönem sonu ödemeleri ve cari açıkları altın rezervleriyle dengeleyeceğini raporladı.
Powell: Dolar Rezerv Para Olarak Kalacak
Gelişmekte olan ülkelerin bu hamlelerine karşı ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Amerikan dolarının küresel rezerv para statüsünü uzun süre daha koruyacağına inandığını dile getirdi. Finansal sistemin güven unsurlarına dikkat çeken Powell, "Demokratik kurumlarımız, hukukun üstünlüğü ilkesi ve piyasadaki fiyat istikrarı gibi temel unsurlar sürdükçe, dolar küresel rezerv para birimi olarak kalmaya devam edecektir" dedi. Ancak Powell, finans tarihine de atıfta bulunarak, "Tarihsel olarak hiçbir rezerv para statüsü sonsuza kadar kalıcı değildir. Bu, politikalarla sürekli olarak korunması gereken dinamik bir pozisyondur" uyarısında bulundu. Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından açıklanan son veriler de doların küresel döviz rezervlerindeki payının %58 seviyesine kadar gerileyerek son 20 yılın en düşük seviyesine indiğini gösteriyor.









