Ege Üniversitesi (EÜ) bünyesinde kurulan Aşı Araştırma ve Geliştirme Grubu, koronavirüs salgınına karşı Türkiye’nin kendi imkanlarıyla üreteceği yerli DNA aşısı için çalışmalarını büyük bir titizlikle sürdürüyor. Kamu, üniversite ve sanayi iş birliğinin en somut örneklerinden biri olan proje, ülkenin aşı alanındaki dışa bağımlılığını azaltmayı ve milli üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor.
Dev Konsorsiyum: 32 Bilim İnsanı Tek Hedef
Ege Üniversitesi İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma Uygulama Merkezi (ARGEFAR) koordinasyonunda yürütülen bu dev projede, Türkiye’nin önde gelen bilimsel kuruluşları güçlerini birleştirdi. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü başta olmak üzere; İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile özel sektör temsilcileri (Nobel İlaç, Florabio Teknoloji) projeye destek veriyor. Toplamda 32 uzman bilim insanı, multidisipliner bir yaklaşımla sürecin her aşamasını titizlikle yönetiyor.
Antijen Tasarımı Bir Haftada Tamamlandı
Projenin en kritik ve teknik aşamalarından biri olan antijen tasarımı, araştırma grubunun yoğun mesaisi neticesinde sadece bir hafta içinde bitirildi. Tasarlanan antijenler, virüsün bağışıklık sistemi tarafından tanınmasını sağlayacak olan anahtar yapılar olarak kabul ediliyor. Şu an laboratuvar ortamında test edilmeye başlanan bu tasarımlar, başarılı oldukları takdirde projenin hayvan deneyleri ve klinik aşamalarına geçiş için temel oluşturacak.
24 Saat Kesintisiz Mesai: Bilimin Gücü
EÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mert Döşkaya, 2007 yılından bu yana edindikleri birikimi bu projeye aktardıklarını belirterek, araştırma grubunun 24 saat esasına göre dönüşümlü olarak çalıştığını ifade etti. Döşkaya, yerli DNA aşısının sadece bir sağlık ürünü değil, aynı zamanda Türkiye’nin biyoteknolojik bağımsızlığı adına stratejik bir hamle olduğunun altını çizdi.
DNA Aşısının Önemi Nedir?
Geleneksel aşılardan farklı olarak DNA aşıları, virüsün genetik kodunun bir parçasını kullanarak vücudun kendi hücrelerine antijen ürettirmeyi hedefler. Bu teknoloji, daha hızlı üretim imkanı ve daha güçlü bir bağışıklık yanıtı oluşturma potansiyeliyle modern tıbbın en önemli alanlarından biri olarak görülüyor. Yetkililer, çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda ilerlediğini ve her aşamanın uluslararası standartlara uygun olarak kaydedildiğini belirtiyor.









