<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
  <channel>
<title>Samsun Haber |  Son Dakika Samsun Haberleri | Samsunspor Haberleri</title>
<link>https://www.amisoshaber.com</link>
<description>Amisos Haber olarak, Samsun ili ve ilçeleri hakkında son dakika haberleri, asayiş haberleri, güncel haberler ve Samsunspor haberleri yayınlamaktayız.</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://www.amisoshaber.com</copyright>
<image>
<title>https://www.amisoshaber.com</title>
<url>https://www.amisoshaber.com/images/genel/360x90px_3.png
</url>
<link>https://www.amisoshaber.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Yaz Geldi Şimdi Birbirimizi ve Şehrimizi Gözetme Zamanı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucularım;</p>

<p>Yaz mevsimiyle birlikte Samsun’umuz yeniden canlandı. Sahiller doldu, parklar çocuk sesleriyle şenlendi, caddeler ve meydanlar hareketlendi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da binlerce insanımızın buluştuğu güzel şehrimizin huzur, güven ve sağlık içerisinde bir yaz geçirmesi en büyük temennimizdir.</p>

<p>Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki; Samsun Büyükşehir Belediyemizin son dönemde altyapıdan çevre düzenlemelerine, ulaşım çalışmalarından sosyal alanlara kadar birçok hizmeti gözle görülür şekilde dikkat çekmektedir. Şehrimizin daha yaşanabilir hâle gelmesi için emek veren başta belediye başkanlarımız olmak üzere tüm çalışanlara teşekkür etmek gerekir. Şehir sevgisi sadece alkışlamakla değil, eksikleri de iyi niyetle dile getirip çözümün bir parçası olmakla anlam kazanır.</p>

<p>Özellikle Büyük Cami çevresi, tramvay durakları ve alt geçitlerin bulunduğu bazı alanlarda parke taşlarının yerlerinden oynadığı görülmektedir. İnsanlarımızın otobüse veya tramvaya yetişmek için acele ettiği anlarda bu durum ciddi düşme ve yaralanma riskleri oluşturmaktadır. Allah korusun, küçük görünen ihmaller büyük üzüntülere yol açabilir. Yaz yoğunluğu artmadan bu alanların gözden geçirilmesi yerinde olacaktır.</p>

<p>Bir başka önemli konu toplu ulaşımdır.</p>

<p>Sıcak havaların başlamasıyla birlikte otobüslerde klimaların düzenli çalıştırılması artık bir konfor değil, ihtiyaçtır. Bunun yanında bazı sürücülerimizin ani fren yapmaları, duraklara hızlı giriş çıkışları ve yolcu işaret ettiği hâlde durağı geçmeleri özellikle yaşlı vatandaşlarımızı zor durumda bırakmaktadır. Elbette tüm şoförlerimizi aynı kefeye koymak haksızlık olur. Görevini büyük özveriyle yapan sürücülerimizi tenzih ediyoruz. Ancak belirli aralıklarla hizmet içi eğitimlerin tekrarlanması, vatandaş memnuniyeti ve güvenliği açısından faydalı olacaktır.</p>

<p>Yağmurlu günlerde durakların önünde oluşan su birikintileri de ayrı bir hassasiyet konusudur. Durağın altında bekleyen insanlar varken bazı araç sürücülerinin hız kesmeden geçerek yayaları baştan aşağı ıslatması empati eksikliğinin üzücü bir örneğidir. Oysa birkaç saniyelik dikkat ve yavaşlama, bir insanın gününü mahvetmek yerine yüzünde bir tebessüm bırakabilir.</p>

<p>Samsun'un sahilleri gerçekten göz kamaştırıyor. Ancak bu güzelliği korumak hepimizin görevidir. Çekirdek yiyip kabuklarını yere atanlar, çevreyi kirletenler ve evcil hayvanlarını gezdirirken gerekli temizlik malzemelerini yanında bulundurmayanlar konusunda daha duyarlı olunmalıdır. Evcil hayvan sahiplerimiz, dostlarımızın ardından çevre temizliğini sağlamalıdır.</p>

<p>Vatandaşın vatandaşla tartışması çoğu zaman kırıcı sözlere dönüşebilmektedir. Bu nedenle özellikle yaz döneminde zabıta ekiplerinin sahil alanlarında daha görünür olması önemlidir. Temizlik görevlilerimizin emeğine saygı göstermek kadar, kurallara uyulmasını sağlamak da ortak sorumluluğumuzdur.</p>

<p>Özellikle duş alanları, soyunma kabinleri ve tuvaletlerde düzenli denetimler yapılmalı; görevini hakkıyla yapan personelimizi tenzih ederek, ihmali olanlara gerekli uyarılar yapılmalıdır.</p>

<p>Kumsal alanlarda ve yoğun kullanılan sahil kesimlerinde belirli aralıklarla, örneğin ellişer metre mesafeyle çöp varillerinin bulundurulması vatandaşlarımızın çöplerini uygun yerlere atmasını kolaylaştıracaktır. Ancak asıl önemli olan, çöp kutularının varlığından önce onları kullanma bilincinin toplumda yerleşmesidir. Çünkü temiz bir şehir, önce temiz bir düşünceyle başlar.</p>

<p>Geçtiğimiz yıllarda yaşanan boğulma vakaları hâlâ hafızalarımızdadır. Aynı acıları tekrar yaşamamak adına cankurtaran ekiplerinin sürekli gözetim hâlinde olması, yüzme bilmeyen vatandaşlarımıza yönelik belirli aralıklarla uyarı anonslarının yapılması hayati önem taşımaktadır. Sahillerimiz sadece Samsunluların değil; çevre il ve ilçelerden gelen misafirlerimizin de buluşma noktasıdır.</p>

<p>Bir başka husus da güvenlik konusudur.</p>

<p>Kolluk kuvvetlerimiz büyük bir özveriyle görev yapmaktadır. Ancak hiçbir güvenlik görevlisinin aynı anda her yerde bulunması mümkün değildir. Bu nedenle vatandaş olarak bizlere de önemli sorumluluklar düşmektedir. Özellikle yaz aylarında artan insan yoğunluğu nedeniyle çanta, cüzdan, cep telefonu ve kişisel eşyalarımıza daha fazla dikkat etmeli; çocuklarımızı gözden uzak bırakmamalı ve şüpheli durumlarda ilgili birimlere bilgi vermeliyiz. Tedbir, korku değil; bilinçli yaşamın gereğidir.</p>

<p>Bir başka önemli hassasiyetimiz de ormanlarımızdır.</p>

<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte orman yangını riski de yükselmektedir. Dikkatsizce yere atılan bir sigara izmariti, söndürülmeden bırakılan küçük bir ateş ya da piknik sonrası ihmal edilen bir köz, geri dönüşü olmayan felaketlere yol açabilmektedir.</p>

<p>Ormanlık alanlarda ateş yakılması konusunda azami dikkat gösterilmeli, yakılan ateş tamamen söndürülmeden bölgeden ayrılınmamalıdır. Araç kullanırken sigara izmaritlerini camdan dışarı atmak sadece çevre kirliliği değil, aynı zamanda büyük yangınların da sebeplerinden biridir.</p>

<p>Bir anlık dikkatsizlik; yıllarca büyüyen ağaçları, binlerce canlının yaşam alanını ve geleceğimize bırakacağımız doğal mirası yok edebilir. Yanan sadece ağaçlar değildir; yanan geleceğimizdir.</p>

<p>Unutmayalım;</p>

<p>Hepimiz aynı şehri paylaşıyoruz. Herkes kendi metrekaresi kadar özgürdür. Hiç kimse sözleriyle, tavırlarıyla ve davranışlarıyla bir başkasının yaşam alanına müdahale etme hakkına sahip değildir.</p>

<p>Bu yaz; yalnızca tatil değil, birlikte yaşama kültürünü yeniden hatırlama mevsimi olsun.</p>

<p>Bir çöpü yerine atmak, bir yaşlıya yol vermek, bir sigara izmaritini cebimizdeki küçük çöp poşetine koymak, bir yayayı ıslatmamak için yavaşlamak, bir çocuğun elinden tutmak, çevremizi gözetmek ve doğayı korumak…</p>

<p>Bazen büyük değişimler, küçük sorumluluklarla başlar.</p>

<p>Daha temiz sahiller, daha güvenli yollar, daha dikkatli sürücüler, daha duyarlı vatandaşlar ve daha huzurlu bir Samsun dileğiyle…</p>

<p>Bu güzel şehir için emek veren herkese teşekkür ediyor; sağlık, huzur ve kazasız belasız bir yaz sezonu diliyorum.</p>

<p>Çünkü Samsun hepimizin evidir. Evimizi korumak, güzelleştirmek ve huzur içinde yaşatmak da hepimizin görevidir.</p>

<p>Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/yaz-geldi-simdi-birbirimizi-ve-sehrimizi-gozetme-zamani/834/</link>
<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 20:06:09 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Doğruyu Biliyor muyuz, Yoksa İşimize mi Gelmiyor?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>“Etik” kelimesi bugün sıkça kullanılıyor; ancak çoğu zaman davranışlarımızla değil, söylemlerimizle var oluyor. Herkes doğruluktan, adaletten ve liyakatten yana olduğunu söylüyor; fakat gündelik hayatın küçük ayrıntılarına bakıldığında, bu değerlerin çoğu zaman esnetildiği görülüyor. Etik, artık kesin bir ilke olmaktan ziyade, şartlara göre hatırlanan bir kavrama dönüşmüş durumda.</p>

<p>İş hayatında etik, çoğu zaman performans hedefleriyle sınanıyor. Sonuca ulaşmak, yöntemin önüne geçiyor. “Herkes böyle yapıyor” cümlesi, pek çok etik ihlalin sessiz gerekçesi hâline gelmiş durumda. Bir raporun biraz erken onaylanması, eksik bir bilginin görmezden gelinmesi ya da emeğin gerçek sahibinin adının anılmaması… Bunlar büyük skandallar değil belki; ama etik aşınma tam da bu küçük kabullerle başlıyor.</p>

<p>Akademik dünyada durum farklı görünse de özünde benzer bir tablo var. Bilginin peşinde olması gereken bir alan, zaman zaman unvanların ve sayısal başarıların gölgesinde kalıyor. Yayın baskısı, atıf sayıları ve akademik yükselme kaygısı; etik hassasiyetlerin önüne geçebiliyor. Başkasının fikrini yeterince görünür kılmamak, aceleyle hazırlanmış çalışmalar ya da danışman–öğrenci ilişkilerinde sınırların bulanıklaşması, bu alandaki etik tartışmaların başlıca başlıkları arasında yer alıyor.</p>

<p>Öğrencilik süreçlerinde ise etik, çoğu zaman “yakalanmamak” üzerinden tanımlanıyor. Kopya çekmek, ödev paylaşmak ya da yapay zekâdan yararlanırken emeği sahiplenmek, bir ahlak meselesi olmaktan çıkıp teknik bir beceri gibi algılanabiliyor. “Zaten sistem adil değil” düşüncesi, bireysel sorumluluğu ortadan kaldıran bir gerekçeye dönüşüyor.</p>

<p>Gündelik hayattan basit bir sahne bu durumu özetlemeye yetiyor: Kalabalık bir yerde sıra bekleyen insanlar… Bir kişi öne geçiyor, diğeri ses çıkarmıyor. Çünkü itiraz etmek zaman alacak, gerilim yaratacak. Küçük bir haksızlık, büyük bir sessizlikle geçiştiriliyor. Etik ihlal, yalnızca yapanın değil; görüp susanın da paylaştığı bir duruma dönüşüyor.</p>

<p>Günümüz insanı için etik, çoğu zaman “ideal şartlarda” geçerli bir ilke. Zorlayıcı koşullarda ise ertelenebilir bir lüks gibi görülüyor. Oysa etik tam da zor anlarda anlam kazanır. Kolay olanı değil, doğru olanı seçme iradesidir.</p>

<p>Belki de asıl mesele, etiği yalnızca kurallar bütünü olarak görmemizdir. Etik, yönetmeliklerde yazılı maddelerden önce; bireyin kendisiyle kurduğu sessiz bir sözleşmedir. Kimse bakmazken de doğruyu yapabilme meselesidir.</p>

<p>Bugün etik üzerine çok konuşuyoruz; çünkü ona her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. İşte, okulda, sokakta… Büyük kararlar kadar küçük tercihler de bu ihtiyacı belirgin kılıyor. Çünkü etik, bir gün herkese lazım olan bir kavram değil; her gün herkesin sınandığı bir duruştur.</p>

<p>Belki de yeniden sormamız gereken soru şudur: Doğruyu bilmiyor muyuz, yoksa doğruyu ertelemeye mi alıştık?</p>
]]></content:encoded>
<author>Murat Şahin</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/doc-dr-murat-sahin/dogruyu-biliyor-muyuz-yoksa-isimize-mi-gelmiyor/833/</link>
<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 09:20:56 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Balon Değil, Yürek Olmak!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucularım:<br />
Dünya Kupası öncesi yine aynı heyecanı yaşıyoruz. Ay yıldızlı formayı gördüğümüzde içimiz kıpır kıpır oluyor, umutlarımız büyüyor. Çünkü biz futbolu sadece bir oyun olarak görmeyen bir milletiz. Sevinince hep birlikte sevinen, üzülünce hep birlikte kahrolan bir toplumuz.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım var.</p>

<p>Biz coşkuyu seven bir milletiz ama zaman zaman coşkuyla beklentiyi birbirine karıştırıyoruz. Bir galibiyetten sonra göklere çıkarıyor, bir mağlubiyetten sonra yerin dibine sokabiliyoruz. Oysa başarı da başarısızlık da sporun doğal bir parçasıdır.</p>

<p>Bugün A Milli Takımımızın önünde yeni bir Dünya Kupası yolculuğu var. Avustralya, Paraguay ve ABD karşılaşmalarıyla başlayacak bu serüvende elbette gönlümüzden geçen en güzel sonuçları almak. Fakat daha önemlisi, sahada mücadele eden, vazgeçmeyen, karakter ortaya koyan bir takım görebilmektir.</p>

<p>2002 Dünya Kupası'nı hatırlayalım.</p>

<p>O günlerde kimse Türkiye'nin dünya üçüncüsü olacağını düşünmüyordu. Gazeteler şampiyonluk manşetleri atmıyor, insanlar final hesapları yapmıyordu. Ama maç maç ilerleyen, mücadele ettikçe büyüyen, kazandıkça inanan bir takım vardı. Başarı beklentinin değil, emeğin ve birlikteliğin sonucunda geldi.</p>

<p>Bugün de aynı gerçeği unutmamalıyız.</p>

<p>Milli takımımız artık duygularla hareket eden değil, ayakları yere daha sağlam basan bir yapıya sahip olmaya çalışıyor. Kazandığında rehavete kapılmayan, kaybettiğinde dağılmayan bir anlayış gelişiyor. Asıl güç de burada yatıyor.</p>

<p>Millet olarak bizim de yapmamız gereken budur.</p>

<p>Şişirilen bir balon gibi yükselip en ufak darbede sönmek yerine, kökü sağlam bir çınar gibi durabilmek... Bir maçla kahraman, bir maçla hain ilan etmemek... Eleştiriyi yıkmak için değil, geliştirmek için yapmak...</p>

<p>Çünkü gerçek taraftarlık sadece alkışlamak değil, zor günde de yanında durabilmektir.</p>

<p>Dünya Kupası uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta galibiyetler de olacaktır, zor anlar da... Önemli olan sonuçtan önce mücadele ruhunu kaybetmemektir.</p>

<p>Ay yıldızlı formanın değeri sadece kazandığı kupalarla ölçülmez. O forma; milyonların umudunu, duasını ve ortak heyecanını taşır.</p>

<p>Bu nedenle kupa başlamadan önce hepimize düşen görev; beklentileri büyütmekten çok, inancı büyütmektir.</p>

<p>Çünkü bazen kupaları yıldızlar değil, yüreğini ortaya koyanlar kazanır.</p>

<p>Haydi Türkiye...<br />
Balon değil, yürek olalım.<br />
Sonuç ne olursa olsun, mücadeleden vazgeçmeyelim.</p>

<p>Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/balon-degil-yurek-olmak/832/</link>
<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 09:18:58 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hukukta Reform Süreci ve Vatandaşın Güven Arayışı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="isselectedend">Adalet…</p>

<p class="isselectedend">Bir devletin milletine verdiği en büyük sözdür.</p>

<p class="isselectedend">Çünkü vatandaş için mesele sadece mahkeme kapısı değildir.</p>

<p class="isselectedend">Mesele;hakkını ararken devlete güvenebilmesidir.</p>

<p class="isselectedend">İşte bu yüzden son dönemde adalet sisteminde atılan yapısal adımları dikkatle takip etmek gerekiyor.</p>

<p class="isselectedend">Özellikle Adalet Bakanı Akın Gürlek’in göreve gelmesinden sonra verilen mesajlar, yargının hızlandırılması ve uygulamadaki sorunların çözümüne yönelik iradenin daha güçlü hissedildiğini gösteriyor.</p>

<p class="isselectedend">Çünkü sistemin içinden gelen bir ismin adalet mekanizmasının hangi noktalarında aksama yaşandığını daha iyi bilmesi önemlidir.</p>

<p class="isselectedend">Dosya yoğunluğunu bilen…</p>

<p class="isselectedend">Mahkeme koridorlarını bilen…</p>

<p class="isselectedend">Vatandaşın nerede yorulduğunu bilen…</p>

<p class="isselectedend">Bilirkişi sistemindeki tartışmaları bilen…</p>

<p class="isselectedend">Uzayan davaların toplumda nasıl bir güvensizlik oluşturduğunu görebilen bir bakış açısı…</p>

<p class="isselectedend">Bunlar küçümsenecek şeyler değildir.</p>

<p class="isselectedend">Son dönemde özellikle e-duruşma uygulamalarının genişletilmesi, dijitalleşme adımları, yeni mahkemelerin kurulması, hedef süre uygulamaları ve yapay zekâ destekli bazı altyapı çalışmalarının konuşuluyor olması önemli gelişmelerdir.</p>

<p class="isselectedend">Çünkü artık dünya değişti.</p>

<p class="isselectedend">Suç değişti.</p>

<p class="isselectedend">Delil değişti.</p>

<p class="isselectedend">Bir dosya artık sadece birkaç ifade tutanağından ibaret değil.</p>

<p class="isselectedend">Telefon kayıtları…</p>

<p class="isselectedend">Kamera sistemleri…</p>

<p class="isselectedend">Dijital hareketler…</p>

<p class="isselectedend">HTS verileri…</p>

<p class="isselectedend">Banka akışları…</p>

<p class="isselectedend">Sosyal medya incelemeleri…</p>

<p class="isselectedend">Teknik analizler…</p>

<p class="isselectedend">Bütün bunlar artık soruşturmanın merkezine oturmuş durumda.</p>

<p class="isselectedend">Bu yüzden faili meçhul dosyalar konusunda dijital kapasitenin artırılması ve eski dosyaların yeniden değerlendirilmesi yönündeki yaklaşım da toplum vicdanı açısından önemlidir.</p>

<p class="isselectedend">Çünkü bazı dosyalar sadece hukuk dosyası değildir.</p>

<p class="isselectedend">Milletin vicdanında kapanmamış yaradır.</p>

<p class="isselectedend">Devletin büyüklüğü de burada belli olur.</p>

<p class="isselectedend">Unutmayan devlet olmak…</p>

<p class="isselectedend">Takip eden devlet olmak…</p>

<p class="isselectedend">Gerçeğin peşinden gitmeye devam eden devlet olmak…</p>

<p class="isselectedend">İşte güven burada oluşur.</p>

<p class="isselectedend">Aile hukukuna ilişkin son dönemde konuşulan düzenlemeler de toplumun uzun süredir tartıştığı bazı başlıkların artık daha dikkatli ele alınmaya başlandığını gösteriyor.</p>

<p class="isselectedend">Özellikle nafaka ve velayet gibi meselelerde hem mağduriyet oluşturmayan hem de hakkaniyet duygusunu koruyan daha dengeli bir yaklaşım beklentisi toplumda giderek daha fazla konuşuluyor.</p>

<p class="isselectedend">Çünkü hukuk sistemi yalnızca bir tarafı değil, adalet duygusunu bütünüyle korumak zorundadır.</p>

<p class="isselectedend">Bunun yanında özellikle arazi, tapu ve miras anlaşmazlıkları gibi yıllarca sürebilen hukuk davalarının daha hızlı çözülebilmesine yönelik arayışları da değerli buluyorum.</p>

<p class="isselectedend">Çünkü bazen yıllarca süren bir miras davası sadece hukuki mesele olmaktan çıkıyor.</p>

<p class="isselectedend">Aileleri yoruyor…</p>

<p class="isselectedend">Kardeşleri karşı karşıya getiriyor…</p>

<p class="isselectedend">Toprakları âtıl bırakıyor…</p>

<p class="isselectedend">İnsanların devlete olan güvenini zedeliyor.</p>

<p class="isselectedend">Bu nedenle hukuk mahkemelerinde daha sistemli, daha standart ve daha hızlı karar süreçlerinin güçlendirilmesi önemli bir ihtiyaç haline gelmiş durumda.</p>

<p class="isselectedend">Ancak bütün bu olumlu gelişmelerin yanında sahada çözülmesi gereken ciddi meseleler de vardır.</p>

<p class="isselectedend">Bunların başında da bilirkişilik sistemi geliyor.</p>

<p class="isselectedend">Bugün birçok teknik dosyada bilirkişi raporu neredeyse davanın kaderini belirleyecek seviyeye gelmiş durumda.</p>

<p class="isselectedend">Bu normaldir.</p>

<p class="isselectedend">Çünkü teknik dosyalarda uzman görüşü gereklidir.</p>

<p class="isselectedend">Fakat bazı raporlar toplumdaki güven duygusunu zedeliyor.</p>

<p class="isselectedend">Aynı olay için farklı bilirkişilerden tamamen farklı sonuçlar çıkabiliyor.</p>

<p class="isselectedend">Bir raporda tali kusurlu görülen kişi başka bir raporda asli kusurlu olabiliyor.</p>

<p class="isselectedend">Bir dosyada yetki alanı dışında değerlendirilen kişi başka dosyada doğrudan sorumlu gösterilebiliyor.</p>

<p class="isselectedend">İşte vatandaşın zihnindeki soru işaretleri tam burada başlıyor.</p>

<p class="isselectedend">Elbette bu sistemin içinde gerçekten büyük emek veren, dosyayı teknik olarak inceleyen ve vicdanıyla rapor hazırlayan çok kıymetli bilirkişiler var.</p>

<p class="isselectedend">Onların hakkını teslim etmek gerekir.</p>

<p class="isselectedend">Ancak bazı kötü örnekler bütün sisteme zarar veriyor.</p>

<p class="isselectedend">Kopyala-yapıştır raporlar…</p>

<p class="isselectedend">Dosyanın ruhuna inmeden yapılan değerlendirmeler…</p>

<p class="isselectedend">Fiili sorumluluğu tam analiz etmeden dağıtılan kusurlar…</p>

<p class="isselectedend">Özellikle iş kazası dosyalarında bu eleştiriler daha yoğun hissediliyor.</p>

<p class="isselectedend">Çünkü modern üretim tesisleri artık çok karmaşık yapılara sahip.</p>

<p class="isselectedend">Alt işveren var…</p>

<p class="isselectedend">Taşeron var…</p>

<p class="isselectedend">Yetki devri var…</p>

<p class="isselectedend">Saha organizasyonu var…</p>

<p class="isselectedend">Teknik sorumluluk ayrımları var…</p>

<p class="isselectedend">Ancak bazen bütün bu yapı yeterince incelenmeden kusur değerlendirmeleri yapılabildiğine yönelik ciddi eleştiriler bulunuyor.</p>

<p class="isselectedend">Oysa hukukta temel prensip nettir:</p>

<p class="isselectedend">Kusur şahsidir.</p>

<p class="isselectedend">Yetkinin olmadığı yerde sorumluluk da doğru analiz edilmelidir.</p>

<p class="isselectedend">Bir başka önemli mesele ise bazı hukuki mekanizmaların kötüye kullanımı tartışmalarıdır.</p>

<p class="isselectedend">Koruma kararları…</p>

<p class="isselectedend">Tedbir uygulamaları…</p>

<p class="isselectedend">Şikayet mekanizmaları…</p>

<p class="isselectedend">Bunlar gerçek mağdurlar için hayati öneme sahiptir.</p>

<p class="isselectedend">Ancak sistemin kötüye kullanımına da izin verilmemelidir.</p>

<p class="isselectedend">Çünkü hukuk intikam aracına dönüşürse zarar görür.</p>

<p class="isselectedend">Gerçek mağdur korunamaz hale gelirse yine hukuk zarar görür.</p>

<p class="isselectedend">İşte tam bu noktada başlayan reform iradesinin devam etmesi gerekiyor.</p>

<p class="isselectedend">Çünkü Türkiye artık daha hızlı işleyen…</p>

<p class="isselectedend">Daha teknik çalışan…</p>

<p class="isselectedend">Daha güven veren…</p>

<p class="isselectedend">Ve vatandaşın adalete daha kolay ulaşabildiği bir sisteme ihtiyaç duyuyor.</p>

<p class="isselectedend">Bugün atılan adımlar önemlidir.</p>

<p class="isselectedend">Ama toplumun asıl beklentisi şudur:</p>

<p class="isselectedend">Geç gelen değil…</p>

<p>Güven veren adalet.</p>
]]></content:encoded>
<author>Mücahit Ali EREN</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/mucahit-ali-eren/hukukta-reform-sureci-ve-vatandasin-guven-arayisi/831/</link>
<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 20:53:14 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hicaz Makamından Yükselen Bir Nefes</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucularım; Toplumların hafızasını ayakta tutan en önemli değerlerden biri sanattır.</p>

<p>Sanatın en zarif dallarından biri olan Türk Sanat Müziği ise geçmiş ile gelecek arasında kurulan güçlü bir köprüdür. </p>

<p>Makamların ruhumuza işleyen nağmeleri, sözlerin anlamıyla birleştiğinde sadece kulaklara değil, gönüllere de hitap eder.</p>

<p>Samsun Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Türk Sanat Müziği Korosu tarafından hazırlanan</p>

<p> “Yaza Merhaba Hicaz Faslı ve Solistler Geçidi” konseri de bu anlamlı buluşmalardan biri olmaya hazırlanıyor.</p>

<p>Müziğimizin en çok kullanılan ve en sevilen makamlarından biri olan Hicaz makamında başlayacak konser, Türk Sanat Müziği repertuvarının seçkin eserleriyle devam edecek. </p>

<p>Koro tarafından seslendirilecek eserlerin yanı sıra, birbirinden değerli solistlerin yorumları da sanatseverlerle buluşacak.</p>

<p>Şef Yaşar Abrur yönetiminde ve sanat danışmanı Cavit Ersoy'un katkılarıyla hazırlanan konser, iki bölüm halinde gerçekleştirilecek. </p>

<p>Uzun bir emeğin, disiplinli çalışmaların ve sanat aşkının ürünü olan bu etkinlik, Samsun'un kültür ve sanat hayatına önemli bir değer katacak.</p>

<p>Günümüzün hızlı ve yorucu yaşam temposunda insanlar çoğu zaman ruhlarını dinlendirecek fırsatlar arıyor. İşte böylesi konserler, insanları aynı salonda buluşturan, ortak duygularda birleştiren ve kültürel bağlarımızı güçlendiren önemli etkinliklerdir.</p>

<p>7 Haziran Pazar günü saat 20.00'de Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi Büyük Salon'da gerçekleştirilecek olan bu konserin ücretsiz olması da ayrı bir güzelliktir. </p>

<p>Sanatın herkese ulaşabilmesi, toplumun kültürel gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Türk Sanat Müziğinin eşsiz makamlarıyla yaz mevsimine merhaba demek isteyen tüm sanatseverleri bu anlamlı geceye davet ediyoruz.</p>

<p>Müziğin birleştirici gücüyle gönüllerin buluşacağı bu güzel konserin, sanat adına unutulmaz bir akşam olmasını diliyorum.</p>

<p>Toplumun Nefesi olarak inanıyorum ki; sanatın olduğu yerde umut, estetik ve ortak değerler yaşamaya devam eder.</p>

<p>Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/hicaz-makamindan-yukselen-bir-nefes/830/</link>
<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 16:04:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bilinçli Toplum İçin El Ele</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucularım:</p>

<p>Canik Belediye Başkanı Sayın İbrahim Sandıkçı'nın gençlerimize yönelik eğitim desteklerini okurken dikkatimi çeken önemli bir nokta oldu. Başarı, sadece sınav günü ortaya çıkan bir sonuç değildir; başarı, önceden yapılan hazırlığın, farkındalığın ve doğru yönlendirmenin eseridir.</p>

<p>Canik Belediyesi'nin LGS ve YKS öncesinde öğrenciler için ücretsiz deneme sınavları düzenlemesi, dereceye giren öğrencileri ödüllendirmesi ve tercih döneminde danışmanlık desteği sunması, geleceğe yapılan değerli yatırımlardan biridir. Asıl önemli olan ise sorun ortaya çıktıktan sonra çözüm aramak değil, sorun oluşmadan önce önlem alabilmektir.</p>

<p>Sayın Başkanın eğitim konusunda gösterdiği hassasiyet sadece sınavlarla sınırlı değildir. Bugüne kadar bilim insanlarını, gazetecileri, yazarları ve alanında uzman isimleri Canik halkıyla buluşturması da toplumsal gelişim adına önemli bir farkındalık çalışmasıdır.</p>

<p>Tam da bu noktada yıllardır üzerinde düşündüğüm bir konuya değinmek istiyorum: Aile olmak...</p>

<p>Eğitim sadece okul sıralarında verilen derslerden ibaret değildir. Hayatın kendisi de büyük bir okuldur. İnsan iyi bir eş olmayı, iyi bir anne ya da baba olmayı da öğrenmelidir.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde hazırladığım "Nefesdaşım – Bilinçli Evlilik Rehberi" adlı kitabımı ilgili kurumlara ulaştırırken hep aynı düşünce zihnimdeydi:</p>

<p>"Bilmeden olunmadığı gibi, okumadan da yürünmez."</p>

<p>Evlilik hayatın en önemli kararlarından biridir. Ancak ne yazık ki birçok genç, evliliğin sadece düğün ve güzel günlerden ibaret olduğunu düşünerek bu yola çıkıyor. Oysa evlilik; sorumluluk, fedakârlık, iletişim, sabır ve bilinç gerektirir.</p>

<p>Eve girmeden önce evin içini konuşabilmek gerekir.</p>

<p>Maddi konular konuşulmuş mu?</p>

<p>Ailelerle ilişkiler değerlendirilmiş mi?</p>

<p>Çocuk sahibi olma düşünceleri paylaşılmış mı?</p>

<p>Hayata bakış açıları ne kadar uyumlu?</p>

<p>Birbirlerinin beklentilerini gerçekten biliyorlar mı?</p>

<p>İşte bu soruların cevapları verilmeden atılan adımlar, ilerleyen yıllarda ciddi sorunlara dönüşebiliyor.</p>

<p>Sayın Başkanın bir değerlendirmesi özellikle dikkatimi çekti. Belediyeye ulaşan aile dosyalarının önemli bir kısmının boşanmış ailelere ait olması hepimizi düşündürmelidir. Çünkü boşanma sadece iki kişinin ayrılması değildir. Çoğu zaman çocukların hayatında derin izler bırakan toplumsal bir sonuçtur.</p>

<p>Bugün birçok evliliğin temelinde bilinç eksikliği bulunmaktadır. İnsanlar evleniyor fakat aile olmanın ne anlama geldiğini yeterince öğrenmeden bu yola çıkıyor.</p>

<p>Oysa bilinçli evlilik, güçlü aileyi; güçlü aile ise güçlü toplumu oluşturur.</p>

<p>Bu nedenle yerel yönetimlerin eğitim projelerinin yanında aile bilinçlendirme seminerleri, evlilik öncesi eğitim programları ve gençlere yönelik farkındalık çalışmaları da büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Ben de bir yazar ve aile danışmanlığı eğitimi almış biri olarak bu tür çalışmalara her zaman gönüllü destek vermeye hazırım.</p>

<p>Özellikle evlilik hazırlığında olan gençlerin, "Nefesdaşım – Bilinçli Evlilik Rehberi"ni birlikte okuyarak kitapta yer alan soruları birbirlerine sormalarını tavsiye ediyorum. Çünkü bazı sorular vardır ki düğünden önce sorulursa hayat kurtarır, düğünden sonra sorulursa sorun çıkarır.</p>

<p>Amacımız kimseyi eleştirmek değil, bilinçli bir toplum için farkındalık oluşturmaktır.</p>

<p>Eğitimde, ailede, insan ilişkilerinde ve toplumsal değerlerde bilinç yükseldikçe huzur da artacaktır.</p>

<p>Gelin hep birlikte;</p>

<p>"Bilinçli toplum için el ele,</p>

<p>Güçlü aile için omuz omuza,</p>

<p>Gelecek nesiller için gönül gönüle" diyelim.</p>

<p>Çünkü toplumun gerçek nefesi; eğitimli, bilinçli ve birbirine saygılı insanlardan oluşur</p>

<p>Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/bilincli-toplum-icin-el-ele/829/</link>
<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:57:08 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Dönemin Sesi Sustu</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucularım:<br />
Bazı insanlar vardır; sadece bir meslek icra etmez, yaşadıkları dönemin hafızasına dönüşürler. Reha Muhtar da televizyon haberciliğinde böyle bir isimdi.</p>

<p>Bir dönem milyonlarca insan akşam haberlerini onun sesiyle dinledi. Kendine özgü sunumu, heyecanı ve habercilik anlayışıyla Türk televizyonculuğunda farklı bir yer edindi. Onu sevenler de oldu, eleştirenler de. Ancak herkes onun mesleğinde iz bıraktığı konusunda hemfikirdi.</p>

<p>Hayatın en büyük gerçeği ise şudur: Gün gelir alkışlar susar, ekranlar kapanır ve geriye insanın bıraktığı eserler, hatıralar ve insanların gönlünde bıraktığı izler kalır.</p>

<p>Asıl mesele; ne kadar uzun yaşadığımız değil, yaşadığımız süre içinde ne kadar fayda üretebildiğimizdir. Toplumun hafızasında yer etmek, insanların hayatına dokunabilmek ve geride güzel hatıralar bırakabilmek her insana nasip olmaz.</p>

<p>Bugün bir televizyoncuyu, bir gazeteciyi, bir babayı ve kendi döneminin önemli simalarından birini uğurluyoruz.</p>

<p>Allah rahmet eylesin.</p>

<p>Ailesine, sevenlerine ve medya camiasına sabır diliyorum.</p>

<p>Çünkü insanın ardından söylenebilecek en kıymetli sözlerden biri şudur:</p>

<p>“İyi ki yaşamış, iyi ki bir iz bırakmış.”</p>

<p>Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/bir-donemin-sesi-sustu/828/</link>
<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 23:21:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Cemiyet İnsanı Olmak</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kentli olmak, yalnızca bir şehirde yaşamak değildir. Asıl mesele, o şehrin kurduğu ilişkiler ağına dâhil olabilmektir. Sokakların, kurumların, derneklerin, meclislerin ve ortak mekânların oluşturduğu bu ağ, bireyi “tek başına yaşayan” bir varlık olmaktan çıkarır; onu cemiyetin bir parçası hâline getirir. Cemiyet insanı olmak, tam da bu dönüşümün adıdır.</p>

<p>İnsan, potansiyelini tek başına değil; başkalarıyla birlikte geliştirir. Sorumluluk almak, verilen görevi yerine getirmek, fikrini savunmak ya da geri çekmek, eleştirmek ve eleştiriye katlanmak… Bütün bunlar, bireyin karakterini şekillendiren toplumsal deneyimlerdir. Cemiyet hayatı, bu deneyimlerin doğal zemini olarak işlev görür.</p>

<p>Kent, bu açıdan büyük bir okuldur. Farklı görüşlerin, inançların ve yaşam tarzlarının yan yana geldiği şehir hayatı, bireyi sürekli sınar. Kendi fikrini savunmayı öğrenirken, başkasının fikrini duymayı da öğretir. Cemiyet içinde var olan birey, mutlak doğruların değil; müzakerenin değerini keşfeder.</p>

<p>Sosyolojik açıdan bakıldığında, cemiyet hayatı bireyin sosyalleşme sürecinin en ileri aşamalarından biridir. Ailede başlayan, okulda şekillenen bu süreç; dernekler, vakıflar, meslek örgütleri ve sivil yapılarla derinleşir. Birey burada yalnızca “ben” olarak değil; “biz” duygusuyla hareket etmeyi öğrenir. Sorumluluk, bu noktada soyut bir erdem olmaktan çıkar; somut bir pratiğe dönüşür.</p>

<p>Cemiyet hayatı aynı zamanda fikrî gelişimin de alanıdır. Yeni düşüncelerle karşılaşmak, alışılmış kalıpların dışına çıkmayı gerektirir. Eleştirmek kadar eleştirilmeyi de kabullenmek, olgunlaşmanın temel şartıdır. Cemiyet, bireye yalnızca konuşma imkânı sunmaz; susmayı, dinlemeyi ve düşünmeyi de öğretir.</p>

<p>Modern kent yaşamı ise bu imkânı hem çoğaltır hem de tehdit eder. Dijital iletişim, insanları görünürde birbirine yaklaştırırken; yüz yüze cemiyet ilişkilerini zayıflatabilir. Herkesin fikrini söylediği ama kimsenin gerçekten dinlemediği bir ortam oluşur. Bu yüzden cemiyet insanı olmak, günümüzde bilinçli bir tercih hâline gelmiştir.</p>

<p>Cemiyet hayatı, inancın ve değerlerin de sınandığı bir alandır. İnsan, neye inandığını ancak başkalarıyla temas hâlindeyken fark eder. İnanç, cemiyet içinde ya derinleşir ya da yüzeyselleşir. Bu süreç, bireyin kendi duruşunu netleştirmesine imkân tanır.</p>

<p>Kentli olmanın gerçek anlamı da burada saklıdır. Şehirde yaşamak değil; şehirle birlikte yaşamak. Sorunlara kayıtsız kalmamak, ortak meselelerde söz almak, gerektiğinde sorumluluk üstlenmek. Cemiyet insanı, yalnızca hak talep eden değil; aynı zamanda yük alan kişidir.</p>

<p>Sonuç olarak cemiyet hayatı, bireyin kendini gerçekleştirdiği en sahici alanlardan biridir. Sorumluluk almak, fikrini geliştirmek, sorgulamak ve inanmak; ancak cemiyet içinde anlam kazanır. Çünkü insan, ancak başkalarıyla birlikteyken kendisi olabilir.</p>

<p>Cemiyet insanı olmak, kalabalıklar içinde kaybolmak değil; kalabalıklar içinde şahsiyet sahibi olabilmektir.<br />
 </p>
]]></content:encoded>
<author>Murat Şahin</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/doc-dr-murat-sahin/cemiyet-insani-olmak/827/</link>
<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:30:46 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Şarkının Altında Toplanan Yalnızlar</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucularım</p>

<p>Bir şarkının altına bu kadar insan neden dert bırakır?</p>

<p>Çünkü bazı şarkılar sadece dinlenmez…<br />
İnsan kendini oraya emanet eder.</p>

<p>Müslüm Gürses denince akla sadece bir ses gelmiyor artık.<br />
Bir baba sesi, bir sığınak, bir iç çekiş geliyor.<br />
Yıllardır milyonlarca insan onun şarkılarında kendi yarasını dinliyor.</p>

<p>Dikkat ettim…<br />
Yorumların çoğunda aşk kadar; geçim derdi, yalnızlık, aile özlemi, gelecek kaygısı, değersizlik hissi ve hayat yorgunluğu var.</p>

<p>Bir genç diyor ki:<br />
“Eskiden eski sevgilim için ağlardım, şimdi ailem ve sağlık için ağlıyorum.”</p>

<p>Başka biri:<br />
“Büyüyünce geçer dedikleri şey meğer mutlulukmuş.”</p>

<p>Bir başkası annesine sesleniyor yorumlarda…<br />
Belki annesi artık bu dünyada bile değil.</p>

<p>İşte tam burada durup düşünmek gerekiyor:<br />
Neden insanlar derdini artık insana değil de şarkılara anlatıyor?</p>

<p>Çünkü modern hayat kalabalık oluşturdu ama dostluk üretmedi.<br />
Herkes konuşuyor ama kimse gerçekten dinlemiyor.<br />
Birbirimizin yüzüne bakıyoruz ama ruhumuza değmiyoruz.</p>

<p>Eskiden komşular kapıyı çalardı.<br />
Şimdi insanlar gece yarısı bir şarkının yorumlarına sığınıyor.</p>

<p>Belki de bu yüzden bu yorumlar milyonlarca beğeni alıyor.<br />
Çünkü herkes kendi yalnızlığını başka birinin cümlesinde görüyor.</p>

<p>Oysa insanın en büyük ihtiyacı anlaşılmak.<br />
Bazen bir omuz, bazen bir “geçer” sözü, bazen de sadece sessizce dinlenmek…</p>

<p>Müslüm Gürses’in yıllardır unutulmamasının nedeni sadece sesi değil.<br />
İnsanların sustuğu yerden konuşması.</p>

<p>Bugün toplum olarak en çok ihtiyacımız olan şey;<br />
birbirimizin acısını küçümsememek.</p>

<p>Çünkü herkesin içinde görünmeyen bir savaş var.</p>

<p>Kimi yaşamadan yoruluyor,<br />
kimi gülerek ağlıyor,<br />
kimi de “İtirazım Var” derken aslında hayata tutunmaya çalışıyor.</p>

<p>Belki de mesele şudur:</p>

<p>İnsan bazen bir şarkıya değil,<br />
anlaşılmaya ihtiyaç duyar.</p>

<p style="margin-top: 13px;"><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İnsanın ilim ve edebi, en büyük varlığıdır. Eskimez, çürümez, kaybolmaz.( Mevlana)   Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. ( Kazım İLHAN )</span></span></span></p>

<p class="MsoSubtitle" style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%"><span style="color:#4f81bd"><span style="letter-spacing:0.75pt"><span style="font-style:italic"><b><span style="line-height:115%"><span style="color:black"><span style="font-style:normal">Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</span></span></span></b></span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/bir-sarkinin-altinda-toplanan-yalnizlar/826/</link>
<pubDate>Sat, 30 May 2026 16:14:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gülmek Sadece Mizah Değil, Hayata Dayanma Biçimidir</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucularım;</p>

<p>Bazıları bir komedyeni izler…<br />
Bazıları ise kendi hayatını görür.</p>

<p>Bugün insanlar neden bir kahkahanın peşinden gidiyor biliyor musunuz?<br />
Çünkü hayat ağırlaşıyor.</p>

<p>Geçim derdi…<br />
Yorgunluk…<br />
Kaygı…<br />
Yetişememe hissi…<br />
İnsan bazen sadece birkaç dakika olsun düşünmeden gülmek istiyor.</p>

<p>İşte tam da bu yüzden mizah artık sadece eğlence değil;<br />
bir kaçış, bir nefes alma alanı hâline geldi.</p>

<p>Bir sohbet programındaki yorumları okurken şunu fark ettim:<br />
İnsanlar sadece esprilere değil, samimiyete bağlanıyor.<br />
Kendilerinden bir parça gördükleri kişilere yakın hissediyorlar.</p>

<p>Kimi zekâyı alkışlıyor…<br />
Kimi doğallığı seviyor…<br />
Kimi fazla konuşmayı eleştiriyor…<br />
Kimi ise “Bizden biri” diyerek sahipleniyor.</p>

<p>Çünkü toplum artık kusursuz insan aramıyor.<br />
Gerçek insan görmek istiyor.</p>

<p>Hayatla dalga geçebilmek kolay değildir.<br />
Bazen güçlü bir özgüven ister…<br />
Bazen de hayatın yükünü hafifletme çabasıdır.</p>

<p>Ama bir gerçek daha var:</p>

<p>Bazı insanlar hayatı çok sorgulamadan yaşar.<br />
Yeme…<br />
İçme…<br />
Çalışma…<br />
Korunma…<br />
Dinlenme…</p>

<p>Kısa ve sade bir yaşam…</p>

<p>Belki çok analiz etmezler ama anı yaşamayı bilirler.<br />
Biz ise çoğu zaman hayatı anlamaya çalışırken yaşamayı unutuyoruz.</p>

<p>Her şeyi büyütüyor,<br />
Her sözü tartıyor,<br />
Her duyguyu zihnimizde çoğaltıyoruz.</p>

<p>Sonra da içten bir kahkahayı özlüyoruz.</p>

<p>Oysa bazen mutluluk;<br />
bir dost sohbetinde,<br />
bir çay kenarında,<br />
bir tebessümde saklıdır.</p>

<p>Mizah güzeldir…<br />
İnsanları bir araya getiriyorsa daha da güzeldir.</p>

<p>Ama asıl değerli olan;<br />
kırmadan gülebilmek,<br />
küçümsemeden eğlenebilmek<br />
ve insan kalabilmektir.</p>

<p>Çünkü hayat zaten yeterince yoruyor insanı…</p>

<p>Birbirimizin yükünü artırmadan da gülebilmeyi öğrenmeliyiz.</p>

<p>Toplumun Nefesiyle düşünmek dileğiyle…</p>

<p style="margin-top: 13px;"><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black">İnsanın ilim ve edebi, en büyük varlığıdır. Eskimez, çürümez, kaybolmaz.( Mevlana)   </span></span></p>

<p style="margin-top: 13px;"><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. ( Kazım İLHAN )</span></span></span></p>

<p class="MsoSubtitle" style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%"><span style="color:#4f81bd"><span style="letter-spacing:0.75pt"><span style="font-style:italic"><b><span style="line-height:115%"><span style="color:black"><span style="font-style:normal">Kazım İlhan</span></span></span></b><br />
<span style="line-height:115%"><span style="color:black"><span style="font-style:normal"><b>Sosyolog ve Aile Danışmanı</b></span></span></span></span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/gulmek-sadece-mizah-degil-hayata-dayanma-bicimidir/825/</link>
<pubDate>Fri, 29 May 2026 23:29:04 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Fırsatçılık Kazanç Değil, İtibar Kaybıdır</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucularım;</p>

<p>Bir ülkenin gerçek zenginliği; otelleri, sahilleri, restoranları ya da yüksek fiyatlı menüleri değildir.<br />
Bir ülkenin gerçek değeri; insanının vicdanı, ahlakı ve misafirine gösterdiği saygıdır.</p>

<p>Bugün ne yazık ki bazı tatil bölgelerinde “kolay kazanç” peşine düşen küçük fırsatçı akıllar, hem vatandaşımızı hem de ülkemize gelen turistleri mağdur etmektedir.</p>

<p>Bir lahmacunun 1450 liraya satılması sadece bir fiyat tartışması değildir.<br />
Bu durum; “Ben bugün ne koparırsam kârdır” anlayışının topluma verdiği zararın açık göstergesidir.</p>

<p>Oysa turizm; günü kurtarma değil, güven kazanma işidir.</p>

<p>Bir turist ülkemize geldiğinde sadece yemek yemez…<br />
İnsanımızı tanır.<br />
Vicdanımızı görür.<br />
Ahlakımızı hisseder.<br />
Sonra ülkesine dönüp bizi anlatır.</p>

<p>Maalesef televizyon haberlerinde gördük…<br />
Dünya kupası finali için ülkemize gelen bazı turistler, havaalanından stada götüren bazı taksicilerden şikâyet etti.<br />
Fazla ücret isteyenler, fırsatı kazanca dönüştürmeye çalışanlar oldu.</p>

<p>Şimdi sormamız gerekiyor:</p>

<p>Ülkemizi neden üç-beş fırsatçı zihne teslim ediyoruz?</p>

<p>Bir turistin kötü hatırası sadece bir kişiyi değil; bir ülkenin imajını yaralar.</p>

<p>Üstelik mesele sadece restoranlar ya da taksiler de değil…</p>

<p>Son günlerde bazı bölgelerde daha tehlikeli yöntemlerin konuşulduğunu duyuyoruz.<br />
Yolda araçları durdurup insanları korkutarak, “Arabadan indiniz, cezası çok büyük” diyerek para koparmaya çalışan kişilerden söz ediliyor.</p>

<p>Eğer böyle olaylar varsa, vatandaşlarımız çok dikkatli olmalıdır.</p>

<p>Kimse korkuya teslim olmamalıdır.</p>

<p>Bu tür durumlarda vatandaşlarımız:</p>

<p style="margin-left: 48px;">Kesinlikle paniğe kapılmamalı,</p>

<p style="margin-left: 48px;">Araçtan zorunlu olmadıkça inmemeli,</p>

<p style="margin-left: 48px;">Kimlik göstermeyen kişilere itibar etmemeli,</p>

<p style="margin-left: 48px;">En yakın trafik ekiplerine veya güvenlik güçlerine haber vermelidir.</p>

<p>Çünkü korku üzerinden kazanç elde etmek, insanlığa yakışmaz.</p>

<p>Burada sadece devletin değil; sektör temsilcilerinin, oda başkanlarının, kooperatiflerin ve şirketlerin de sorumluluğu vardır.</p>

<p>Bir bölgedeki kötü niyetli birkaç kişi yüzünden tüm esnaf zan altında kalmamalıdır.</p>

<p>Gerekirse kuralları ihlal eden araçlar ve işletmeler sektörden men edilmeli, caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.</p>

<p>Çünkü bazen en büyük ders; ceza değil, meslekten dışlanmaktır.</p>

<p>Bizim kültürümüzde misafir berekettir.<br />
Misafiri kandırmak değil, memnun etmek esastır.</p>

<p>Unutmayalım…</p>

<p>Fırsatçılıkla kazanılan para büyümez.<br />
Ama dürüstlükle kazanılan güven, bir ülkenin en büyük sermayesidir.</p>

<p>Toplumun nefesi bozulursa;<br />
ticaret de bozulur,<br />
güven de bozulur,<br />
insanlık da…</p>

<p>Bugün ihtiyacımız olan şey daha fazla kazanç değil;<br />
daha fazla vicdan, daha fazla denetim ve daha fazla ahlaktır.</p>

<p>Çünkü bu ülke; üç günlük fırsatçıların değil, dürüst insanların omuzlarında yükselir.</p>

<p>eksilmediği bayramlar diliyorum.</p>

<p style="margin-top: 13px;"><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İnsanın ilim ve edebi, en büyük varlığıdır. Eskimez, çürümez, kaybolmaz.( Mevlana)   </span></span></span></p>

<p style="margin-top: 13px;"><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. ( Kazım İLHAN )</span></span></span></p>

<p class="MsoSubtitle" style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%"><span style="color:#4f81bd"><span style="letter-spacing:0.75pt"><span style="font-style:italic"><b><span style="line-height:115%"><span style="color:black"><span style="font-style:normal">Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</span></span></span></b></span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/firsatcilik-kazanc-degil-itibar-kaybidir/824/</link>
<pubDate>Fri, 29 May 2026 01:15:43 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kurban Bayramı ve İnsan Kalabilmek</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir Kurban Bayramı’na daha ulaştık.</p>

<p>Kimimiz aynı sofrada buluşacak, kimimiz eksik sandalyelere bakacağız.</p>

<p>Ama bayram dediğimiz şey, sadece takvimde duran bir gün değildir.</p>

<p>Bayram hatırlamaktır.</p>

<p>Anneyi…</p>

<p>Babayı…</p>

<p>Bir mezar taşının başındaki sessizliği…</p>

<p>Bir yetimin mahzun bakışını…</p>

<p>Bir garibin içinde büyüttüğü umudu…</p>

<p>Çünkü kurban, sadece kesilen değildir.</p>

<p>Kurban nefse karşı verilen mücadeledir.</p>

<p>Kibre karşı gösterilen sabırdır.</p>

<p>Paylaşmanın, bölüşmenin, insan kalabilmenin adıdır.</p>

<p>Bugün dünyanın birçok yerinde çocuklar bayram sabahına korkuyla uyanıyor.</p>

<p>Gazze’de…</p>

<p>Doğu Türkistan’da…</p>

<p>Mazlum coğrafyaların sessiz kalan sokaklarında…</p>

<p>Bir yanda oyuncak sesi olması gereken evlerde, bomba sesleri yankılanıyor.</p>

<p>İşte tam da bu yüzden, bizim bayramlarımız sadece sevinç değil, aynı zamanda büyük bir vicdan muhasebesidir.</p>

<p>Bu millet, zor günlerde birbirine omuz vermeyi bilen bir millettir.</p>

<p>Komşusunu gözeten, sofrasını paylaşan, kapısını darda kalana kapatmayan bir medeniyetin çocuklarıyız.</p>

<p>Bayramlar da bize bunu yeniden hatırlatır.</p>

<p>Kırgınlıkların küçüldüğü, selamın büyüdüğü, gönüllerin birbirine biraz daha yaklaştığı günlerdir bayramlar.</p>

<p>Belki bu bayram, bir telefonu daha erken açmalıyız.</p>

<p>Belki uzun zamandır aramadığımız bir büyüğümüzün sesini duymalıyız.</p>

<p>Belki de en çok, kalbimizi temizlemeliyiz.</p>

<p>Çünkü insanın içi huzurlu değilse, dışarıdaki hiçbir bayram tam olmaz.</p>

<p>Bu vesileyle, başta Samsunlu hemşehrilerim olmak üzere, aziz milletimizin ve Türk-İslam âleminin Kurban Bayramı’nı gönülden tebrik ediyorum.</p>

<p>Rabbim birliğimizi bozmasın, devletimizi daim, milletimizi güçlü kılsın.</p>

<p>Ve bizlere, vicdanını kaybetmemiş bir toplum olarak nice bayramlara ulaşmayı nasip etsin.<br />
 </p>
]]></content:encoded>
<author>Mücahit Ali EREN</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/mucahit-ali-eren/kurban-bayrami-ve-insan-kalabilmek/823/</link>
<pubDate>Tue, 26 May 2026 23:09:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Eskinin Dut Ağacı, Bugünün Beton Duvarı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı Üzerine Bir Vicdan ve Hatıra Yazısı</p>

<p>Merhaba kıymetli okuyucularım; <br />
Bir zamanlar dut ağacının gölgesinde bayram bekleyen çocuklardık…<br />
Şimdi beton duvarların arasında birbirimize ulaşmaya çalışan insanlar olduk.</p>

<p>Bayram denince aklıma hâlâ çocukluğumuz gelir.<br />
Evimizin bahçesine getirilen keçiler, koyunlar…<br />
Biri dut ağacına bağlanırdı, diğeri armut ağacına…<br />
Amcamlarla aynı avlunun içinde bayram heyecanı yaşardık.<br />
Onlara ot verir, tuz uzatır, çocuk aklıyla sahip çıkardık.</p>

<p>Bayram sabahı önce namaz, sonra mezarlık ziyareti…<br />
Dönüşte dualarla kurban kesilir, ilk kavrulan etin kokusu bütün mahalleye yayılırdı.<br />
Rahmetli büyüklerimizin sohbetleri, aynı sofraya oturmanın huzuru bugün hâlâ içimizde yaşayan bir hatıra gibi…</p>

<p>Ama bugün hayat çok değişti.<br />
İnsanlar artık sadece bayram hazırlığını değil, geçim derdini de düşünüyor.<br />
Et dağıtmak bile birçok aile için ciddi bir maddiyat haline geldi.<br />
Hayat pahalılaştı, insanlar yoruldu, zaman hızlandı.</p>

<p>Belki de bu yüzden bazı insanlar geçmiş anlatılınca:<br />
“Bıktık eski dönem muhabbetlerinden” diyor.</p>

<p>Oysa mesele eskiyi övmek değil…<br />
İnsanı insan yapan değerlerin neden azaldığını anlamaya çalışmak.</p>

<p>Çünkü bir toplum sadece teknolojiyle değişmez.<br />
Ailede başlayan iletişim, mahallede kurulan güven, okulda verilen saygı ve toplumun vicdan dili insanın karakterini oluşturur.</p>

<p>Bugün çocuklar doğayı ekrandan tanıyor.<br />
Komşuluk azaldı.<br />
Aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirini tanımıyor.<br />
Kalabalıklar çoğalıyor ama yalnızlık da büyüyor.</p>

<p>Eskiden yokluk vardı belki…<br />
Ama insanlar birbirinin halini daha çok biliyordu.</p>

<p>Bugün teknoloji ilerledi.<br />
Fakat vicdan geri kalırsa, hiçbir gelişmişlik insanı mutlu etmiyor.</p>

<p>Kurban Bayramı sadece et paylaşmak değildir.<br />
Empati paylaşmaktır.<br />
Hatır sormaktır.<br />
Bir yaşlının gönlünü almaktır.<br />
Bir çocuğun yüzünü güldürmektir.</p>

<p>Çünkü sorun sadece dut ağacının kesilmesi değil…<br />
O ağacın altında kurulan insanlığın da azalmasıdır.</p>

<p>Bu vesileyle başta ülkemiz olmak üzere tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.</p>

<p>Barışın, merhametin, vicdanın ve kardeşliğin eksilmediği bayramlar diliyorum.</p>

<p>İnsanın ilim ve edebi, en büyük varlığıdır. Eskimez, çürümez, kaybolmaz.( Mevlana)  <br />
 <br />
Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. ( Kazım İLHAN )</p>

<p><strong>Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</strong><br />
 </p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/eskinin-dut-agaci-bugunun-beton-duvari/822/</link>
<pubDate>Mon, 25 May 2026 13:19:23 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Şehirde Zamanı Değerlendirmek mi, Zamanla Yarışmak mı?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>“Zamanı iyi değerlendirmek” modern şehir hayatının en sık tekrarlanan öğütlerinden biri. Takvimler, saatler, uygulamalar ve bildirimlerle kuşatılmış kent insanı için zaman; çoğu zaman yaşanan bir şey olmaktan çıkıp, yönetilmesi gereken bir kaynağa dönüşüyor. Oysa bu anlayış, her zaman böyle değildi.</p>

<p>Geleneksel hayat düzeninde zaman, hızla değil; ritimle ölçülürdü. Sabah ezanı, güne başlama vaktini; akşam ezanı dinlenmenin zamanını hatırlatırdı. Zaman, saatle değil; ihtiyaçla, mevsimle ve toplulukla birlikte akardı. Bir işin “ne zaman biteceği” kadar, “nasıl yapılacağı” da önemliydi. Acele, verimlilik değil; çoğu zaman bereketsizlik olarak görülürdü.</p>

<p>Kentleşmeyle birlikte zaman, ortak bir tecrübe olmaktan çıkıp bireysel bir sorumluluğa dönüştü. Şehirde zaman kaybetmek, neredeyse ahlaki bir kusur gibi algılanıyor. Bir yerde durmak, beklemek, oyalanmak; “boşa geçen vakit” olarak etiketleniyor. Oysa geleneksel hayatta sohbet, beklemek ve birlikte vakit geçirmek; zamanın ziyanı değil, kendisiydi.</p>

<p>Modern şehir insanı için “zamanı değerlendirmek”, çoğu zaman daha çok iş yapmak, daha fazla yetişmek ve daha az durmak anlamına geliyor. Aynı anda yemek yemek, mesajlaşmak, bir şeyler izlemek ve bir sonraki randevuyu planlamak, başarı göstergesi sayılıyor. Zaman dolu; fakat dikkat parçalı. Gün bitiyor ama günün ne zaman yaşandığı belirsizleşiyor.</p>

<p>Kentte zaman, mekândan da kopmuş durumda. Ulaşım, kuyruklar, trafik ve ekranlar; zamanı ölçülebilir ama hissedilemez hâle getiriyor. Saatler geçiyor, fakat yaşanan anlar birikmiyor. Geleneksel hayatta zaman, hafıza üretirdi; modern hayatta ise çoğu zaman yalnızca yorgunluk.</p>

<p>Eskiden bir gün, bir hatırayla anılırdı: bir misafirlik, bir düğün, bir uzun sohbet… Bugün günler, yapılacaklar listesiyle hatırlanıyor. Bitirilen işler var; fakat tamamlanan hikâyeler yok.</p>

<p>Belki de mesele, zamanı daha iyi kullanmak değil; zamanı yeniden anlamlandırmak. Kent hayatının hızı içinde, zamanı “doldurmak” yerine “yaşamak” mümkün mü? Beklemek, konuşmak, susmak ve durmak; hâlâ zamanın bir parçası sayılabilir mi?</p>

<p>Zamanı değerlendirmek, belki de her dakikayı üretken kılmak değil; bazı anları hatırlanmaya değer hâle getirmektir. Şehir bize sürekli koşmayı öğretiyor. Oysa bazen durmak, zamanla yeniden tanışmanın tek yoludur.</p>
]]></content:encoded>
<author>Murat Şahin</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/doc-dr-murat-sahin/sehirde-zamani-degerlendirmek-mi-zamanla-yarismak-mi/821/</link>
<pubDate>Mon, 25 May 2026 09:43:42 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mutlak Butlan; Kriz Değil Sorumluluk Zamanı.</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Malumunuz…</p>

<p>CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında “mutlak butlan” kararı verildi.</p>

<p>Siyasetin gündemi bir anda değişti.</p>

<p>Ekranlar hareketlendi.</p>

<p>Sosyal medya gerildi.</p>

<p>Parti koridorlarında aynı soru konuşulmaya başlandı.</p>

<p>Peki nedir mutlak butlan?</p>

<p>En sade haliyle bir işlemin baştan itibaren geçersiz sayılmasıdır.</p>

<p>Yani mahkeme hukuki zeminin sakatlandığı kanaatine varmıştır.</p>

<p>Bu durumda kurultay sonrası oluşan yönetim yapısı da tartışmalı hale gelir.</p>

<p>Dava kurultay sürecindeki usulsüzlük iddiaları üzerine açılmıştır.</p>

<p>Delegelerin iradesinin etki altına alındığı ileri sürülmüştür.</p>

<p>Parti içi demokratik işleyişin zedelendiği iddia edilmiştir.</p>

<p>Mahkeme ise bazı iddiaların hukuken karşılık bulduğuna kanaat getirmiştir.</p>

<p>Elbette süreç burada sona ermiş değildir.</p>

<p>Dosya yüksek yargı denetimine taşınacaktır.</p>

<p>Son sözü yine hukuk söyleyecektir.</p>

<p>Fakat bugün konuşulması gereken mesele yalnızca hukuk değildir.</p>

<p>Çünkü Türkiye çok hassas bir dönemden geçmektedir.</p>

<p>Ekonomik kırılganlıkların arttığı bir dönemdeyiz.</p>

<p>Bölgesel gerilimlerin büyüdüğü bir dönemdeyiz.</p>

<p>Toplumun zaten yorgun olduğu bir dönemdeyiz.</p>

<p>Ve böylesine hassas bir atmosferde siyasi krizlerin dili daha da önem kazanmaktadır.</p>

<p>Çünkü artık en küçük tartışma bile toplumsal tansiyonu yükseltebiliyor.</p>

<p>Bir açıklama yapılıyor.</p>

<p>Ardından herkes saf tutmaya başlıyor.</p>

<p>Bir cümle kuruluyor.</p>

<p>Sonra mesele memleket meselesine dönüşüyor.</p>

<p>Sosyal medya ise çoğu zaman aklı değil öfkeyi büyütüyor.</p>

<p>Oysa siyaset öfkeyi büyütme makamı değildir.</p>

<p>Siyaset kriz anlarında toplumu sakin tutma sorumluluğudur.</p>

<p>Bugün ihtiyaç duyulan şey sertlik değildir.</p>

<p>Bugün ihtiyaç duyulan şey sağduyudur.</p>

<p>Çünkü bazen haklı çıkmak yetmez.</p>

<p>Memleketin huzurunu koruyabilmek gerekir.</p>

<p>Tam da burada iki genel başkana büyük sorumluluk düşmektedir.</p>

<p>Atılacak her adım önemlidir.</p>

<p>Kurulacak her cümle önemlidir.</p>

<p>Verilecek her mesaj toplumu doğrudan etkilemektedir.</p>

<p>Bir taraf rövanş diliyle konuşmamalıdır.</p>

<p>Diğer taraf meydan okuma psikolojisine teslim olmamalıdır.</p>

<p>Çünkü siyaset kurumu yıprandığında kaybeden yalnızca partiler olmaz.</p>

<p>Toplum da yorulur.</p>

<p>Devlete olan güven de zarar görür.</p>

<p>İnsanlar birbirini anlamamaya başlar.</p>

<p>Tam da bu yüzden siyasette nezaket artık bir tercih değildir.</p>

<p>Bir zorunluluktur.</p>

<p>Nezaket devlet ciddiyetidir.</p>

<p>Nezaket rakibini düşmanlaştırmadan mücadele edebilmektir.</p>

<p>Nezaket kriz anlarında tansiyonu düşürebilmektir.</p>

<p>Nezaket kazanırken toplumu kaybetmemektir.</p>

<p>Bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyacı yeni tartışmalar değildir.</p>

<p>Yeni cepheler değildir.</p>

<p>Yeni gerilim alanları değildir.</p>

<p>Türkiye’nin ihtiyacı olgunluktur.</p>

<p>Türkiye’nin ihtiyacı sükûnettir.</p>

<p>Türkiye’nin ihtiyacı sağduyudur.</p>

<p>Çünkü bu millet gerilimden çok yoruldu.</p>

<p>Bu ülke kutuplaşmadan çok çekti.</p>

<p>Artık insanların birbirine bağırdığı değil birbirini anlamaya çalıştığı bir siyasete ihtiyaç vardır.</p>

<p>Tarih bazen liderlere makamdan daha büyük sorumluluklar yükler.</p>

<p>Bugün de tam olarak böyle bir gündür.</p>

<p>Mesele artık kimin kazanacağı meselesi değildir.</p>

<p>Mesele Türkiye’nin bu süreci nasıl yöneteceği meselesidir.</p>

<p>Hukuk işlesin.</p>

<p>Siyaset olgunluk göstersin.</p>

<p>Toplum yeni bir gerilim hattına mahkûm edilmesin.</p>

<p>Ve herkes şunu unutmasın…</p>

<p>Bu ülke hepimizin.</p>
]]></content:encoded>
<author>Mücahit Ali EREN</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/mucahit-ali-eren/mutlak-butlan-kriz-degil-sorumluluk-zamani/820/</link>
<pubDate>Fri, 22 May 2026 22:50:36 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>19 Mayıs: Gençliğe Emanet Edilen Bir Yürüyüş</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>19 Mayıs, yalnızca bir takvim günü değil; bir başlangıcın, bir iradenin ve bir gençlik idealinin adıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla sembolleşen bu tarih, Türk milletinin umudunu gençlikle birlikte yeniden ayağa kaldırdığı bir dönüm noktasıdır. Bu yüzden 19 Mayıs, sadece geçmişin hatırlanması değil; bugünün gençliğine yüklenen sorumluluğun da yeniden düşünülmesidir.</p>

<p>Bugünün gençliği, 19 Mayıs ruhunu farklı şartlar altında taşımaktadır. Belirsizliklerin arttığı, gelecek tasavvurunun bulanıklaştığı bir dünyada genç olmak; yalnızca cesaret değil, aynı zamanda sağlam bir aidiyet ve bilinç gerektiriyor. Eğitimden istihdama, kimlikten yön duygusuna kadar pek çok alanda gençler ciddi sınavlardan geçiyor.</p>

<p>Bu noktada gençliği yalnız bırakmayan, ona bir istikamet duygusu kazandırmayı amaçlayan yapılanmaların önemi artmaktadır. Ülkü Ocakları, bu çerçevede gençliği bugünün meselelerinin yanında tarihle, kültürle ve millî hafızayla buluşturmayı hedefleyen bir gençlik mektebi olarak öne çıkmaktadır. Ocak geleneği, gençliği geçici heyecanların değil; uzun soluklu bir dava bilincinin taşıyıcısı olarak görür.</p>

<p>Ülkü Ocakları’nın faaliyet alanları incelendiğinde, gençliğin sokak sloganlarıyla değil; kitapla, fikirle ve disiplinle yetiştirilmesine önem verildiği görülür. Konferanslar, seminerler, kültürel ve sportif faaliyetler; gençliğin hem zihnen hem bedenen güçlü olmasını hedefler. Bu yönüyle “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” ifadesi, bir isim olmanın ötesinde; somut bir anlayışa dönüşür.</p>

<p>19 Mayıs’ın gençliğe bıraktığı miras, hazır bir konfor değil; sorumluluk duygusudur. Ülkü Ocakları’nın idealize ettiği gençlik de tam olarak bu noktada şekillenir: Sorgulayan ama savrulmayan, eleştiren ama yıkmayan, disiplinli ama donuk olmayan bir gençlik. Geleneği bilen, modern dünyayı tanıyan ve kimliğini bu iki alan arasında dengeyle kurabilen bir duruş.</p>

<p>Elbette ideal gençlik, tek tip bir kalıp değildir. Ocak anlayışında asıl olan, gençliği hayattan koparmak değil; hayatın gerçekleriyle birlikte yetiştirmektir. Tecrübeyle yoğrulan, istişareyle olgunlaşan ve sorumluluk alarak güçlenen bir gençlik anlayışı esastır. Bu yönüyle Ülkü Ocakları, gençliği yönlendirmekten ziyade onunla birlikte yürüyen bir yapı olma iddiasını taşır.</p>

<p>19 Mayıs, gençliğe duyulan güvenin tarihsel ifadesidir. Bu güveni canlı tutmak, yalnızca törenlerle değil; gençliği ciddiye alan, ona söz ve sorumluluk veren yapılarla mümkündür. Ülkü Ocakları, bu emaneti bir bayrak yarışı gibi gören; gençliği yarına hazırlamayı asli vazife sayan bir anlayışın temsilcisidir. Nitekim 19 Mayıs’ta Ülkü Ocakları tarafından Ankara’da düzenlenecek “Türk Gençliği Büyük Kurultayı”, gençliğin yalnızca bir kalabalık değil; ortak bir ideal ve gelecek tasavvuru etrafında buluşabilme iradesini göstermesi bakımından dikkat çekici bir anlam taşımaktadır.</p>

<p>Sonuç olarak 19 Mayıs, yalnızca bir başlangıç değil; her nesil için yeniden anlamlandırılması gereken bir çağrıdır. Gençlik, kendi hâline bırakıldığında değil; doğru zeminler sunulduğunda güçlenir. Ocaklar da tam olarak bunun içindir: Gençliği korumak, yetiştirmek ve milletin yarınlarına hazırlamak için.</p>

<p>Çünkü 19 Mayıs, bir gün değil; gençliğe emanet edilmiş bir yürüyüştür.</p>
]]></content:encoded>
<author>Murat Şahin</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/doc-dr-murat-sahin/19-mayis-genclige-emanet-edilen-bir-yuruyus/819/</link>
<pubDate>Mon, 18 May 2026 09:48:26 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Fikirlerini Bilmekle Mümkündür</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucularım,</p>

<p>Bazı tarihler vardır; yalnızca takvim yapraklarında yer almaz, bir milletin hafızasında ve ruhunda yaşamaya devam eder. İşte <strong>19 Mayıs 1919</strong>, Türk milletinin bağımsızlık yolculuğunda atılmış en önemli adımlardan biridir.</p>

<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkışı, sadece bir şehir ziyareti değil; umudun, direnişin ve yeniden doğuşun başlangıcıdır. Bu nedenle Samsun, sıradan bir şehir değil; kurtuluş meşalesinin yakıldığı ilk adrestir.</p>

<p>Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun ve Samsun halkı hakkında söylediği şu sözler bugün de bizlere önemli bir sorumluluk yüklemektedir:</p>

<p>“Ben Samsun’u ve Samsun halkını gördüğüm zaman, memlekete ve millete ait bütün düşünce ve kararlarımın yerine getirilebileceğine dair bir defa daha kuvvetle inanmıştım.”</p>

<p>Atatürk’ün Samsunluların gözlerinde gördüğü vatan sevgisi, fedakârlık ve inanç; aslında bir milletin kaderini değiştiren en büyük güçlerden biri olmuştur.</p>

<p>Atatürk, gençliğe duyduğu güveni ise şu sözlerle ifade etmiştir:</p>

<p>“Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum.”</p>

<p>Burada önemli olan yalnızca Atatürk’ü anmak değil; onu anlamaktır. Çünkü Atatürk’ün şu sözü, aslında hepimize yön gösteren bir rehber niteliğindedir:</p>

<p>“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir.”</p>

<p>Demek ki Atatürk’ü anlamak; onun fikirlerini, mücadele ruhunu, akılcılığını, bilim anlayışını ve vatan sevgisini yaşatmakla mümkündür.</p>

<p>2026 yılı itibarıyla, 19 Mayıs 1919’da Samsun’da yakılan bağımsızlık meşalesinin <strong>107. yıl dönümünü</strong> kutlayacağız. Aradan geçen bir asrı aşkın sürede değişen çok şey oldu; ancak değişmemesi gereken değerlerimiz hâlâ aynı: birlik, beraberlik, çalışkanlık, ahlak ve vatan sevgisi.</p>

<p>Bugün bizlere düşen görev; geçmişten ilham alarak geleceği inşa etmektir. Çünkü düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır.</p>

<p><strong>İnsanın ilim ve edebi en büyük varlığıdır; eskimez, çürümez, kaybolmaz.</strong><br />
(Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî)</p>

<p>Toplumun ve ailenin en büyük ilacı ise doğru iletişimdir.</p>

<p>Başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere; vatanımız için mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.</p>

<p>Birlikte; siz, biz demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin olduğu sağlıklı yarınlar diliyorum.</p>

<p>Hoşça kalın.<br />
<strong>Kazım İlhan</strong><br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/fikirlerini-bilmekle-mumkundur/818/</link>
<pubDate>Sat, 16 May 2026 21:10:07 +0300</pubDate>
</item><item>
<title> Evlilik Sadece Nikâh Değildir</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucularım;</p>

<p>Toplum olarak birçok konuda hazırlık yapıyoruz. Meslek seçerken düşünüyoruz, ev alırken araştırıyoruz, araba alırken defalarca sorguluyoruz. Ama hayatımızın en önemli kararlarından biri olan evlilik konusunda çoğu zaman sadece heyecanla hareket ediyoruz.</p>

<p>Oysa evlilik; yalnızca bir nikâh tarihi belirlemek, düğün hazırlığı yapmak veya yeni bir ev kurmak değildir. Evlilik; iki farklı hayatın, iki ayrı aile kültürünün, iki ayrı karakterin ortak bir yolculuğa çıkmasıdır.</p>

<p>Bugün birçok evlilik, sevgi eksikliğinden değil; iletişim yetersizliği, beklenti uyuşmazlığı, ekonomik planlama eksikliği, aile sınırlarının belirlenememesi ve öfke kontrolü sorunları nedeniyle yıpranıyor.</p>

<p>Birbirini seven iki insanın, yalnızca iyi niyetle değil; bilinçle, hazırlıkla ve farkındalıkla da bu yola çıkması gerekiyor.</p>

<p>Tam da bu düşünceden hareketle hazırladığım “Nefesdaşım – Bilinçli Evliliğe İlk Adım” adlı eser, evlilik öncesi süreçte çiftlerin kendilerine şu soruları sormasına yardımcı olmayı amaçlıyor:</p>

<p>Biz gerçekten birbirimizi tanıyor muyuz?<br />
Sorun çözme biçimlerimiz uyumlu mu?<br />
Ekonomik beklentilerimiz net mi?<br />
Aileler arası sınırlar nasıl olacak?<br />
Çocuk konusunda ortak bakış açımız var mı?</p>

<p>Sağlıklı toplumun temeli sağlıklı aile, sağlıklı ailenin temeli ise bilinçli birlikteliktir.</p>

<p>Belki de nikâh öncesinde çiftlere yalnızca resmi evrak listesi değil, hayat yolculuğuna dair küçük bir rehber de sunulmalıdır.</p>

<p>Çünkü evlilik bir başlangıçtır; ama nasıl başlandığı, çoğu zaman nasıl devam edileceğini belirler.</p>

<p>Unutmamalıyız ki;<br />
sağlam aile, güçlü toplumdur.</p>

<p>Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/evlilik-sadece-nikah-degildir/817/</link>
<pubDate>Sat, 16 May 2026 11:41:35 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Görünmeyen Tehlike: Tedbir mi, İhmal mi?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kıymetli okuyucularım;</p>

<p>Dünyada peş peşe gelen hantavirüs haberleri, sağlığın yalnızca hastanelerde değil; evlerimizde, depolarımızda, bahçelerimizde ve günlük yaşam alışkanlıklarımızda başladığını bir kez daha hatırlatıyor.</p>

<p>Hantavirüs, genellikle fare ve benzeri kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyasıyla kirlenmiş ortamlardan insanlara bulaşabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır.</p>

<p>Özellikle uzun süre kapalı kalan depo, bodrum, köy evi, ahır, samanlık ve kullanılmayan alanlarda risk daha da artmaktadır.</p>

<p>Panik yapmak yerine bilinçli olmak gerekir. Çünkü çoğu zaman görünmeyen tehlikeler, ihmalle büyür.</p>

<p><strong>Peki, nelere dikkat etmeliyiz?</strong></p>

<p>Kapalı alanları temizlemeden önce mutlaka havalandırmalıyız.</p>

<p>Fare dışkısı veya yuvası görülen alanları süpürmek yerine önce uygun dezenfektanla temizlemeliyiz.</p>

<p>Temizlik sırasında maske ve eldiven kullanmalıyız.</p>

<p>Gıdaları açıkta bırakmamalı, çöpleri kapalı alanlarda muhafaza etmeliyiz.</p>

<p>Ev ve iş yerlerinde kemirgen giriş noktalarını kontrol edip gerekli önlemleri almalıyız.</p>

<p>Ani ateş, yoğun kas ağrısı, nefes darlığı veya böbrek şikâyetlerinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıyız.</p>

<p><strong>Unutulmamalıdır ki</strong>; sağlık sadece tedaviyle değil, önlemle korunur. Bazen en büyük risk, gözle görülmeyen bir ihmalin sessizce büyümesidir.</p>

<p>Toplum olarak yalnızca hastalıklara değil, dikkatsizliğe ve ihmale karşı da bağışıklık geliştirmek zorundayız. Çünkü sağlıklı toplum, bilinçli bireylerle oluşur.</p>

<p>Bugün bir pencere açmak, bir alanı doğru temizlemek, bir tedbir almak; yarının sağlığını korumak demektir.</p>

<p><strong>Panik değil, tedbir hayat kurtarır.</strong></p>

<p>Hoşça kalın.</p>

<p>Toplumun Nefesi</p>

<p>Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</p>

<p><strong>Bilgi için:</strong></p>

<p>T.C. Sağlık Bakanlığı</p>

<p>CDC Hantavirus Bilgilendirme Sayfası</p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/gorunmeyen-tehlike-tedbir-mi-ihmal-mi/816/</link>
<pubDate>Wed, 13 May 2026 23:27:45 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mehmet Muş Bunu Hak Etmiyor - Şehir Hastanesi</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">İşlerimin yoğunluğundan dolayı geçen hafta yazamamıştım.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Ama ortalık kaynıyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Gündemde;</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Samsun Şehir Hastanesi…</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Aslında bugün övgü alması gereken bir yatırım.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Karadeniz’in sağlık yükünü taşıyan bir şehre,</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Böylesine büyük bir sağlık kompleksinin kazandırılması küçümsenecek bir mesele değildir.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Yıllardır konuşulan:<br />
Yatak ihtiyacı,<br />
Yoğun bakım ihtiyacı,<br />
Randevu yoğunluğu,<br />
artan bölgesel sağlık yükü…</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Demek ki devlet,<br />
Samsun’un artık mevcut kapasiteyle taşınamayacağını gördü.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">İşte Şehir Hastanesi bu vizyonun ürünüdür.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Bu yatırımın başlamasında emeği olanlar,<br />
Ankara’da süreci zorlayanlar…<br />
Ödenek bulanlar…<br />
Takip edenler aslında bugün eleştiri değil!<br />
Takdir almalıydı.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Özellikle Mehmet Muş’un projeyi yakından takip ettiği,<br />
yatırımın tamamlanması için ciddi siyasi mücadele verdiği herkesin malumu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Ve açık konuşalım…</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Bugün Samsun’da böyle bir yatırım yükselmişse,<br />
bu şehir adına önemli bir kazanımdır.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Ama gelinen noktada,<br />
vatandaşın konuştuğu şey yatırımın büyüklüğü değil.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Yaşadığı zorluklar.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Trafik…</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Otopark…</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Ulaşım yoğunluğu…</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Sabah saatlerinde oluşan araç kuyrukları…<br />
Park alanı bulamayan vatandaşlar…<br />
Aynı noktaya yığılan büyük insan hareketi…</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">İnsanlar artık hastaneyi değil,<br />
hastaneye ulaşmayı konuşuyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Ama mesele sadece bunlarla da sınırlı değil.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Şehirde konuşulan başka sorunlar da var.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Uzayan yön bulma süreçleri…<br />
Dev yapı içinde yaşanan karmaşa…<br />
Bazı polikliniklerde oluşan yoğunluk…<br />
Randevu baskısının hâlâ tam çözülememesi…<br />
Vatandaşın bir işlem için uzun mesafeler yürümek zorunda kalması…<br />
Hasta yakınlarının saatlerce beklemek zorunda kalması…</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Ve bütün bunların yanında şehirde başka bir soru daha büyüyor:</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Madem Samsun’un sağlık yükü bu kadar büyüktü,<br />
neden mevcut sağlık kapasitesi aynı güçle korunmadı?</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Çünkü Eğitim Araştırma Hastanesi’nin büyük bölümü Şehir Hastanesi’ne taşındı.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Boşalan Eğitim Araştırma Hastanesi’ne ise Samsun Gazi Devlet Hastanesi’nin taşınacağı konuşuldu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Ama süreç hâlâ tamamlanmadı. Bildiğim kadarıyla başlamadı bile.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Üstelik şimdi Gazi Devlet Hastanesi’nin de yıkılacağı yönündeki iddialar konuşuluyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">İşte vatandaş burada durup şunu soruyor:</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Madem yatak ihtiyacı devam ediyor…<br />
Madem yoğun bakım ihtiyacı hâlâ konuşuluyor…<br />
Madem randevu yoğunlukları sürüyor…</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">O zaman neden mevcut hastane kapasitesi küçülüyor algısı oluşuyor?</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Aslında bugün eleştirilerin temelinde tam olarak bu var.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Çünkü Samsun’un sağlık yükü azalmadı.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Tam tersine…</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Karadeniz’in sağlık merkezi olma yükü her geçen yıl büyüyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Ordu’dan gelen var.<br />
Sinop’tan gelen var.<br />
Amasya’dan gelen var.<br />
Tokat’tan gelen var.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Böyle bir şehirde,<br />
sağlık hizmetinin tek merkezde yoğunlaşması doğal olarak başka sorunları da büyütüyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Ve açık konuşalım…</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Bugün yaşanan sorunların müsebbibi,<br />
bu yatırımı başlatanlar değil.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Bu yatırımı Ankara’da takip edenler de değil.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Sorun,yerelde sürecin aynı ciddiyetle yönetilememesidir.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Çünkü büyük yatırım yapmak başka şeydir.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">O yatırımı şehirle birlikte doğru planlamak başka şeydir.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Sağlıkta bir geçiş süreci yönetiliyordu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Ama görünen o ki,yerel bürokrasi bu sürecin büyüklüğünü tam okuyamadı.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Bugün Samsun’da konuşulan tablo bunu gösteriyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Ve mesele sadece sağlık da değil.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Ardı gelen ve Mehmet Muş’un mücadele verdiği birçok yatırım konuşuluyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Yeni OSB süreçleri konuşuluyor.<br />
Yeni yatırım alanları konuşuluyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Eğer aynı anlayış devam ederse, yarın benzer problemleri başka alanlarda da konuşuruz.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">İşte tam da bu yüzden,<br />
Samsun adına büyük mücadele veren,<br />
Ankara’da bu yatırımlar için ağırlığını koyan Mehmet Muş bence bunu hak etmiyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Çünkü ortaya koyulan siyasi irade büyük.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Ama yerelde aynı ciddiyetle yönetilemeyen süreçler,o emeğin önüne geçiyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:normal">Kalın sağlıcakla.</span></p>
]]></content:encoded>
<author>Mücahit Ali EREN</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/mucahit-ali-eren/mehmet-mus-bunu-hak-etmiyor-sehir-hastanesi/815/</link>
<pubDate>Wed, 13 May 2026 21:08:27 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kendimize Dışarıdan Bakabilmek</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>TOPLUMUN NEFESİ</p>

<p>Kendimize Dışarıdan Bakabilmek</p>

<p>Merhaba kıymetli okuyucularım;</p>

<p>Bazen bir toplumu en iyi, o toplumun tam içinde yaşayanlar değil; ona dışarıdan bakıp anlamaya çalışanlar anlatır. Çünkü içeride olan, alıştığı birçok şeyi artık fark etmez. Dışarıdan gelen ise şaşırır, sorgular, güler ve düşündürür.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde izlediğim bir sohbet programında; farklı kıtalardan gelen üç insanın Türk kültürü üzerine yaptığı samimi değerlendirmeler dikkatimi çekti. Bir Amerikalı, bir Japon ve bir Senegalli aynı masada Türk aile yapısını, akrabalık ilişkilerini, deyimleri ve günlük yaşam alışkanlıklarımızı konuşuyordu.</p>

<p>İlk bakışta sadece eğlenceli bir sohbet gibi görünse de aslında bize kendimizi dışarıdan görme fırsatı sunuyordu.</p>

<p>Bizim için sıradan olan pek çok şey, başkaları için oldukça şaşırtıcı olabiliyor. Örneğin; “görümce, baldız, enişte, bacanak, kaynana” gibi akrabalık kavramlarımız başka kültürlerde çoğu zaman tek bir kelimeyle ifade edilirken, bizde her ilişkinin ayrı bir karşılığı var. Çünkü biz sadece bireylerden oluşan bir toplum değiliz; aileler, akrabalar ve sosyal bağlar üzerinden yaşayan bir kültürüz.</p>

<p>Dilimiz de bunun aynasıdır.</p>

<p>Bir toplumun kelime zenginliği, aslında önem verdiği alanların da göstergesidir. Bizim dilimizde akrabalık ilişkilerinin bu kadar detaylı olması, aile kavramının hayatımızdaki yerini açıkça ortaya koyuyor.</p>

<p>Ancak mesele sadece kelimeler değil.</p>

<p>Sohbet sırasında aile bağlılığı, annelerin çocuklar üzerindeki etkisi, “ana kuzusu” kavramı ve bireyselleşme gibi konular da mizahi bir dille ele alındı. İzlerken güldük belki; ama bir yandan da düşündük. Çünkü mizah çoğu zaman gerçeğin en sade anlatım biçimidir.</p>

<p>Kendimize gülebilmek, aslında kendimizi tanımaya başlamaktır.</p>

<p>Bir başka dikkat çekici nokta ise yorumlarda öne çıkan ortak duyguydu: samimiyet.</p>

<p>Farklı ülkelerden gelen insanların Türkçe konuşması, kültürümüzü anlamaya çalışması ve bunu küçümsemeden, yargılamadan, mizahla harmanlayarak paylaşması izleyenlerde güçlü bir aidiyet hissi oluşturmuştu. İnsanlar milliyetlerden çok, niyete ve samimiyete bağ kuruyordu.</p>

<p>Belki de bugün dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu şey tam olarak budur.</p>

<p>Aynı dili konuşmak değil; birbirini anlamaya çalışmak.</p>

<p>Aynı kültürden olmak değil; farklılıkları saygıyla dinleyebilmek.</p>

<p>Aynı coğrafyada doğmak değil; ortak bir insanlık paydasında buluşabilmek.</p>

<p>Teknoloji dünyayı küçülttü; fakat insanı insana yakınlaştıran hâlâ aynı değerlerdir: merak, saygı, mizah ve samimiyet.</p>

<p>Belki de bize düşen, kendimizi sürekli anlatmaya çalışmak yerine zaman zaman dışarıdan gelen gözlere de kulak vermektir.</p>

<p>Çünkü bazen insan, kendini en net aynada değil; başka birinin şaşkınlığında görür.</p>

<p>Belki de artık biraz daha ayrışmaya değil, biraz daha <strong>x</strong> ihtiyacımız var.</p>

<p>Hoşça kalın.</p>

<p><strong>Toplumun Nefesi<br />
Kazım İlhan</strong><br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/kendimize-disaridan-bakabilmek/814/</link>
<pubDate>Wed, 13 May 2026 21:05:41 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Berber Koltuğunda Türkiye: Samsun'dan Bir Kesit</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify; margin-bottom: 11px;"><span style="line-height:150%"><span style="line-height:150%">Bazı şehirlerin kalbi meydanlarında atar, bazılarının sahilinde… Ama Samsun gibi şehirlerde kalbin ritmini anlamak için biraz daha içerilere, biraz daha gündelik hayatın içine girmek gerekir. Mesela bir berber dükkânına.</span></span></p>

<p style="text-align: justify; margin-bottom: 11px;"><span style="line-height:150%"><span style="line-height:150%">Şehrin merkezinde yükselen Site Camii nasıl ki sadece bir ibadet mekânı değil, aynı zamanda bir buluşma noktasıysa; hemen çevresindeki berber dükkânları da yalnızca saç kesilen yerler değildir. Oralar, memleket meselelerinin tartıldığı, ülkenin nabzının tutulduğu küçük meclislerdir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify; margin-bottom: 11px;"><span style="line-height:150%"><span style="line-height:150%">Kapıyı açıp içeri girdiğinizde sizi karşılayan şey sadece kolonya kokusu değildir. Yarım bırakılmış bir tartışmanın cümlesi, “dün akşam olanları duydun mu?” diye başlayan sohbetler… Daha ilk dakikada anlarsınız ki burada saçtan çok gündem kesilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify; margin-bottom: 11px;"><span style="line-height:150%"><span style="line-height:150%">İşte bu dükkânlardan birinde, Site Camii’nin hemen yakınında, berber koltuğunun başında Ali Sayım durur. Makasını ustalıkla kullanırken kulağı da sohbettedir. Müşterisinin saçını düzeltirken cümleleri de törpüler adeta. Biri söze biraz sert girse, o hafif bir tebessümle “dur bakalım, o iş öyle mi gerçekten?” diye araya girer. Bir anda tansiyon düşer, sohbet yeniden yoluna girer.</span></span></p>

<p style="text-align: justify; margin-bottom: 11px;"><span style="line-height:150%"><span style="line-height:150%">Berber koltuğu, aslında en demokratik kürsülerden biridir. Oturan herkes konuşabilir. Emekli bir amca ekonomiyi yorumlar, genç bir öğrenci sosyal medyada gördüğü bir tartışmayı açar, esnaf günün işlerinden yola çıkarak ülke politikasına bağlanır. Ve berber, usturasını ustalıkla kullanırken aynı zamanda sohbetin dengesini de kurar. Ne tartışma fazla hararetlenir ne de konu tamamen dağılır. Bir tür moderatör gibidir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify; margin-bottom: 11px;"><span style="line-height:150%"><span style="line-height:150%">Site Camii çevresindeki berberlerde bu durum daha da belirgindir. Çünkü burası sadece coğrafi olarak değil, sosyolojik olarak da şehrin kesişim noktalarından biridir. Farklı mahallelerden insanlar gelir, farklı hayatlar aynı aynanın karşısında buluşur. Aynaya bakan sadece kendini görmez; memleketin hâlini de görür aslında.</span></span></p>

<p style="text-align: justify; margin-bottom: 11px;"><span style="line-height:150%"><span style="line-height:150%">Bir gün içeride çaylar söylenmiş, daha ilk yudumda sohbet koyulaşmıştır. Laf oradan buradan derken yine bildik yerlere uğrar; herkes kendi penceresinden bakar, kendi tarafından anlatır. “O oraya geliyor”, “bu başkan oluyor”, “şu şöyle demiş” diye kulaktan dolma haberler havada uçuşur. Ama kimse bunları fazla ciddiye almaz; en fazla bir tebessüm edilir, bir çay daha söylenir. Ali Sayım makasıyla saçları düzeltirken, sözleri de hafiften kısaltır. “Hee… öyle diyorsun ama öbür taraf ne olacak?” diye bir cümle atar ortaya, herkes bir an durur. Sonra biri güler, öbürü çayı karıştırır, mevzu yumuşar. Beş dakika önce büyük büyük laflar edenler, beş dakika sonra traşın ense ayarına odaklanır. Dükkânda kimse fikrinden vazgeçmez ama herkes biraz daha yumuşar. Zaten belki de en güzel tarafı budur; kimsenin kazanmadığı ama kimsenin de kırılmadığı sohbetler… Herkes kendi payına düşeni düşünür.</span></span></p>

<p style="text-align: justify; margin-bottom: 11px;"><span style="line-height:150%"><span style="line-height:150%">Ali Sayım aslında bu işlerin insanıdır ama dedikodunun değil. Gündem onun ağzında büyümez; gelenin hâline göre açılır, gerektiği kadar konuşulur, fazlası zaten çayın buharına bırakılır. Belki de bu yüzden o dükkânda söz uzamaz, sohbet eskimez.</span></span></p>

<p style="text-align: justify; margin-bottom: 11px;"><span style="line-height:150%"><span style="line-height:150%">Küçük bir berber dükkânı… Ama temizliğiyle, sadeliğiyle ve yerli yerinde estetiğiyle dikkat çeker.Berber dükkânları sadece sohbetin değil, aynı zamanda bir düzenin mekânıdır. Aynalar pırıl pırıldır, havlular dolap içinde ama kat kat, makaslar yerli yerindedir. O düzen, aslında biraz da dükkân sahibinin hayatına benzer. Ali Sayım da öyledir; bakımlıdır, giyimine dikkat eder, yüzünde eksik olmayan bir tebessüm taşır. İçeri giren kim olursa olsun, o sıcaklıkla karşılanır. Belki de bu yüzden, o dükkânda sadece saçlar değil, günün dağınıklığı da toparlanır. İnsan aynaya bakarken kendini düzeltir ama fark etmeden içini de hizaya sokar. Çünkü estetik sadece dışarıda değil, biraz da içeride kurulan bir dengedir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify; margin-bottom: 11px;"><span style="line-height:150%"><span style="line-height:150%">Bazen bir seçim konuşulur, bazen bir futbol maçı… Ama konu ne olursa olsun, mutlaka hayatın içinden bir yere bağlanır. Büyük analizler yapılmaz belki ama samimi tespitler vardır. Akademik kavramlar kullanılmaz ama yaşanmışlık konuşur. Bu yüzden berber sohbetleri, çoğu zaman televizyon tartışmalarından daha gerçek, daha sahicidir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify; margin-bottom: 11px;"><span style="line-height:150%"><span style="line-height:150%">Şehirlerin ruhu, büyük binalarda değil; küçük dükkânlarda saklıdır. Ve o ruh, en çok da berber koltuklarında kendini ele verir. Çünkü orada insanlar rol yapmaz. Ne düşünüyorsa onu söyler. Belki bu yüzden, bir şehri anlamak isteyenin yolu mutlaka bir berber dükkânından geçmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify; margin-bottom: 11px;"><span style="line-height:150%"><span style="line-height:150%">Bugün Samsun’da gündemi anlamak istiyorsanız, uzun uzun analizler okumanıza gerek yok. Site Camii’nin etrafında küçük bir yürüyüş yapın, bir berbere girin, sıranızı beklerken kulak kabartın. Belki kapıyı açtığınızda içeride sizi Ali Sayım karşılar. Göreceksiniz ki ülkenin büyük meseleleri, o küçük dükkânların içinde çoktan konuşulmuş, tartılmış, hatta karara bile bağlanmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify; margin-bottom: 11px;"><span style="line-height:150%"><span style="line-height:150%">Belki de bu yüzden, gerçek gündem bazen manşetlerde değil; usturanın şıkırtısı ile çayın buharı arasında saklıdır.</span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Murat Şahin</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/doc-dr-murat-sahin/berber-koltugunda-turkiye-samsun-dan-bir-kesit/813/</link>
<pubDate>Mon, 11 May 2026 10:51:26 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mazeret mi, Muhasebe mi?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Futbol; sadece kazanırken alkış toplayanların değil, kaybederken de sorumluluk alabilenlerin oyunudur.</p>

<p>Bir takım galip geldiğinde başarıyı sahiplenmek kolaydır. Zor olan; kaybedildiğinde bahaneye sığınmadan, gerçeği olduğu gibi kabul edebilmektir. Çünkü yenilgi de oyunun içindedir. Asıl mesele, yenilgiyi nasıl karşıladığınızdır.</p>

<p>Son oynanan maç sonrası yapılan açıklamalara baktığımızda, mağlubiyetin nedenleri arasında hakem kararları, eksik oyuncular ve kaçan fırsatlar ön plana çıkarıldı. Elbette futbolda hakem hataları olur. Elbette eksik oyuncular bir takımın oyun gücünü etkiler. Ancak şu soruyu sormadan geçemeyiz:</p>

<p>Eksik oyuncular maç günü mü öğrenildi?</p>

<p>Bir teknik direktör, elindeki kadroyu, rakibin gücünü, takımının zaaflarını ve olası eksikleri önceden bilir. Buna göre plan yapar, alternatif geliştirir, oyuncularını hazırlar. Eğer eksikler biliniyorsa, buna rağmen sahaya çıkan takımın ortaya koyduğu oyunun sorumluluğu da doğal olarak teknik heyete aittir.</p>

<p>Hakem kararları bazen maçın akışını etkileyebilir; ancak 3-0’lık bir mağlubiyeti yalnızca birkaç pozisyona bağlamak, futbolun gerçeğini eksik okumaktır.</p>

<p>Futbolda topa sahip olmak, oyuna sahip olmak anlamına gelmez.</p>

<p>Pas sayınız yüksek olabilir, top sizde kalabilir, istatistikler kâğıt üzerinde sizi önde gösterebilir. Ama rakip kaleye tehdit oluşturamıyor, üretkenlik sağlayamıyor ve sahada reaksiyon veremiyorsanız; rakamlar sadece teselli aracı olur.</p>

<p>Bazen skor tabelası, bütün istatistiklerden daha dürüsttür.</p>

<p>Kaybetmek elbette dünyanın sonu değildir. Ancak mücadele etmeden, reaksiyon göstermeden ve sonrasında mazeret üreterek kaybetmek; taraftarın asıl canını acıtan noktadır.</p>

<p>Taraftar kusursuz futbol istemez. Taraftar; mücadele, karakter ve sorumluluk görmek ister.</p>

<p>Bir camianın büyüklüğü sadece kazandığı kupalarla değil, kaybettiğinde gösterdiği duruşla da ölçülür.</p>

<p>Belki de bazen yapılması gereken en güçlü açıklama şudur:</p>

<p>“Bu yenilginin sorumluluğu bana ait. Daha iyisini yapmak zorundayız.”</p>

<p>Bu cümle, onlarca bahaneden daha güçlüdür.</p>

<p>Çünkü sadece futbolda değil, hayatın her alanında gelişim; suçlu arayarak değil, aynaya bakarak başlar.</p>

<p>Toplumun nefesi bize şunu hatırlatır:</p>

<p>Bahaneler günü kurtarır, muhasebe ise geleceği inşa eder.</p>

<p>Hoşça kalın.</p>

<p>Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı<br />
 </p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/mazeret-mi-muhasebe-mi/812/</link>
<pubDate>Sun, 10 May 2026 15:32:21 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Teknoloji Vitrinde Değil, Hayatın İçinde Olmalı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kıymetli okuyucularım;</p>

<p>Canik Belediye Meclisi’nde gerçekleşen son toplantı, alışılmış belediye gündemlerinin ötesine geçen dikkat çekici bir gelişmeye sahne oldu.</p>

<p>Türkiye’nin nüfusa kayıtlı ilk insansı robotu CANİKMAN’ın meclis toplantısına katılması, soruları yanıtlaması ve teknoloji odaklı belediyecilik anlayışının bir sembolü olarak yer alması önemli bir mesaj taşıyor.</p>

<p>Ancak burada asıl dikkat çekilmesi gereken nokta, yalnızca bir robotun mecliste bulunması değildir. Esas mesele; teknolojinin yerel yönetim anlayışına nasıl entegre edildiği, vatandaşın günlük yaşamına nasıl dokunduğu ve hizmet kalitesine nasıl katkı sunduğudur.</p>

<p>Bugün şehirler sadece yollarla, parklarla ve binalarla değil; veriyle, dijital altyapıyla, akıllı sistemlerle ve geleceği öngören planlamalarla gelişiyor.</p>

<p>Trafik düzenlemelerinden altyapı yönetimine, internet erişiminden eğitim desteklerine kadar pek çok alanda teknolojinin etkin kullanımı artık bir tercih değil, ihtiyaçtır.</p>

<p>Canik’te 20 bin haneye fiber altyapı hedefi, bilim ve teknoloji eğitimlerinin yaygınlaştırılması, gençlere yönelik keşif kampüsü uygulamaları ve sosyal donatı alanlarının birlikte planlanması; teknoloji ile sosyal belediyeciliğin aynı çatı altında buluşabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Yerel yönetimlerde farkındalık oluşturmak bazen bir projeyle, bazen bir sistemle, bazen de toplumun dikkatini çeken sembolik bir adımla başlar. Önemli olan, bu adımların kalıcı hizmete dönüşebilmesidir.</p>

<p>Teknoloji, yalnızca “bakın bizde de var” denilecek bir vitrin unsuru olmamalıdır. Teknoloji; yaşlı bir vatandaşın belediye hizmetine daha kolay erişmesi, bir öğrencinin bilime daha erken dokunması ve bir mahallenin altyapı sorunlarının daha hızlı çözülmesi için kullanılmalıdır.</p>

<p>Gelecek, teknolojiyi korkuyla izleyenlerin değil; onu insan yararına dönüştürenlerin olacaktır.</p>

<p>Bugün belediyecilik anlayışı da değişiyor. Artık mesele sadece sorun çözmek değil; sorun oluşmadan öngörmek, planlamak ve yönetebilmektir.</p>

<p>Canik Belediyesi’nin bu yaklaşımı, diğer yerel yönetimlere de şu mesajı vermektedir:<br />
<strong>Teknolojiye yatırım yapmak, geleceğe yatırım yapmaktır.</strong></p>

<p>Çünkü güçlü şehirler yalnızca betonla değil; akıl, vizyon ve doğru uygulamalarla inşa edilir.</p>

<p><strong>Sevgiyle, saygıyla ve farkındalıkla;<br />
teknolojiyi izleyen değil, ona yön veren bir toplum olabilmek dileğiyle…</strong></p>

<p><strong>Kazım İlhan</strong><br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı<br />
<strong>Toplumun Nefesi</strong></p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/teknoloji-vitrinde-degil-hayatin-icinde-olmali/811/</link>
<pubDate>Wed, 06 May 2026 17:47:56 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>3 Mayıs: Türk Milliyetçileri İçin Bir Duruşun ve Dirilişin Günü</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>3 Mayıs 1944, Türk tarihinin takviminde sıradan bir gün değildir. O tarih anıldığında zihinlere önce ağır sahneler düşer: Mahkeme salonları, uzun sorgular, soğuk tabutluklar… Devleti idare edenlerin sert yüzüyle karşı karşıya kalan aydınlar, fikir adamları, gençler… Evet, 1944 denildiğinde bunlar akla gelir. Ancak Türk milliyetçileri için 3 Mayıs, yalnızca bir baskı döneminin adı değil; aynı zamanda bir fikrî direnişin, bir kimlik bilincinin ve bir uyanışın sembolüdür.</p>

<p>Bu sürecin fikrî merkezinde Hüseyin Nihal Atsız vardır. Atsız, yalnızca bir edebiyatçı ya da tarihçi değil; Türkçülüğü bir fikir disiplini, bir ahlak meselesi hâline getiren isimlerden biridir. 1944 sürecine giden yol, onun kaleminden çıkan yazılarla, fikrî netliğiyle ve tavizsiz duruşuyla şekillenmiştir. Atsız’ın yargılanması, aslında bir şahsın değil; Türkçülük fikrinin yargılanmasıdır. Bu yüzden mahkeme salonları, Türk milliyetçilerinin hafızasında yalnızca birer hukuk mekânı değil; fikrin açıkça savunulduğu kürsüler olarak hatırlanır.</p>

<p>3 Mayıs’ı anlamlı kılan unsurlardan biri de bu fikrî bedelin göze alınmış olmasıdır. Atsız’ın şahsında somutlaşan bu duruş, Türk milliyetçiliğinin romantik bir söylem değil; zor zamanlarda da ayakta durabilen bir fikir olduğunu göstermiştir. Tabutluklar, bu bedelin en sert yüzüdür. Fakat Türk milliyetçileri için bu karanlık mekânlar, iradenin kırıldığı değil; bilincin keskinleştiği yerler olarak anılır.</p>

<p>Bu dönemin genç subaylarından biri olan Başbuğ Alparslan Türkeş ise 3 Mayıs’ın yalnızca bir hatıra değil, geleceğe taşınan bir sorumluluk olduğunu gösteren isimlerin başında gelir. Başbuğ Türkeş, 1944’te yaşananları kişisel bir travma olarak değil; bir dava terbiyesi olarak okumuştur. Bu bağlamda 3 Mayıs, fikrin örgütlü bir iradeye dönüşmesinin de başlangıç noktalarından biridir. Mahkeme salonlarında yargılanan Türkçülük, onun siyasal mücadelesinde toplumsal bir harekete evrilmiştir.</p>

<p>Bu nedenle 3 Mayıs, Türk milliyetçileri nezdinde bir matem günü değil; bir bahar havasında anılır. Çünkü bu tarih, yenilginin değil; bedel ödeyerek ayakta kalmanın adıdır. Bahar benzetmesi tam da burada anlam kazanır. Bahar, her zaman güneşli başlamaz; çoğu zaman sert bir kışın ardından gelir. 1944’te yaşananlar da Türk milliyetçiliğinin böyle bir kıştan geçtiğini; fakat bu kışın fikri kurutmadığını, aksine kökleştirdiğini gösterir.</p>

<p>Bugün 3 Mayıs’ın bir bayram havasıyla kutlanması, yaşanan acıların unutulması anlamına gelmez. Aksine, Atsız’ın fikrî mirası ile Başbuğ Türkeş’in siyasi ve teşkilatçı çizgisinin aynı hafızada buluşmasıdır bu. Kalemin ve mücadelenin, fikrin ve aksiyonun aynı tarih etrafında birleşmesidir.</p>

<p>Sonuç olarak 3 Mayıs 1944; Hüseyin Nihal Atsız’ın fikrî cesaretiyle, Başbuğ Alparslan Türkeş’in geleceğe taşıdığı iradeyle Türk milliyetçiliğinde müstesna bir yere sahiptir. Mahkemeler ve tabutluklar bu tarihin acı yüzüdür; bahar havası ise o acılardan süzülen anlamın adıdır. Çünkü bazı fikirler, en çok baskı altında sınanır ve en çok o zaman kök salar. 3 Mayıs, Türk milliyetçileri için tam da böyle bir köklenmenin tarihidir.</p>
]]></content:encoded>
<author>Murat Şahin</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/doc-dr-murat-sahin/3-mayis-turk-milliyetcileri-icin-bir-durusun-ve-dirilisin-gunu/810/</link>
<pubDate>Mon, 04 May 2026 19:30:36 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Maç Değil, Bir Ruh Kazandı</title>
<content:encoded><![CDATA[<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Kıymetli okuyucularım,</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bazen bir maç, yalnızca sahada oynanmaz.<br />
Tribünde, şehirde, insanların yüreğinde de oynanır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bugün yaşanan galibiyet sadece skor tabelasına yazılan rakamlardan ibaret değildi.<br />
Asıl kazanım; aynı heyecanda buluşan insanların ortak sevinci, inancı ve umuduydu.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir takım kazandığında yalnızca futbolcular sevinmez.<br />
Onlarla birlikte bir şehir ayağa kalkar.<br />
Çocuklar hayal kurar, gençler motive olur, büyükler geçmiş güzel günleri hatırlar.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sporun en güzel tarafı da tam olarak budur:<br />
İnsanları ortak bir duyguda buluşturabilmek.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Elbette galibiyet güzeldir.</span></span><br />
<span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ancak başarıyı anlamlı kılan yalnızca kazanmak değil, o başarıyı taşıyabilmektir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Hayatta da böyledir.<br />
Ani yükselişler insanı sevindirir ama kalıcı başarı; sabır, disiplin, emek ve istikrar ister.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir gün parlamak kolaydır.<br />
Asıl mesele ışığı söndürmeden yol alabilmektir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bu yüzden bugün sevincimizi yaşayalım, mutluluğumuzu paylaşalım.<br />
Ama yarını da unutmayalım.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Rehavete kapılmadan, mücadeleyi bırakmadan, aynı inançla devam edebilmek; gerçek başarının temelidir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Bugün bayram varsa;</span></span><br />
<span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">bu bayram sadece skorun değil, birlikte inanmanın bayramıdır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Tribünde sesi kısılana kadar destek verenlerin, takımına gönül verenlerin, iyi günde kötü günde yanında duranların bayramıdır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Dilerim bu güzel atmosfer yalnızca bir günün heyecanı olarak kalmaz.<br />
Şehrimize, sporumuza ve gençlerimize uzun soluklu bir umut olur.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çünkü bazı zaferler sadece puan değil; moral, birlik ve gelecek inancı kazandırır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sevgiyle, heyecanla, farkındalıkla…</span></span></span><br />
<span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Daha güçlü yarınlara.</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Kazım İlhan</span></span><br />
<span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sosyolog ve Aile Danışmanı</span></span></span></span></span></span></h3>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/bir-mac-degil-bir-ruh-kazandi/809/</link>
<pubDate>Sat, 02 May 2026 23:44:51 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Rehavete Yer Yok: Maç Bitmeden Zafer Yok</title>
<content:encoded><![CDATA[<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">FUTBOLUN UNUTTURMADIĞI GERÇEK</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Kıymetli okuyucularım,</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Futbol bazen sadece skor değildir.<br />
Bazen bir karakter testidir.<br />
Bazen de insanın kendi zaaflarını gösteren sessiz bir öğretmendir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Geçtiğimiz hafta Samsunspor, deplasmanda çok değerli bir galibiyet aldı.<br />
Skor 3-0’a geldiğinde herkes rahatladı.<br />
Belki tribünler, belki ekran başındaki taraftarlar, belki de saha içindeki oyuncular…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ama futbolun acımasız bir kuralı vardır:</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Maç bitmeden hiçbir şey bitmez.</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Son dakikalarda gelen iki gol, aslında galibiyet sevincinin içine önemli bir mesaj bıraktı.<br />
Kazanıldı, evet…<br />
Ama alınması gereken dersler de vardı.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">BİRİNCİ GERÇEK: SKOR ARTTIKÇA DİSİPLİN AZALMAMALI</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Hayatta da böyledir.<br />
Bir başarı elde ettiğinizde en büyük risk, dış rakipler değil; içeride oluşan rehavettir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">“Tamam, oldu.”<br />
“Bu iş bitti.”<br />
“Artık sorun yok.”</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İşte çöküş çoğu zaman tam burada başlar.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">3-0 öne geçmek büyük başarıdır.<br />
Ama bunu koruyamıyorsanız, henüz zihinsel olgunluk tamamlanmamış demektir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Skor arttığında özgüven gerekir;<br />
ama kontrolsüz özgüven, bazen rakibin en büyük yardımcısı olur.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">İKİNCİ GERÇEK: TAKIM OYUNU SON DÜDÜĞE KADAR SÜRER</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Futbolda bireysel kalite önemlidir.<br />
Ama büyük maçları karakter ve birliktelik kazanır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Galatasaray karşısında oynanacak mücadele, sıradan bir maç değildir.<br />
Bu maç; sabır, konsantrasyon ve takım bütünlüğü sınavıdır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir oyuncunun değil,<br />
11 kişinin aynı akılla hareket etmesi gerekir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çünkü büyük rakipler hata affetmez.<br />
Bir anlık dalgınlık,<br />
bir yanlış pas,<br />
bir gereksiz özgüven…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ve emek boşa gidebilir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">ÜÇÜNCÜ GERÇEK: KOLAY MAÇ YOKTUR</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Futbolda isimler maç kazandırmaz.<br />
Sahadaki mücadele kazandırır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Rakibiniz güçlü olabilir.<br />
Ama siz planlı, disiplinli ve inançlıysanız her puan mümkündür.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Önemli olan; maça korkuyla değil, ciddiyetle çıkmaktır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Fazla rahatlık zarar verir.<br />
Fazla stres de hata yaptırır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Doğru denge ise şudur:</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Saygı duy, ama teslim olma.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">DÖRDÜNCÜ GERÇEK: ASIL HEDEF İSTİKRAR</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir maç kazanmak güzeldir.<br />
Ama asıl mesele bunu alışkanlığa dönüştürmektir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İstikrar;<br />
bir hafta iyi, bir hafta kötü olmak değildir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İstikrar, aynı ciddiyeti her maçta gösterebilmektir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Hayatta da böyledir.<br />
Bir kez başarılı olmak kolaydır.<br />
Zor olan, başarıyı karaktere dönüştürmektir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">SON SÖZ: BİTİŞ DÜDÜĞÜNÜ DUYMADAN RAHATLAMA</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Yarın akşam Samsunspor önemli bir sınava çıkacak.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Temennimiz elbette takımımızın iyi mücadele etmesi, akıllı oynaması ve puan ya da puanlarla sahadan ayrılmasıdır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ama bundan daha önemlisi şu bilincin oluşmasıdır:</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Hiçbir maç erken kazanılmaz.<br />
Hiçbir mücadele son düdük çalmadan bitmez.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bu sadece futbolun değil, hayatın da kuralıdır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Unutmayalım;<br />
başarı bazen öne geçmek değil,<br />
öne geçtiğinde aynı ciddiyetle devam edebilmektir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sevgiyle, saygıyla, farkındalıkla…<br />
Daha güçlü yarınlara.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</span></span></span></span></span></h3>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/rehavete-yer-yok-mac-bitmeden-zafer-yok/808/</link>
<pubDate>Sat, 02 May 2026 09:57:26 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>1 Mayıs: Emeğe Saygı, İnsana Değer</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif"">Kıymetli okuyucularım,</span></span></b></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif"">Takvim yaprakları değişir; günler geçer, aylar biter. Ancak bazı tarihler vardır ki yalnızca bir gün olmanın ötesinde, bir düşünceyi, bir mücadeleyi ve ortak vicdanı temsil eder. <b>1 Mayıs</b> da işte bu özel günlerden biridir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif"">Toplum olarak bazen bazı günleri yalnızca takvim üzerinde görür, taşıdığı anlamı ise zamanla unuturuz. Oysa 1 Mayıs; sadece bir tatil günü, meydanlarda yapılan kutlamalar ya da geçmişte yaşanan acı olayların yıldönümü değildir. Aynı zamanda insan emeğinin görünür olduğu, alın terinin, üretimin ve dayanışmanın hatırlandığı anlamlı bir gündür.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif"">Bir ekmeğin soframıza ulaşmasından bir okulun kapısının açılmasına, hastanelerin hizmet vermesinden şehirlerin ayakta kalmasına kadar yaşamın her alanında görünmeyen büyük bir emek vardır. Kimi masa başında, kimi atölyede, kimi tarlada, kimi yolda, kimi nöbette…</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif"">Hayatın akışını sürdüren şey çoğu zaman fark edilmeyen bu emektir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif"">Toplum düzeni yalnızca yasalarla kurulmaz; emeğe verilen değerle de şekillenir. Çünkü emek küçümsendiğinde yalnızca çalışan değil, toplumun adalet duygusu da yara alır. Hakkın gözetilmediği yerde huzur azalır; huzurun olmadığı yerde ise güven duygusu zedelenir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif"">Bu nedenle mesele yalnızca ücret, mesai ya da çalışma saatlerinden ibaret değildir. Asıl mesele; insanın emeğiyle birlikte onurunun da korunabilmesidir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif"">Bir söz vardır:<br />
<b>“Ne ezen, ne ezilen; insanca, hakça bir düzen.”</b></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif"">Belki de bu söz yalnızca belli bir kesimin değil, toplumun tamamının ortak temennisi olmalıdır. Çünkü herkes, hayatının bir döneminde emeğinin karşılığını görmek ister. Her insan yaptığı işin fark edilmesini, saygı duyulmasını ve hakkının teslim edilmesini bekler.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif"">1 Mayıs’ı yalnızca geçmişin acılarıyla değil, geleceğin umuduyla da okuyabilmeliyiz. Ayrışmanın değil dayanışmanın, öfkenin değil anlayışın, çatışmanın değil hakkaniyetin konuşulduğu bir toplumsal iklime her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif"">Unutmayalım; güçlü toplumlar yalnızca üreten değil, üretenine değer veren toplumlardır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif"">Bahar sadece doğanın değil, vicdanın da yeniden yeşermesidir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif"">Birlikte; “sen-ben” demeden,<br />
sevgiyle, saygıyla ve farkındalıkla daha güzel yarınlara…</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><b><span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif"">Kazım İlhan</span></span></b><br />
<span style="font-size:13.0pt"><span style="font-family:"Arial","sans-serif""><i>Sosyolog |ve Aile Danışmanı</i></span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/1-mayis-emege-saygi-insana-deger/807/</link>
<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:16:34 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Salon Neden Dolmadı?</title>
<content:encoded><![CDATA[<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Kıymetli okuyucularım,</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Gençlik neyi izliyor, neyi kaçırıyor?</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Üniversiteler yalnızca diploma alınan kurumlar değildir. Onlar aynı zamanda fikirlerin, hayallerin, sorgulamaların ve farklı bakış açılarının buluştuğu yaşam alanlarıdır. Bazen bir ders anlatır, bazen bir kitap düşündürür, bazen de bir söyleşi insanın zihninde yeni pencereler açar.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Geçtiğimiz günlerde</span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ondokuz Mayıs Üniversitesi bünyesinde düzenlenen bir söyleşide, </span></span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">tiyatro dünyasının iki değerli ismi Hakan Bilgin ve YosiMizrahi öğrencilerle bir araya geldi.</span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal"> Sahnenin tozunu yutmuş, sanatın içinde yıllar geçirmiş bu isimler yalnızca kariyer hikâyelerini değil; hayatın içinden süzülen tecrübelerini, mücadelelerini ve gençlere dair tavsiyelerini paylaştılar.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Aslında böyle buluşmalar,</span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal"> ekranda gördüğümüz kişilerin ötesine geçebilmek için önemli fırsatlardır. Çünkü bir sanatçıyı yalnızca oynadığı rolle tanımak başka, onun düşünce dünyasını, hayata bakışını ve yaşanmışlıklarını doğrudan dinlemek bambaşkadır. </span></span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Bir cümlesi insana yön verebilir, bir anısı bakış açısını değiştirebilir.</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Fakat dikkat çeken başka bir detay vardı: Salon tam dolu değildi.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">İnsan ister istemez düşünüyor…</span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal"> Eğer aynı kampüse çok popüler bir sosyal medya fenomeni ya da güncel bir dijital isim gelseydi, acaba aynı salon yetecek miydi? Muhtemelen hayır. Daha kalabalık, daha hareketli ve daha yoğun bir ilgi olurdu.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Peki neden?</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çünkü çağımız, görünürlüğü çoğu zaman değerin önüne koyuyor. Kimin ne anlattığından çok, kimin daha fazla konuşulduğu önem kazanıyor. Takipçi sayıları, izlenme oranları, gündemde kalma süreleri; insanları etkileme ölçütü hâline geliyor. Böyle olunca gençlik de çoğu zaman farkında olmadan “popüler olan” ile “besleyici olan” arasındaki farkı kaçırabiliyor.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Oysa her kalabalık,</span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal"> içerik anlamına gelmez. Her çok izlenen, </span></span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">çok şey kazandırmaz.</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir fenomen size birkaç saat eğlence sunabilir; ama bir sanatçı, bir akademisyen, bir düşünce insanı bazen size yıllarca taşıyacağınız bir bakış açısı bırakabilir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Belki de mesele salonun kaç kişiyle dolduğu değil</span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">; o salondan kaç kişinin düşünerek çıktığıdır. Çünkü bazen az sayıda insanın katıldığı bir etkinlik, büyük kalabalıkların toplandığı organizasyonlardan daha derin iz bırakabilir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Bugün gençlik yalnızca tüketen değil, seçen bir bilinç geliştirmek zorunda.</span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal"> Kime kulak verdiğimiz, kimi izlediğimiz, neye zaman ayırdığımız aslında kim olduğumuzu ve kim olacağımızı da belirliyor. </span></span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">İnsan, zamanını verdiği şeyin öğrencisi olur.</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Belki de kendimize şu soruyu sormalıyız:</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Biz gerçekten bize bir şey katan insanları mı takip ediyoruz, yoksa yalnızca herkesin baktığı yöne mi bakıyoruz?</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Salonların doluluğu bazen toplumun önceliklerini gösterir. Ne yazık ki bugün görünür olanın sesi daha yüksek çıkıyor. Ama unutulmamalıdır ki insanı büyüten şey yalnızca eğlenmek değil; düşünmek, dinlemek, anlamak ve kendine yeni pencereler açmaktır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Belki salon tam dolmadı…</span></span><br />
<span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ama umarım oradan çıkan birkaç genç, zihninde yeni bir perde aralamıştır. Çünkü bazen bir salon değil,</span></span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"> bir fikir dolduğunda değişim başlar</span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Birlikte, “sen-ben” demeden…<br />
Sevgiyle, saygıyla, farkındalıkla…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Daha güzel yarınlara…</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Kazım İlhan<br />
Sosyolog Ve Aile Danışmanı</span></span></span></span></span></h3>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/salon-neden-dolmadi/806/</link>
<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:13:53 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sınavı Kazanan Mı, Hayatı Kazanan Mı?</title>
<content:encoded><![CDATA[<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Kıymetli okuyucularım,</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bugün eğitimde başarı denildiğinde akla gelen ilk şey;<br />
bir sınavı kazanmak…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Özellikle “%100 burslu” kazanan öğrenciler alkışlanıyor,<br />
en başarılı olarak gösteriliyor.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Peki gerçekten öyle mi?</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir sınavı kazanmak,<br />
hayatı kazanmak anlamına gelir mi?</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Artık çoğumuz aynı kaygıyı taşıyoruz:<br />
“Çalışmak yetmiyor…” diye düşünüyoruz.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çünkü sistem bize şunu öğretti:<br />
Kazanan, sınavı geçen…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ama hayat bize bambaşka bir şey gösteriyor.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Üniversiteye giren her genç,<br />
gerçekten doğru yerde mi?</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bugün birçok genç;<br />
ilk yıl alışmaya çalışıyor,<br />
ikinci yıl sorguluyor,<br />
üçüncü yıl ise kendine şu soruyu soruyor:<br />
“Ben burada ne yapıyorum?”</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ve çoğu zaman fark ediyor ki:<br />
Sevmediği bir yolda ilerliyor…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çünkü yıllarca çocuklara şu soru sorulmadı:<br />
“Sen ne istiyorsun?”</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Onun yerine hep şunlar soruldu:<br />
“Hangi meslek daha çok kazandırır?”<br />
“Hangi bölüm daha garantili?”</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Dün de böyleydi,<br />
bugün de çoğu zaman değişmedi…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Aileler iyi niyetle ama eksik bir bakışla<br />
çocuklarını daha çok kazandıran yollara yönlendirdi.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Ama unutulan bir gerçek var:</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Her çocuk aynı yoldan gitmek zorunda değildir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir çocuk;<br />
test çözerek değil,<br />
bir vida sıkarak,<br />
bir saç keserek,<br />
bir yemek yaparak da hayata tutunabilir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Çünkü eğitim;</span></span><br />
<span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">tek tip insan yetiştirme yarışı değildir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Eğitim, insanın kendini bulma yolculuğudur.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bugün çocuklar bir yarışın içinde…<br />
Ama bu yarışın sonunda çoğu zaman geriye şu soru kalıyor:</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Her kazanan mutlu mu?</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çünkü bazen sınavı kazanan,<br />
hayatın içinde kaybolur…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bazen de sınavı kazanamayan,<br />
kendi yolunu bulur.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sorun çalışmak değil…<br />
Sorun, neden çalıştığımızı unutmak.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sorun çocukları yarıştırmak değil…<br />
Onları tanımadan bir yola zorlamak.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Ve belki de en önemli gerçek şudur:</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">“Söz, ağızdan çıkana kadar senin esirindir;<br />
ağızdan çıktıktan sonra sen onun esiri olursun.”</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çocuklarımıza söylediğimiz her söz,<br />
onların yarınını şekillendirir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sınav kazanmak bir sonuçtur…<br />
Ama hayat kazanmak bir yolculuk.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Ve o yolculukta asıl mesele şudur:</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sınavı kazanan mı,<br />
yoksa hayatı kazanan mı?</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Birlikte, “sen-ben” demeden…<br />
Sevgiyle, saygıyla, farkındalıkla…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Daha güzel yarınlara…</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Kazım İlhan<br />
Sosyolog Ve Aile Danışmanı</span></span></span></span></span></h3>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/sinavi-kazanan-mi-hayati-kazanan-mi/805/</link>
<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 17:01:51 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Her Şey Kontrol Altında, Rahat Olun</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar distopya dediğimiz şey, geleceğe dair bir uyarıydı. Bugün ise daha çok gündelik hayatın tarifine benziyor. George Orwell’in1984’ü ile AldousHuxley’ninCesur Yeni Dünya’sı, artık raflarda duran iki roman olmaktan ziyade; yaşadığımız dünyanın iki tamamlayıcı yüzünü anlatan metinlere dönüşmüş durumda.</p>

<p>Günümüz insanı, Orwell’in korktuğu gibi tamamen susturulmuş değil; ama Huxley’nin öngördüğü şekilde fazlasıyla meşgul. Sürekli konuşuyor, paylaşıyor, tüketiyor. Ancak bu yoğunluk, düşünmeyi derinleştirmiyor; aksine yüzeyselleştiriyor. Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı, fakat anlam üretmek hiç bu kadar zor olmamıştı.</p>

<p>Gözetim artık kaba ve görünür değil. Büyük Birader’in sert bakışları yerini algoritmalara bıraktı. Ne izlediğimiz, ne okuduğumuz, neyi beğendiğimiz sessizce kaydediliyor. Üstelik buna itiraz etmiyoruz; çünkü karşılığında hız, konfor ve eğlence sunuluyor. Gözetlenmek, korkulacak bir durum olmaktan çıkıp, alışılan bir hâle geliyor.</p>

<p>1984’te gerçek, zorla değiştirilirdi. Bugün ise gerçek, çoğu zaman görünmez hâle geliyor. Yalanın bastırılması gerekmiyor; doğru olanın duyulması yeterince zor. Bilgi bolluğu, hakikati güçlendirmiyor; aksine onu kalabalıkta kaybettiriyor. Huxley’nin dünyasında olduğu gibi, kimse gerçeği yasaklamıyor; fakat onunla ilgilenmememiz sağlanıyor.</p>

<p>Toplumsal ilişkiler de bu dönüşümden payını alıyor. İnsanlar daha çok bağlantıya sahip; ama daha az bağ kuruyor. Kalabalıklar büyüyor, yalnızlık derinleşiyor. Herkes birbirini izliyor; fakat kimse gerçekten görmüyor. Bu hâl, ne tam olarak Orwell’in korku toplumuna ne de Huxley’nin haz toplumuna benziyor; ikisinin arasında salınan tuhaf bir dengeye işaret ediyor.</p>

<p>Belki de en çarpıcı olan, itirazın bile sistemin bir parçası hâline gelmesi. Eleştiri hızla tüketiliyor, muhalefet eğlenceye dönüşüyor, tepki geçici bir paylaşım olarak kalıyor. 1984’ün isyanı bastırılırdı; bugün ise dikkat dağınıklığında eriyor.</p>

<p>Bu yüzden artık soru, “Bizi kim yönetiyor?” değil. Asıl soru, “Biz neye alışıyoruz?” Alışkanlıklar, korkudan daha kalıcıdır. Çünkü korku insanı uyandırır; alışkanlık ise uyutur.</p>

<p>Orwell bizi baskıya karşı uyarmıştı. Huxley ise konfora karşı. Bugünün dünyasında her ikisinin de haklı çıktığı bir yerde duruyoruz. Gözetlenirken eğleniyor, eğlenirken unutuyoruz. Ve belki de en tehlikelisi şu: Bütün bunlar olurken, hâlâ özgür olduğumuzu düşünüyoruz.<br />
 </p>
]]></content:encoded>
<author>Murat Şahin</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/doc-dr-murat-sahin/her-sey-kontrol-altinda-rahat-olun/804/</link>
<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Üç Sessiz Tehlike: Deprem, Yangın ve Bir Nefes…</title>
<content:encoded><![CDATA[<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Hayat bazen bir saniyeye sığar…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir sarsıntı…<br />
Bir kıvılcım…<br />
Bir nefes…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ve her şey değişir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Biz bu ülkede üç gerçekle yaşıyoruz:</span></span><br />
<span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Deprem… Yangın… ve İlk Yardım Bilgisizliği…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ama garip olan şu:<br />
Hepsini biliyoruz…<br />
Ama hiçbirine hazır değiliz.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal"> Deprem: Unutunca Hatırlatan Gerçek</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Deprem olduğunda değil, olmadan önce hazırlıklı olunması gerekir.<br />
Ama biz ne yapıyoruz?</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Deprem olur…<br />
Korkarız…<br />
Konuşuruz…<br />
Sonra unuturuz.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Evlerimizde:</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Deprem çantası yok</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Toplanma alanı bilinmiyor</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Aile planı yapılmamış</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sonra “yakalandık” diyoruz.<br />
Oysa deprem yakalamaz… Hazırlıksızlık yakalanır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"> Yangın: Küçük İhmal, Büyük Felaket</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir priz…<br />
Bir unutulan ocak…<br />
Bir dikkatsizlik…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ve alevler…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Yangınların çoğu büyük sebeplerden değil, küçük ihmallerden çıkar.<br />
Ama evlerimize bakıyoruz:</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Yangın tüpü yok</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Duman detektörü yok</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Kaçış planı yok</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">En acısı ne biliyor musunuz?</span></span><br />
<span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İnsanlar yangından değil, ne yapacağını bilmemekten zarar görüyor.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal"> İlk Yardım: Bir Nefeslik Hayat</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir lokma boğazda kalır…<br />
Bir kalp durur…<br />
Bir insan yere yığılır…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ve etraftakiler sadece bakar…</span></span></span><br />
<span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Çünkü bilmiyoruz.</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bilsek bile uygulayamıyoruz.<br />
Çünkü öğrenmedik, alışkanlık haline getirmedik.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Oysa bazen bir insanın hayatı:</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sırtına vurulacak doğru bir hamleye</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Yapılacak bir kalp masajına</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Açılacak bir hava yoluna bağlıdır</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Asıl Tehlike Ne Biliyor musunuz?</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Deprem değil…<br />
Yangın değil…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Hazırlıksızlık.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ve daha kötüsü: “Bana bir şey olmaz” düşüncesi.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Çözüm Zor Değil Ama Ciddi Olmalı</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Okullarda zorunlu afet ve ilk yardım eğitimi verilmeli</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Her evde bir afet planı olmalı</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Aile içinde görev paylaşımı yapılmalı</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Yangın tüpü, deprem çantası standart hale gelmeli</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İlk yardım eğitimi bir sertifika değil, hayat bilgisi olmalı</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Unutmayın</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Afetler kader olabilir…<br />
Ama hazırlıksız yakalanmak kader değildir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir gün…<br />
Bir depremde…<br />
Bir yangında…<br />
Ya da bir nefesin kesildiği anda…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ya panikle bakakalacağız…<br />
Ya da hayat kurtaran olacağız.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"> Sonuç olarak;</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Hayat; ihmal kaldırmaz…<br />
Ve bazen…<br />
Bir hayat, bir hazırlık kadar yakındır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Birlikte siz, biz demeden…<br />
Sevgiyle, saygıyla, farkındalıkla…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Daha güzel yarınlara…</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Kazım İlhan</span></span><br />
<span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sosyolog ve Aile Danışmanı</span></span></span></span></span></span></h3>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/uc-sessiz-tehlike-deprem-yangin-ve-bir-nefes/803/</link>
<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 22:19:40 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Okulda Korku Olmaz</title>
<content:encoded><![CDATA[<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Şanlıurfa’da… Ardından Kahramanmaraş’ta… Bir kez daha yüreğimiz yandı.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Henüz hayatın başındaki çocuklar… Onlara umut aşılayan öğretmenler… Ve bir okulun duvarları arasında yaşanan tarifsiz bir acı…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Hayatını kaybeden evlatlarımıza ve öğretmenlerimize Allah’tan rahmet; ailelerine sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Güvenlik Sorunu</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı gelmedi mi?</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Okulda çocuk güvende olmayacaksa nerede olacak?</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bugün yaşananlar bir tesadüf ya da münferit olay değildir. Bu, büyüyen ve artık görmezden gelinemeyecek bir güvenlik sorunudur.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Her olaydan sonra alınan geçici önlemler… Kapıya dikilen birkaç görevli… Gökyüzünde dolaşan dronlar… Bunlar pansuman olabilir, ama tedavi değildir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çünkü mesele sadece kapıda beklemek değil, tehlikeyi kapıya gelmeden durdurabilmektir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Sorunun Derinliği</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sorun sadece güvenlik eksikliği mi? Hayır…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ailede verilen değerler zayıflıyor</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Şiddet, ekranlardan normalleşiyor</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Gençler yönsüz ve denetimsiz büyüyor</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Öğretmenin otoritesi tartışılır hale geliyor</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Okul, eğitim yuvasından çok risk alanına dönüşüyor</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ve biz, her olaydan sonra sadece konuşuyoruz…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Çözüm Önerileri</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sadece eleştirmek yetmez. Toplum olarak çözüm üretmek zorundayız.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Kalıcı güvenlik sistemi şart</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Aile eğitimi ihmal edilmemeli</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Medya ve dijital içerik denetlenmeli</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Öğretmenin değeri yeniden inşa edilmelidir</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Unutmayalım…</span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal"> Ateş düştüğü yeri yakar. Ama bu ateş artık toplumun tamamını yakmaya başladı.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bugün susarsak, yarın daha büyük acılara uyanırız.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Sonuç olarak;</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çocuklarımız bizim yarınımız değil, bugünümüzdür. Onları korumak bir tercih değil, bir sorumluluktur.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Okullar korkunun değil, güvenin adresi olmalıdır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ve biz… Artık sadece konuşan değil, önlem alan bir toplum olmalıyız.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Umutlu Bir Sabah</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir zil çalsın yine sabah, Çocuklar umutla koşsun okula…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Kalemler yazsın hayalleri, Defterlerde yarınlar çoğalsın…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir öğretmen anlatsın hayatı, Sevgiyle, sabırla, umutla…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ve hiçbir yürek Korkuyla değil, Güvenle atsın…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çünkü bir çocuğun gülüşü, Bir ülkenin en sessiz duasıdır…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Birlikte siz, biz demeden…<br />
Sevgiyle, saygıyla, farkındalıkla…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Daha güzel yarınlara</span></span><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</span></span></span></span></span></h3>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/okulda-korku-olmaz/802/</link>
<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 23:12:07 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İyi Olmak Yetmez… Hayat Kazanmayı da Öğretir</title>
<content:encoded><![CDATA[<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">GİRİŞ: SADECE FUTBOL MU?</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Kıymetli okuyucularım,</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bazen futbol yalnızca 90 dakikalık bir oyun değildir…<br />
Bazen bir aynadır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">O aynada;<br />
sabır görürsünüz,<br />
öfke görürsünüz,<br />
umut görürsünüz…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ve en çok da eksiklerinizi görürsünüz.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Samsunspor’un hem<br />
Konyaspor<br />
hem de<br />
Trabzonspor<br />
karşısında oynadığı maçlar bize tam da bunu gösterdi:</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İyi olmak başka…<br />
Kazanmak bambaşka…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">BİRİNCİ PERDE: OYUN VAR AMA SONUÇ YOK</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sahada baskı kuruyorsun…<br />
Topa sahip oluyorsun…<br />
Rakibi oynatmıyorsun…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ama skor tabelası sana bakmıyor.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">18 şut çekiyorsun…<br />
Pozisyonlara giriyorsun…<br />
Ama gol olmuyor.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İşte hayat da tam burada başlıyor.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çünkü mesele bazen üretmek değildir…<br />
Ürettiğini sonuca çevirebilmektir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">İKİNCİ PERDE: BİR AN HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİR</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir maçta kaçan penaltı…<br />
Diğerinde gelen kırmızı kart…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir an…<br />
Sadece bir an…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ve bütün emek, bütün plan değişir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Futbol bize şunu öğretir:<br />
Hayat da böyledir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">En güçlü olduğun anda<br />
en kırılgan noktandan sınanırsın.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">ÜÇÜNCÜ PERDE: SUÇLU ARAMAK MI, DERS ALMAK MI?</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Hakem konuşulur…<br />
Atilla Karaoğlan tartışılır…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Yönetim konuşur…<br />
Yüksel Yıldırım tepki verir…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Hepsi olabilir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ama asıl soru şu:</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Biz kendimize ne söylüyoruz?</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çünkü gelişim;<br />
başkasını suçlamakla değil,<br />
kendine bakmakla başlar.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">DÖRDÜNCÜ PERDE: İYİ TAKIM MI, KAZANAN TAKIM MI?</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İyi takım; oynar…<br />
Kazanan takım; bitirir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İyi takım; dener…<br />
Kazanan takım; sonuç alır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Aradaki fark küçük gibi görünür…<br />
Ama hayatın tamamını değiştirir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">BEŞİNCİ PERDE: TRİBÜNLER VE TOPLUM</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Tribünler dolu…<br />
Aileler orada…<br />
Çocuklar orada…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Özellikle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gibi bir günde…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İşte asıl kazanç budur.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Futbol;<br />
bağırmak değil,<br />
birlik olmaktır.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Fanatiklik;<br />
sevmekle başlar,<br />
ama sınırını aşarsa zarar verir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">ALTINCI PERDE: HAYAT DERSİ</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bu iki maç bize şunu söylüyor:</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Emek yetmez </span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İstek yetmez </span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Mücadele yetmez </span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sonuç gerekir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ama sonuç da tesadüf değildir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Disiplin ister…<br />
Soğukkanlılık ister…<br />
Zamanında doğru karar ister…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">SON PERDE: NEFES</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Evet…<br />
Bazen kaybedersin.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ama eğer doğru okursan…<br />
O kayıp, seni büyütür.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Samsunspor’un ihtiyacı olan şey çok büyük değil:<br />
İyi oynadığı maçları kazanmayı öğrenmek.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Aslında bu sadece futbolun değil,<br />
hayatın da en temel gerçeğidir.</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">KAPANIŞ</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Unutmayalım…</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İyi insan olmak güzeldir…</span></span></span><br />
<span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Ama hayat, iyi olanın değil;<br />
doğru zamanda doğruyu yapanın yanında durur.</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Birlikte siz, biz demeden…<br />
Sevgiyle, saygıyla, farkındalıkla…</span></span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Daha güzel yarınlara…</span></span></span></span></span></h3>

<h3 style="margin-top:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black">Kazım İlhan</span></span><br />
<span style="font-size:13.0pt"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sosyolog ve Aile Danışmanı</span></span></span></span></span></span></h3>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/iyi-olmak-yetmez-hayat-kazanmayi-da-ogretir/801/</link>
<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 11:04:06 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hakem Değil, Güven Tartışılıyor</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dün Samsun’da sadece bir maç oynanmadı.<br />
Dün, uzun süredir biriken bir duygu sahaya indi: güvensizlik.</p>

<p>Top döndü, mücadele vardı, tempo yerindeydi.<br />
Ama maç bittiğinde yine aynı başlık açıldı: hakem.</p>

<p>Atilla Karaoğlan’ın verdiği kırmızı kart, gecenin kırılma anı oldu.<br />
Samsunspor oyunun içindeydi, denge vardı.<br />
Bir düdük geldi… ve o denge dağıldı.</p>

<p>Pozisyona bakıyorsun.<br />
Temas var, faul verirsin.<br />
Sarı kart dersin, anlaşılır.<br />
Ama kırmızı kart… pozisyonun ağırlığından büyük, oyunun ruhundan uzaktı.</p>

<p>Sorun sadece o kart değil.</p>

<p>Aynı maç içinde faul standardı değişiyor.<br />
Bir temas kolay çalınıyor, diğeri görmezden geliniyor.<br />
Avantaj oynatılması gereken yerde oyun kesiliyor.<br />
Oyunun ritmi, düdükle parçalanıyor.</p>

<p>Bu küçük gibi görünen detaylar…<br />
maçın yönünü belirliyor.</p>

<p>Futbolda hata olur.<br />
Ama standart yoksa, hata büyür.</p>

<p>Dün verilen kart da bu yüzden tepki çekti.<br />
Çünkü insanlar artık sadece pozisyona bakmıyor.<br />
O pozisyonun başka maçlarda nasıl yorumlandığını da hatırlıyor.</p>

<p>İşte güven tam burada kırılıyor.</p>

<p>Yüksel Yıldırım’ın çıkışı bu yüzden önemliydi.<br />
Sertti, tartışılırdı ama sıradan değildi.<br />
Söz büyüdü, mesele yukarıya taşındı.</p>

<p>Bu bir maç tepkisi değil.<br />
Bu, biriken bir rahatsızlığın dışa vurumu.</p>

<p>Ve açık konuşalım:<br />
Bu sadece Samsunspor’un meselesi değil.</p>

<p>Bugün Samsunspor konuşur.<br />
Dün başkası konuştu.<br />
Yarın yine bir başkası konuşacak.</p>

<p>Fenerbahçe konuşuyor.<br />
Galatasaray konuşuyor.<br />
Beşiktaş konuşuyor.<br />
Trabzonspor konuşuyor.</p>

<p>Herkes farklı yerden bakıyor.<br />
Ama aynı şeyi söylüyor:</p>

<p>Hakemlere güven yok.</p>

<p>Türkiye Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kurulu artık şunu görmek zorunda:<br />
Bu mesele tek bir karar değil, bir yönetim meselesi.</p>

<p>Hakem atamaları tartışılıyor.<br />
VAR müdahaleleri tartışılıyor.<br />
Aynı pozisyonların farklı değerlendirilmesi tartışılıyor.</p>

<p>Bu kadar çok tartışma varsa…<br />
orada sistem sorgulanır.</p>

<p>VAR geldi.<br />
“Tartışma bitecek” dendi.</p>

<p>Ama tartışma büyüdü.</p>

<p>Çünkü mesele teknoloji değil.<br />
Mesele güven.</p>

<p>Görüntü var ama ikna yok.<br />
Karar var ama iç rahatlığı yok.</p>

<p>Dün verilen kırmızı kart, sadece bir oyuncuyu oyundan çıkarmadı.<br />
Maçın akışını değiştirdi, psikolojisini bozdu.</p>

<p>Ve ister istemez şu soru büyüdü:</p>

<p>Bu maçlar gerçekten sahada mı yönetiliyor…<br />
yoksa yorumlarla mı yön veriliyor?</p>

<p>Bu soru ağırdır.<br />
Ama bu kadar sık soruluyorsa, orada problem büyüktür.</p>
]]></content:encoded>
<author>Mücahit Ali EREN</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/mucahit-ali-eren/hakem-degil-guven-tartisiliyor/800/</link>
<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 17:43:08 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yarım Kalanlar Ve Susan Kalpler</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yanımızda bir boşlukla yaşamayı öğreniyoruz artık…<br />
Adını koyamadığımız eksikliklerle, tamamlanmamış cümlelerle.</p>

<p>Birine kızamadan kırılmak,<br />
Kin tutamadan uzaklaşmak…<br />
Belki de en ağır yük bu.</p>

<p>Çünkü insan bazen savaşmak istemez,<br />
Sadece anlaşılmak ister.</p>

<p>Ama hayat her zaman karşılıklı yazılmıyor.<br />
Bir taraf cümle kurarken,<br />
Diğer taraf susmayı seçebiliyor.</p>

<p>Ve işte tam burada başlıyor içimizdeki sessiz çöküş…</p>

<p>“İsteseydi arardı” diyoruz.<br />
Basit bir cümle gibi görünse de,<br />
İçinde kabul edişin en ağır hali saklı.</p>

<p>Uzaklık mesafe değil artık…<br />
Aynı şehirde bile insanlar birbirine kilometrelerce uzak.<br />
Çünkü asıl mesafe, kalpte başlıyor.</p>

<p>Bir bakıyorsun,<br />
Aynı gökyüzüne bakıyorsun ama<br />
Aynı duyguda buluşamıyorsun.</p>

<p>İşte o zaman insan kendine soruyor:<br />
“Ben neredeyim?”</p>

<p>Cevap bazen çok acı oluyor:<br />
“Sen hâlâ onun bıraktığı yerdesin…”</p>

<p>Oysa hayat beklemeyi değil,<br />
Devam etmeyi öğretiyor.</p>

<p>Sorumluluk varsa, yarın var.</p>

<p>BUNU DÜŞÜN!<br />
Hiç kimse, bir başkasının eksikliğiyle “yarım” değildir.<br />
İnsan, kendini unuttuğu yerde eksilir.<br />
Ve unutma…<br />
Gerçekten isteyen bir yol bulur.<br />
Bulamıyorsa, belki de hiç aramamıştır.</p>

<p>Kendini, başkasının suskunluğunda kaybetme.<br />
Çünkü hayat, seni beklediğin yerde değil,<br />
Yürümeye cesaret ettiğin yolda tamamlar.</p>

<p>Hoşça kalın.<br />
Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/yarim-kalanlar-ve-susan-kalpler/798/</link>
<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 18:06:57 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yarım Kalanlar Ve Susan Kalpler</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yanımızda bir boşlukla yaşamayı öğreniyoruz artık…<br />
Adını koyamadığımız eksikliklerle, tamamlanmamış cümlelerle.</p>

<p>Birine kızamadan kırılmak,<br />
Kin tutamadan uzaklaşmak…<br />
Belki de en ağır yük bu.</p>

<p>Çünkü insan bazen savaşmak istemez,<br />
Sadece anlaşılmak ister.</p>

<p>Ama hayat her zaman karşılıklı yazılmıyor.<br />
Bir taraf cümle kurarken,<br />
Diğer taraf susmayı seçebiliyor.</p>

<p>Ve işte tam burada başlıyor içimizdeki sessiz çöküş…</p>

<p>“İsteseydi arardı” diyoruz.<br />
Basit bir cümle gibi görünse de,<br />
İçinde kabul edişin en ağır hali saklı.</p>

<p>Uzaklık mesafe değil artık…<br />
Aynı şehirde bile insanlar birbirine kilometrelerce uzak.<br />
Çünkü asıl mesafe, kalpte başlıyor.</p>

<p>Bir bakıyorsun,<br />
Aynı gökyüzüne bakıyorsun ama<br />
Aynı duyguda buluşamıyorsun.</p>

<p>İşte o zaman insan kendine soruyor:<br />
“Ben neredeyim?”</p>

<p>Cevap bazen çok acı oluyor:<br />
“Sen hâlâ onun bıraktığı yerdesin…”</p>

<p>Oysa hayat beklemeyi değil,<br />
Devam etmeyi öğretiyor.</p>

<p>Sorumluluk varsa, yarın var.</p>

<p>BUNU DÜŞÜN!<br />
Hiç kimse, bir başkasının eksikliğiyle “yarım” değildir.<br />
İnsan, kendini unuttuğu yerde eksilir.<br />
Ve unutma…<br />
Gerçekten isteyen bir yol bulur.<br />
Bulamıyorsa, belki de hiç aramamıştır.</p>

<p>Kendini, başkasının suskunluğunda kaybetme.<br />
Çünkü hayat, seni beklediğin yerde değil,<br />
Yürümeye cesaret ettiğin yolda tamamlar.</p>

<p>Hoşça kalın.<br />
Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/yarim-kalanlar-ve-susan-kalpler/799/</link>
<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 18:06:57 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Egemenlik Çocukta Başlar</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><br />
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışı ile bir millet kendi kaderine yön vermeyi seçti.</p>

<p>O gün sadece bir meclis açılmadı.<br />
O gün, bir millet “ben varım” dedi.</p>

<p>Bu sesi dünyaya duyuran ise bir liderden öte bir vizyondu:<br />
Mustafa Kemal Atatürk</p>

<p>Ve o vizyon, en büyük emaneti çocuklara verdi.<br />
Çünkü biliyordu:<br />
Egemenlik sadece kazanılmaz…<br />
Egemenlik, nesilden nesile korunur.</p>

<p>Bugün kendimize sormamız gereken soru şu:<br />
Biz o emaneti gerçekten taşıyor muyuz?</p>

<p>Çocuklarımızla aynı sofrada ne kadar vakit geçiriyoruz?<br />
Gözlerinin içine bakarak kaç cümle kuruyoruz?<br />
Bir veli toplantısına gitmeyen, öğretmeniyle temas kurmayan bir ebeveyn…<br />
Çocuğunun dünyasını nasıl tanıyabilir?</p>

<p>Bugün birçok aile “haberim yok” diyor.<br />
Ama mesele tam da burada başlıyor:<br />
Haberin olması için, orada olman gerekir.</p>

<p>Toplum evde başlar.</p>

<p>Aile ilgisizse, okul yalnız kalır.<br />
Okul yalnız kalırsa, çocuk yalnız büyür.</p>

<p>Ve yalnız büyüyen bir nesil;<br />
ne özgürlüğü doğru anlar<br />
ne de sorumluluğu taşıyabilir.</p>

<p>Elbette öğretmenler var.<br />
Rehberlik servisleri var.</p>

<p>Ama eğitim sadece okulun işi değildir.<br />
Eğitim; aile, okul ve toplumun birlikte kurduğu bir köprüdür.</p>

<p>Bu köprüde bir ayak eksik olursa,<br />
geçen herkes düşer.</p>

<p>Bugün çocuklarımız ekranların içinde büyüyor.<br />
Ama kalplerine dokunan kaç insan var?</p>

<p>Bilgi çok…<br />
Ama ilgi az.</p>

<p>Oysa  bir çocuğun en büyük ihtiyacı;<br />
Anlaşılmak.</p>

<p>23 Nisan sadece bir bayram değildir.<br />
Bu milletin geleceğe attığı en güçlü imzadır.</p>

<p>Ve o imzanın altında şu yazar:<br />
“Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.”</p>

<p>Ama unutmayalım…<br />
O milletin yarını, bugünün çocuklarıdır.</p>

<p>Bugün eleştirmek kolay<br />
Asıl mesele şu:</p>

<p>Biz, kendi evimizde neyi düzeltiyoruz?</p>

<p>Çünkü bir toplum…<br />
Kendini düzeltmeden geleceğini düzeltemez.</p>

<p>Dileğim odur ki;<br />
Hiçbir aile evlat acısı yaşamasın,<br />
Hiçbir çocuk sevgisiz büyümesin.</p>

<p>Ve bizler…<br />
Sadece konuşan değil,<br />
sorumluluk alan bir toplum olalım.</p>

<p>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı,<br />
sadece bir kutlama değil;<br />
bir hatırlayıştır:</p>

<p>Çocuk varsa, gelecek var.<br />
İlgi varsa, umut var.<br />
Sorumluluk varsa, yarın var.</p>

<p>Hoşça kalın.<br />
Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/egemenlik-cocukta-baslar/797/</link>
<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 18:53:21 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Baharı Beklerken</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kıymetli Okuyucularım,</p>

<p>Hayallerin peşinden git…<br />
Vazgeçme.</p>

<p>Sevgiyi, sevginle tamamla.</p>

<p>Kalp dediğimiz şey…<br />
Kader midir, akıl mıdır?<br />
Yoksa içimizde saklı bir lale bahçesi mi?</p>

<p>Bilmiyorum…<br />
Belki de mesele, paylaşılmayı bekleyen<br />
ortak değerlerdir.</p>

<p>Ne tutku dolu bir sessizlik…<br />
Ne de tuhaf bir yalnızlık…</p>

<p>Kimi bir bahar gibi gelir,<br />
kimi bir veda gibi geçer.<br />
Ama her veda,<br />
içinde bir yaz saklar.</p>

<p>Derinden gelen o ilk aşk var ya…<br />
Hatıraları can yakar.</p>

<p>Uzağa bakarsın…<br />
Daralırsın…<br />
Çünkü düşlerden başını kaldırıp<br />
koşamazsın.</p>

<p>Ah bu duygular…<br />
Köz olur…<br />
Ama sönmez.</p>

<p>Umut…<br />
Tek taraflı değildir.</p>

<p>Hayat;<br />
bir başına kalmak mı,<br />
yoksa değişenlerle birlikte büyümek mi?</p>

<p>Geçmiş…<br />
Sadece yaşanmış değildir.<br />
İçimizde yaşamaya devam eder.<br />
Ve biz…<br />
Bazen sadece bekleriz.<br />
Ben hâlâ bekliyorum…<br />
Baharı.<br />
Ama bilirim…<br />
Baharı beklerken nefes alamamak,<br />
insanın kendi içinde kışa yakalanmasıdır.<br />
Ve en zor olanı…<br />
Dışarıda mevsimler değişirken,<br />
insanın içinde zamanın durmasıdır.</p>

<p>Hoşça kalın.<br />
Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/bahari-beklerken/796/</link>
<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 08:52:46 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Toplumun Aynası Olarak Çocuk</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan ve çocukların da doğrudan içinde yer aldığı acı olaylar, yalnızca yüreğimizi sızlatmakla kalmadı; aynı zamanda bizi kendi aynımızla yüzleşmeye mecbur bıraktı. Zira bir toplumda çocuklar ya masumiyetin en saf hâlini temsil eder ya da o toplumun derinlerinde biriken kırılmaların en görünür ifadesine dönüşür. Bugün karşı karşıya olduğumuz manzara, ikinci ihtimalin artık görmezden gelinemeyecek kadar belirginleştiğini düşündürmektedir.</p>

<p>Bu hadiseler, bize sadece “ne oldu?” sorusunu değil, belki daha önemlisi “nasıl bu noktaya gelindi?” sorusunu sordurmaktadır. Çünkü bir çocuğun dahil olduğu her olay, aslında o çocuğun içinde büyüdüğü dünyanın izlerini taşır. Aileden okula, sokaktan dijital mecralara kadar uzanan geniş bir etki alanı, çocuğun kimliğini sessizce inşa eder.Çünkü bir toplumda çocukların yönü, aslında o toplumun geleceğinin yönüdür.</p>

<p>Karşımızdaki manzara, bizi şu soruyla yüzleşmeye zorlamaktadır: Biz, çocuklarımızı nasıl bir kültürel iklim içinde yetiştiriyoruz? Onları yalnızca bireysel başarıya odaklanan bir sistemin parçası mı kılıyoruz, yoksa köklü bir medeniyetin taşıyıcısı olarak mı görüyoruz?</p>

<p>Türk kültüründe çocuk, yalnızca ailenin geleceği değil; toplumun kendisidir. Tarih boyunca Türkler için çocuk, korunması gereken pasif bir varlıktan ziyade, yetiştirilmesi gereken aktif bir emanettir. Bu anlayış, Türk toplumunun çocuğa yüklediği değerin hem duygusal hem de toplumsal boyutlarını belirlemiştir.</p>

<p>Orta Asya Türk topluluklarında çocuk, doğduğu andan itibaren topluluğun bir parçası olarak kabul edilirdi. Çocuğun doğumu yalnızca aileyi değil, oba ve boyu ilgilendirirdi. Ad verme törenleri, ilk at binme, ok atma gibi ritüeller; çocuğun toplumsal hayata kademeli olarak dahil edilmesinin simgeleriydi. Bu yönüyle çocuk, erken yaşlardan itibaren sorumlulukla tanıştırılır, fakat bu sorumluluk baskıya değil aidiyete dayanırdı.</p>

<p>Türk kültüründe çocuğa yüklenen anlam, “emanet” kavramı etrafında şekillenmiştir. Ancak bu emanet, edilgen bir korumayı değil; bilinçli bir yetiştirme sorumluluğunu ifade eder. Atasözleri ve deyimler bile bu yaklaşımı yansıtır: “Ağaç yaşken eğilir” sözü, çocuğun eğitilebilirliğini vurgularken; sevgi ve disiplinin birlikte ele alınması gerektiğine işaret eder.</p>

<p>İslamiyet’in kabulüyle birlikte bu kültürel yaklaşım yeni bir ahlaki çerçeve kazanmıştır. Çocuk, Allah’ın bir lütfu olarak görülmüş; kız ve erkek çocuk ayrımı reddedilmiştir. Eğitim, merhamet ve adalet kavramları ön plana çıkmıştır. Osmanlı toplumunda sıbyan mektepleri, vakıflar aracılığıyla çocuklara ücretsiz eğitim ve bakım sunmuş; yetim çocuklar için özel kurumlar oluşturulmuştur. Bu durum, çocuğun yalnızca aileye değil, topluma da ait bir değer olarak görüldüğünü gösterir.</p>

<p>Batı toplumlarıyla mukayese edildiğinde bu yaklaşım daha belirgin hâle gelir. Orta Çağ Avrupa’sında çocuk, uzun süre “küçük yetişkin” olarak kabul edilmiş; çocukluğun kendine özgü bir evre olduğu geç fark edilmiştir. Sanayi Devrimi ile birlikte çocuk emeği yaygınlaşmış, çocuklar fabrikalarda ağır şartlarda çalıştırılmıştır. Buna karşın Türk-İslam toplumlarında çocuk emeği daha çok meslek öğrenme ve usta-çırak ilişkisi içinde değerlendirilmiş; temel ihtiyaçların karşılanması esas alınmıştır.</p>

<p>Diğer İslam toplumlarıyla kıyaslandığında ise Türk kültürünün daha pratik ve toplumsal bir çocuk algısına sahip olduğu görülür. Bazı coğrafyalarda çocuk, daha çok aile onurunun veya soyun sembolü olarak ele alınırken; Türk kültüründe çocuk, bireysel yetenekleriyle öne çıkan bir varlık olarak değerlendirilmiştir. Tarihte kadın hükümdarların, genç yaşta devlet görevine hazırlanan şehzadelerin ve ilim yoluna erken yaşta giren âlimlerin varlığı, bu yaklaşımın göstergesidir.</p>

<p>Modernleşme süreci, Türk toplumunda çocuk algısını dönüştürmüş; eğitim merkezli bir çocukluk anlayışını güçlendirmiştir. Bugün çocuk, artık yalnızca aile içinde değil; hukuk, eğitim ve sosyal politika alanlarında da korunması gereken bir özne olarak kabul edilmektedir. Ancak geleneksel kültürdeki “çocuğu merkeze alan” yaklaşım, hâlâ canlılığını korumaktadır.</p>

<p>Sonuç olarak Türk kültüründe çocuk, soyun devamını sağlayan bir unsurdan ibaret değildir; kültürün taşıyıcısı, toplumun istikameti ve geleceğin inşa edicisidir. Dün olduğu gibi bugün de çocuk, kendiliğinden şekillenen bir varlık değil, içinde yetiştiği dünyanın aynasıdır. Bu nedenle mesele, çocukları korumanın ötesinde; onları hangi değerler, hangi anlam dünyası ve hangi sorumluluk bilinciyle yetiştirdiğimizi yeniden düşünmektir. Zira ihmal edilen her çocuk, aslında ihmal edilmiş bir gelecektir. Türk kültürünün asırlardır taşıdığı denge bize şunu hatırlatır: Çocuğu korumak kadar, onu hayata hazırlamak da bir medeniyet sorumluluğudur.</p>

<p>Bu bilinçle, çocuklara armağan edilmiş bir bayramın sahibi olan bir toplum olarak, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı bir kutlamanın ötesinde anlamlandırmak gerekir. Bu vesileyle tüm çocuklarımızın bayramını kutluyor; daha adil, daha merhametli ve daha anlamlı bir dünyada büyüyebilmelerini diliyoruz. Unutulmamalıdır ki bir toplum, çocuklarına verdikleriyle değil; çocuklarında yaşattıklarıyla hatırlanır.</p>
]]></content:encoded>
<author>Murat Şahin</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/doc-dr-murat-sahin/bir-toplumun-aynasi-olarak-cocuk/795/</link>
<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 11:55:09 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Vicdanı Kaybetmeden Büyümek</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir olay oluyor.<br />
Bir okulda… bir çocuk üzerinden… hepimizi sarsan bir an yaşanıyor.<br />
Ve ardından aynı soru tekrar karşımıza çıkıyor:<br />
Bu noktaya nasıl gelindi?</p>

<p>Bu sorunun tek bir cevabı yok.<br />
Ne sadece okul…<br />
Ne sadece aile…<br />
Ne de tek başına bir çocuk.<br />
Çünkü artık çocuklar tek bir dünyada büyümüyor.</p>

<p>Bir taraf gerçek hayat.<br />
Diğer taraf ekran.</p>

<p>Ve çoğu zaman, hangisinin daha etkili olduğunu biz bile fark edemiyoruz.</p>

<p>Ekran artık sadece vakit geçirilen bir yer değil.<br />
Bir yönlendirme alanı.<br />
Bir alışkanlık üreticisi.<br />
Bir etki mekanizması.</p>

<p>Bir video ile başlıyor.<br />
Sonra benzer içerikler geliyor.<br />
Ardından kapalı gruplar…</p>

<p>Ve çocuk, fark etmeden, sadece izleyen değil, etkilenen bir noktaya geliyor.</p>

<p>Özellikle bazı platformlarda kurulan gruplar, bu süreci daha da derinleştiriyor.<br />
Adı konulmayan ama hissedilen bir durum var:</p>

<p>Sınırların zorlandığı…<br />
Dikkat çekmenin değer haline geldiği bir ortam.</p>

<p>Bazen bir meydan okuma…<br />
Bazen bir “deneme” adı altında…<br />
Ama aslında, çocuğun kendi sınırlarını kaybettiği bir süreç.</p>

<p>Ve zamanla, yanlış olan sıradanlaşıyor.</p>

<p>Bir süre sonra, yapılan şeyin doğru olup olmadığı değil…<br />
Ne kadar dikkat çektiği önem kazanıyor.</p>

<p>İşte kırılma noktası tam da burası.</p>

<p>Burada mesele suçlu aramak değil.<br />
Mesele, çocuğun iç dünyasını nasıl güçlü tutacağımız.</p>

<p>Çünkü bu çağda sadece bilgi yetmiyor.<br />
Çocuğun karşılaştığını süzebilmesi gerekiyor.</p>

<p>İşte burada devreye giren şey:<br />
Vicdan.</p>

<p>Vicdan, bir anda oluşmaz.<br />
Zamanla gelişir.<br />
Ve çocuğun kendi kendine<br />
Sınır koyabilmesini sağlar.</p>

<p>Bir içerikle karşılaştığındakendine şu soruları sorabilmeli:</p>

<p>Bu doğru mu?<br />
Bu bana yakışır mı?<br />
Birine zarar verir mi?</p>

<p>Ve bazen en önemlisi:<br />
Bunu neden yapıyorum?</p>

<p>Bu sorular varsa, çocuk yalnız değildir.</p>

<p>Aileye düşen görev de tam burada başlar.<br />
Bu bir baskı kurma meselesi değil,bir bağ kurma meselesidir.</p>

<p>Çocuğun ne izlediğini bilmek kadar,izlediğini sizinle paylaşabilmesi önemlidir.<br />
Anlatabilmesi…<br />
konuşabilmesi…<br />
size gelebilmesi…</p>

<p>Bazen bir cümle…<br />
Bazen kısa bir sohbet…<br />
Ama doğru zamanda kurulan bir bağ,<br />
Çok büyük kırılmaları engelleyebilir.</p>

<p>Çünkü iletişim yoksa,<br />
Hiçbir kontrol uzun süre işlemez.</p>

<p>Ekranı tamamen kaldırmak çözüm değil.<br />
Ama o ekran karşısındanasıl düşüneceğini öğretmek mümkündür.</p>

<p>Bazen birlikte izlemek…<br />
Bazen konuşmak…<br />
Bazen sadece dinlemek…</p>

<p>Ve bazen de hiç yargılamadan anlamaya çalışmak.</p>

<p>Ama her durumda ulaşılabilir olmak gerekir.</p>

<p>Çünkü çocuk şunu bilmeli:<br />
Ne görürse görsün,<br />
döneceği bir yer var.</p>

<p>Ve o yer, onu susturacak değil…<br />
Onu anlayacak bir yer olmalı.</p>

<p>Bugün ihtiyacımız olan şey sadece başarılı çocuklar değil.<br />
Kendi sınırını çizebilen çocuklar.</p>

<p>Kendini durdurabilen…<br />
“hayır” diyebilen…<br />
Ve gerektiğinde geri adım atabilen çocuklar.</p>

<p>Çünkü teknoloji büyür.<br />
Ama insanı ayakta tutan şey değişmez:</p>

<p>Vicdan.</p>
]]></content:encoded>
<author>Mücahit Ali EREN</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/mucahit-ali-eren/vicdani-kaybetmeden-buyumek/794/</link>
<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 20:48:51 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sohbeti Kaybeden Şehir: Kıraathaneden Kafeye</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="line-height:150%">Bir dönemin şehir hayatı, yalnızca sokaklarda değil; kıraathanelerin içindeki seslerde, dumanında ve sohbetlerinde şekillenirdi. Meserret, Küllük, İstanbul Marmara Kıraathanesi gibi mekânlar, sıradan çay içilen yerler değildi. Buralar, fikrin dolaşıma girdiği, sözün değer kazandığı, sohbetin bir kültür hâline geldiği kamusal alanlardı. Bugün yerlerini modern kafeler almış olsa da o kıraathanelerin bıraktığı iz hâlâ şehir hafızasında yaşamaktadır.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="line-height:150%">Kıraathane, kelime anlamıyla “okuma evi”dir. Bu isim bile tek başına, bu mekânların işlevini anlatmaya yeter. Gazeteler okunur, dergiler tartışılır, yeni çıkan kitaplar konuşulurdu. Meserret ve Küllük gibi kıraathaneler, yalnızca edebiyatçıların ya da aydınların uğrak yeri değil; merakı olan herkesin kapısını çalabildiği açık kürsülerdi. Her masa küçük bir meclis, her sohbet potansiyel bir ders niteliği taşırdı.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="line-height:150%">Bu mekânlarda sohbet, vakit öldürmenin değil; vakit inşa etmenin bir yoluydu. Söz, hızlı tüketilmez; dinlenir, tartılır ve karşılık bulurdu. Âşıklık geleneği de bu atmosferden beslenirdi. Sazın sesi, şiirin dili ve sözlü kültürün canlılığı; kıraathanelerde kendine doğal bir zemin bulurdu. Âşıklar yalnızca dinlenmez; sorularla, itirazlarla, alkışlarla beslenirdi. Bu karşılıklı etkileşim, geleneği canlı tutan en önemli unsurdu.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="line-height:150%">Kıraathaneler, aynı zamanda kuşaklar arası bir köprüydü. Gençler ustaları dinler, büyükler gençlerin dilini öğrenirdi. Bilgi, hiyerarşik bir biçimde değil; sohbetin doğal akışı içinde aktarılırdı. Bu yönüyle kıraathaneler, resmî olmayan ama son derece etkili bir kültürel eğitim alanıydı.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="line-height:150%">Bugünün modern kafeleri ise başka bir zamanın ruhunu yansıtıyor. Sessiz müzikler, bireysel masalar, dizüstü bilgisayarlar… İnsanlar yan yana oturuyor ama birbirine temas etmiyor. Sohbet yerini ekranlara, söz yerini kulaklıklara bırakmış durumda. Kafeler kalabalık; fakat sohbet seyrek. Mekân dolu; fakat ilişki zayıf.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="line-height:150%">Elbette bu dönüşüm yalnızca mekân tercihiyle açıklanamaz. Modern hayatın hızı, bireyselleşme ve dijitalleşme, sohbet kültürünü de dönüştürdü. Ancak kıraathanelerin kaybı, bu dönüşümün en görünür işaretlerinden biridir. Çünkü kıraathane, konuşmayı teşvik eden; kafe ise çoğu zaman sessizliği koruyan bir düzen sunar.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="line-height:150%">Bugün sohbetin, derin konuşmanın ve yüz yüze iletişimin yeniden özlenmesi boşuna değildir. İnsan, en çok da dinlenildiğini hissettiği yerde var olur. Kıraathaneler, bu hissi doğal biçimde üreten mekânlardı. Sözün kıymetli olduğu, susmanın bile anlam taşıdığı yerlerdi.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="line-height:150%">Belki de mesele, eskiyi birebir geri getirmek değildir. Ancak kıraathane ruhunu hatırlamak; sohbeti merkeze alan, sözlü kültürü besleyen ve insanı insana yaklaştıran mekânlar üzerine yeniden düşünmek gerekir. Çünkü şehirler yalnızca binalarla değil; konuşmalarla, hikâyelerle ve paylaşılan sözlerle yaşar.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="line-height:150%">Kıraathaneler kaybolduğunda, yalnızca bir mekân değil; bir sohbet iklimi de eksildi. Modern kafeler bu boşluğu doldurabilir mi bilinmez. Ama belli olan şu: İnsan hâlâ sohbete muhtaçtır.</span></p>
]]></content:encoded>
<author>Murat Şahin</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/doc-dr-murat-sahin/sohbeti-kaybeden-sehir-kiraathaneden-kafeye/793/</link>
<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 09:45:14 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Kürek, Bir Vicdan, Bir Polis</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal"><b>Polis Haftası’nın 181. Yılında</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Kıymetli O kuyucularım, 10 Nisan… Bazıları için takvimde sıradan bir gün. Ama bir millet için; güvenin, fedakârlığın, sessiz kahramanlığın adıdır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Bugün, Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü. 1845 yılından bugüne kadar, gecesini gündüzüne katarak bu milletin huzuru için görev yapan tüm polislerimizin Polis Haftası kutlu olsun. Başta aziz şehitlerimiz olmak üzere, ebediyete uğurladığımız tüm emniyet mensuplarını rahmetle anıyor; gazilerimize minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Polis denince aklımıza çoğu zaman siren sesi gelir. Trafikte görev yapan bir memur… Bir olay yerine koşan ekip… Bir karakolun kapısında nöbet tutan bir polis… Ama bazen polislik, sadece görev tanımına sığmaz. Bazen bir insanın, “Ben neden buradayım?” sorusuna verdiği vicdanlı cevaptır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Yıllar önce, Samsun Atakum’a yeni taşındığım günlerdeydi. Ana yol üzerinde büyük bir su birikintisi oluşmuştu. Sabahın erken saatlerinden öğlene kadar, yoldan geçen duyarsız sürücüler sayesinde kaldırımda yürüyen insanlar, esnaf ve çevredeki herkes o çamurlu sudan nasibini alıyordu.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Orada bulunan birçok kişi şikâyet ediyor, söyleniyor ama kimse çözüm için adım atmıyordu. Tam o sırada, yol kavşağında görev yapan bir trafik polisi dikkatimi çekti.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Elinde ne bir makam vardı, Ne de “Benim görevim değil” deme lüksü…</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Bir kürek aldı. Bir süpürge aldı. Ve tıkanan su giderinin başına geçti. Biriken çamuru temizledi. Gider açıldı. Su akmaya başladı. Bir süre sonra o koca su birikintisi kayboldu.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Belki birkaç dakika sürdü. Ama aslında o polis memuru, yalnızca bir gideri açmadı. Toplumun tıkanan duyarlılığını da açtı.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">O gün kendisine teşekkür ettim. “Bu davranışınız örnek olmalı” dedim. İsmini vermek istemedi. Sadece şu cümleyi söyledi:</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">“Biz birlikte bakarsak yaşar, mutluluğu paylaşırız. Bu yapılması gereken bir şeydi.”</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">İşte gerçek hizmet budur. Gerçek görev anlayışı budur. Bir üniformanın içine sadece yetki değil; vicdan, merhamet ve sorumluluk da giyebilmek budur.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Sonra ben bu olayı “Toplumun Nefesi” köşemde kaleme aldım. Gazetede ve internette yayımlandı. İnsanlar okudu. Ve o polis memuruna yılın örnek davranış ödülü verildi. İnanın, en az onun kadar ben de sevindim.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Çünkü toplumun bilinciyle hareket eden bir polis, yalnızca trafik düzenlemez. Sadece suçla mücadele etmez. Aynı zamanda insanlara örnek olur. Topluma umut verir. “Ben buradayım” der.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal"><b>Aslında her görevli, her yönetici, her kurum kendine şu soruyu sormalıdır:</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal"><b>“Ben neden buradayım?”</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Eğer bu sorunun cevabı: “Topluma yol göstermek, çözüm olmak, insanın hayatını kolaylaştırmak” ise; O zaman sorunlar daha büyümeden çözülür. O zaman insanlar birbirine güvenmeyi yeniden öğrenir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Ben her zaman şuna inanırım: İnsan, toplum için bir pusula olmalıdır. Ama pusula yalnızca varsa yetmez… Onu doğru okumak gerekir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Polislik de biraz böyledir. Üniforma bir pusuladır. Onu vicdanla taşıyanlar, milleti doğru yöne götürür.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal"><b>Bugün Polis Haftası.</b>Bugün yalnızca görev başındaki polislerimizi kutlama günü değil; Aynı zamanda iyi insanların, örnek davranışların, sessiz kahramanlıkların farkına varma günüdür.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Belki bir polis bir çocuğun elinden tutuyordur. Belki yaşlı bir kadının karşıdan geçmesine yardım ediyordur. Belki bir sokak hayvanına su veriyordur. Belki de kimsenin görmediği bir yerde, eline bir kürek alıp tıkanan bir su giderini açıyordur.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Çünkü bazen bir şehri, bir ülkeyi, bir toplumu değiştiren şey; Büyük sözler değil, Küçük ama samimi bir davranıştır.Polis Haftası’nın 181. yılında; Görevini vicdanla yapan, İnsan olmayı üniformasının önüne koyan, Merhametiyle, adaletiyle, sabrıyla örnek olan tüm polislerimize teşekkür ediyorum.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal"><b>İyi ki varsınız. İyi ki bu milletin huzuru için nöbettesiniz.</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Ve unutmayalım: Güzel duygular yaşatalım ki, Güzel duygular biriksin. Çünkü bir mesleği de, bir kurumu da, bir ülkeyi de; İnsanlığını kaybetmeyen insanlar ayakta tutar.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%"><b><span style="line-height:115%">Birlikte; siz, biz demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin olduğu sağlıklı yarınlara yürümek dileğiyle...</span>Hoşçakalın.</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%"><b><span style="line-height:115%">Kazım İlhan</span></b><br />
<span style="line-height:115%">Sosyolog ve Aile Danışmanı</span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/bir-kurek-bir-vicdan-bir-polis/792/</link>
<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 15:20:51 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Samsun'da OSB Yeni, Yatırımcılar Eski</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Samsun’da yeni OSB’ler yükseliyor.<br />
Yeni yollar açılıyor.<br />
Yeni parseller hazırlanıyor.</p>

<p>Şehir kendine yer açıyor.</p>

<p>Ama mesele yer değil.</p>

<p>Mesele…<br />
o yere kimin geleceği.</p>

<p>Bugün sahaya baktığınızda şunu görüyorsunuz:</p>

<p>Aynı firmalar,yeni adresler.</p>

<p>Daha düzenli, daha geniş, daha planlı.</p>

<p>Güzel.</p>

<p>Ama bu tablo bir sıçrama değil.</p>

<p>Bu…yer değiştirme.</p>

<p>Şimdi durup sade bir şey soralım:</p>

<p>Aynı oyuncularla,saha değişinceoyun değişir mi?</p>

<p>Samsun’un bugün ihtiyacı olan şey çok net.</p>

<p>Yeni yatırımcı.</p>

<p>Şehre ilk kez gelen.<br />
Kendi ağırlığıyla gelen.<br />
Geldiğinde sadece yer kaplamayan,<br />
denge kuran.</p>

<p>Çünkü bazı yatırımlar vardır…</p>

<p>Gelir.<br />
Sadece fabrika kurmaz.</p>

<p>Şehrin ritmini değiştirir.<br />
Yanına başka yatırımları çeker.<br />
Yeni bir cümle başlatır.</p>

<p>Samsun’un ihtiyacı olan tam da bu.</p>

<p>Bir dönem bu cümle kurulmuştu.</p>

<p>Bir isimle.</p>

<p><b>Chery</b></p>

<p>Bu sadece bir yatırım değildi.</p>

<p>Bir eşikti.<br />
Bir beklentiydi.<br />
Bir “artık Samsun da oyunda” hissiydi.</p>

<p>Bugün…</p>

<p>Sahada sessizlik var.</p>

<p>Ve bu sessizlik,<br />
ister istemez başka bir soruyu büyütüyor:</p>

<p>Biz gerçekten yatırım mı çekiyoruz…<br />
yoksa sadece yer mi hazırlıyoruz?</p>

<p>Bir de işin başka bir tarafı var.</p>

<p>Bu tablo,dışarıdan bakıldığında<br />
yanlış bir algı üretmeye de açık.</p>

<p>Aynı firmalar yeni alanlara geçerken,<br />
yeni isimler görünmüyorsa…</p>

<p>Toplumda “acaba sadece alan mı el değiştiriyor” sorusu doğabilir.</p>

<p>Bu doğru olmak zorunda değil.</p>

<p>Ama algı…en az gerçek kadar etkilidir.</p>

<p>Çünkü yatırım gelmezse…</p>

<p>En yeni OSB bile<br />
boş bir vitrine döner.</p>

<p>Parsellenmiş bir umut olur.</p>

<p>O yüzden mesele çok net:</p>

<p>Samsun’un yeni alanlara değil,yeni aktörlere ihtiyacı var.</p>

<p>Yeni isimlere.<br />
Yeni hikâyelere.</p>

<p>Yer açmak kolay.</p>

<p>Asıl mesele…</p>

<p>O yere gelmek isteyecek<br />
hikâyeyi kurabilmek.</p>

<p>Yoksa…</p>

<p>OSB yeni olur.</p>

<p>Ama şehir…aynı kalır.</p>
]]></content:encoded>
<author>Mücahit Ali EREN</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/mucahit-ali-eren/samsun-da-osb-yeni-yatirimcilar-eski/791/</link>
<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 16:47:16 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gençler İçin Bir Bahar Gelir mi?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Kıymetli okuyucularım,</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Aslında şiddet, çoğu zaman “ben varım” diyebilmenin yanlış bir yoludur.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">İnsan anlaşılmadığında, görülmediğinde, değer görmediğinde; içinde biriken öfke bazen sözle değil, davranışla dışarı çıkar. Kimi susar, içine kapanır. Kimi kırılır. Kimi ise kırmaya başlar. Çünkü başka bir yol bulamamıştır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Şiddet yalnızca bir öfke patlaması değildir. Çoğu zaman bastırılmış bir yalnızlığın, görülmemiş bir acının, duyulmamış bir çığlığın dışa vurumudur. Bir anlamda şiddet, kendini kaybetmiş bir ruhun, kendi kaybına karşı verdiği yanlış bir savaştır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Evde, okulda, işte, sokakta… Şiddet hayatın her alanında varlığını sürdürüyor. Bazen bir tokat, bazen bir hakaret, bazen küçümseyen bir bakış, bazen de sosyal medyada yapılan acımasız bir yorum olarak karşımıza çıkıyor. Görüntüsü değişse de özü aynı kalıyor: İnsan, kendini ifade edecek sağlıklı bir yol bulamadığında, güçsüzlüğünü güç gibi göstermeye çalışıyor.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Bugün özellikle gençlerimizin içinde büyüyen sessiz bir yorgunluk var. Anlaşılmayan, sürekli eleştirilen, kıyaslanan, yalnız bırakılan gençler; zamanla ya kendilerini değersiz hissediyor ya da öfkelerini yanlış yerlere yöneltiyor.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Oysa hiçbir genç, doğuştan kötü değildir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Hiçbir çocuk, dünyaya şiddetle gelmez.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">İnsan, sevgiyi de öfkeyi de yaşadığı çevreden öğrenir. Eğer bir çocuk evinde sürekli bağırış duyuyorsa, okulunda dışlanıyorsa, sokakta hor görülüyorsa; bir süre sonra konuşmayı değil, bağırmayı öğrenir. Sevilmeyi değil, güçlü görünmek için korkutmayı seçebilir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">İşte bu yüzden şiddeti azaltmak istiyorsak önce insanı anlamamız gerekir. İnsanı yalnızca davranışlarıyla değil; kırgınlıklarıyla, eksikleriyle, korkularıyla, umutlarıyla birlikte görmek zorundayız.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Bir çocuk dinlenirse kendini anlatmayı öğrenir. Bir genç anlaşılırsa kendini kaybetmez. Bir insan sevildiğini hissederse, başkasını incitme ihtiyacı duymaz.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Bugün gençlerimize en çok nasihat değil; anlayış gerekiyor. Onlara “neden böylesin?” diye sormadan önce, “sana ne oldu?” diyebilmek gerekiyor.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Çünkü bazen bir gencin bütün hayatını değiştiren şey; onu gerçekten dinleyen bir anne, yargılamayan bir baba, elinden tutan bir öğretmen ya da “yalnız değilsin” diyen bir dost olabilir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Gençler için bir bahar gelir mi?</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Evet, gelir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Ama o bahar kendiliğinden gelmez. Birlikte emek verirsek gelir. Sevgiyle, anlayışla, eğitimle, sanatla, kitapla, doğru sözle ve güzel örneklerle gelir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Mevlana’nın söylediği gibi: “İnsanın en büyük varlığı ilim ve edeptir.”</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">İlim gençlerimize yol gösterir. Edep ise o yolu insanlıkla yürümeyi öğretir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Sevginin özü, kendi sevgini göstermekle başlar. Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal">Belki yarın bir anda her şey değişmeyecek. Ama bugün bir gencin elinden tutabilirsek, bir çocuğun gözyaşını silebilirsek, bir insanın içindeki umudu yeniden yeşertebilirsek; işte o zaman gençler için beklenen baharın ilk çiçeği açmış olacaktır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Birlikte; siz, biz demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin olduğu sağlıklı yarınlara yürümek dileğiyle...</span></span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Hoşçakalın</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:normal"><b>Kazım İlhan</b><br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</span></p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/gencler-icin-bir-bahar-gelir-mi/790/</link>
<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 22:05:10 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hepimiz Biraz Simeranyalıyız</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Peyami Safa bugün yaşasaydı, muhtemelen romanlarını bir kahve zincirinde, kulaklarında kulaklıkla yazan insanları izleyerek kaleme alırdı. Çünkü onun “simeranya” dediği şey, artık sadece edebî bir kavram değil; gündelik hayatın neredeyse normal hâli.</p>

<p>Simeranya, basitçe söyleyelim: Yaşayamadığımız hayatı, yaşanıyormuş gibi hayal ettiğimiz yer. Ne bir ütopya ne de masal. Daha çok, canımız sıkıldığında sığındığımız zihinsel bir balkon.</p>

<p>Bugün sabah uyanır uyanmaz telefona uzanıyoruz. Birileri Bali’de gün batımı izliyor, bir başkası “işimi bırakıp kendimi bulmaya gidiyorum” diye paylaşım yapıyor. Biz de pijamalarla ekrana bakıp içimizden şunu geçiriyoruz: “Benim de aslında bambaşka bir hayatım olabilirdi.” İşte bu cümle, simeranyanın kapısıdır.</p>

<p>Peyami Safa’ya göre sorun hayal kurmak değil. Sorun, hayali hayatın yerine koymak. Çünkü simeranya, insanı bir süre idare eder; sonra yavaş yavaş gerçek hayattan koparır. Bugün bunun en net karşılığını sosyal medyada görüyoruz. Filtreli yüzler, mutlu çift pozları, sürekli “en iyi versiyon” hâli… Kimsenin kavgası yok, borcu yok, canı sıkkın değil. Herkes iyi.</p>

<p>Ama gerçek hayatta durum pek öyle değil. O “bir gün” hep erteleniyor. </p>

<p>“Bir gün spora başlayacağım.”</p>

<p>“Bir gün iş değiştiririm.”</p>

<p>“Bir gün gerçekten mutlu olacağım.”</p>

<p>Bu bir gün, simeranyanın resmi dili. Çünkü insan, bugünü değiştirmek zor geldiğinde, yarını süslemeyi tercih ediyor. Hayal etmek daha ucuz, daha risksiz.</p>

<p>Peyami Safa’nın uyarısı tam da burada devreye giriyor: Simeranya, geçici bir mola olmalı; kalıcı bir adres değil. Bugün ise çoğumuz oraya taşınmış durumdayız. Gerçek hayatla aramıza “motivasyon videoları”, “pozitif düşünce cümleleri” ve sürekli tüketilen umutlar girdi.</p>

<p>Bir de ilişkiler meselesi var. “Ruh eşim bir gün karşıma çıkacak” diyoruz ama kimse kimseyle uğraşmak istemiyor. Herkes kusursuz bir ilişki hayal ediyor, kimse kusurlu bir insanla emek vermek istemiyor. Bu da modern bir simeranya: Emeksiz mutluluk hayali.</p>

<p>Peyami Safa belki de bugün şunu söylerdi:</p>

<p>Hayat zor diye hayale kaçmak anlaşılır; ama hayali hayat sanmak, insanı daha da yalnızlaştırır.</p>

<p>Sonuçta hepimiz biraz simeranyalıyız. Hayallerimiz var, kaçışlarımız var. Ama mesele şu: Hayali bir kaçış yolu mu yapıyoruz, yoksa oraya yerleşip gerçek hayatı uzaktan mı izliyoruz?</p>

<p>Peyami Safa’nın simeranyası bize şunu fısıldıyor:<br />
Hayal kur, ama orada yaşama. Hayat hâlâ burada.<br />
 </p>
]]></content:encoded>
<author>Murat Şahin</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/doc-dr-murat-sahin/hepimiz-biraz-simeranyaliyiz/789/</link>
<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 19:00:55 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Konuşabilen Toplum mu, Susan Toplum mu?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Bir toplumun gerçek gücü yalnızca ekonomisinde, teknolojisinde ya da büyük binalarında aranmaz. Asıl güç; insanların birbirine güvenebildiği, düşüncesini korkmadan söyleyebildiği, farklı fikirlere tahammül gösterebildiği bir iklimde ortaya çıkar.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Bugün etrafımıza baktığımızda ise başka bir manzarayla karşılaşıyoruz. İnsanlar artık konuşmadan önce birkaç kez düşünüyor. Birçok kişi fikrini söylemek yerine susmayı tercih ediyor. Çünkü yanlış anlaşılmaktan, dışlanmaktan, etiketlenmekten ya da kırılmaktan korkuyor.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Oysa insan, konuşabildiği kadar insandır. Düşüncesini ifade edebildiği, kendini anlatabildiği, itirazını saygıyla dile getirebildiği kadar toplumun bir parçası olur. Eğer insanlar yalnızca aynı düşündüklerinde değer görüyor, farklı düşündüklerinde dışlanıyorsa; orada sessizlik büyür, güven küçülür.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Aslında mesele yalnızca siyaset değildir. Bu durum ailede başlar, okulda devam eder, iş yerinde büyür, sonra bütün topluma yayılır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Bir çocuk evde fikrini söylediğinde sürekli susturuluyorsa, bir öğrenci okulda soru sormaktan çekiniyorsa, bir çalışan iş yerinde haksızlığı dile getiremiyorsa, bir vatandaş da toplum içinde konuşmaktan çekinir hale gelir. Çünkü insan, küçük yaşlardan itibaren ya konuşmaya cesaret eder ya da susmaya alışır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Bugün birçok insanın yaşadığı en büyük sorunlardan biri de budur: Susmaya alışmak.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Oysa suskunluk her zaman huzur demek değildir. Bazen en büyük kırgınlıklar, söylenemeyen cümlelerde birikir. Bazen insanlar birbirine bağırdığı için değil, birbirini artık dinlemediği için uzaklaşır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Toplum olarak uzun zamandır farklı düşünceleri tehdit gibi görmeye başladık. Oysa farklılık, bir toplumun zayıflığı değil; tam tersine en büyük zenginliğidir. Aynı renkten oluşan bir tablo nasıl ruhsuzsa, aynı düşünceden oluşan bir toplum da zamanla nefessiz kalır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Herkesin aynı düşündüğü bir yerde gelişme olmaz. Çünkü gelişme; soru soranlarla, itiraz edenlerle, yeni fikirler üretenlerle mümkündür. Bizi ileriye taşıyan şey, birbirimize benzememiz değil; birbirimizi anlamaya çalışmamızdır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">İşte tam bu noktada en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; korku değil güven, öfke değil diyalog, dayatma değil istişaredir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Bir aileyi ayakta tutan da budur. Çocukların konuşabildiği, anne babaların dinlediği evlerde huzur vardır. Bir iş yerini güçlü yapan da budur. İnsanların yalnızca sadakatle değil, liyakatle değer gördüğü kurumlarda verim vardır. Bir ülkeyi ayakta tutan da budur. İnsanların düşüncelerinden dolayı değil, yaptıkları katkıdan dolayı değer gördüğü toplumlarda gelecek vardır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Ne yazık ki bazen insanlar, güçlü görünmek adına başkalarını susturmayı tercih ediyor. Oysa susturulan her insanla birlikte toplum biraz daha yalnızlaşıyor. Korku kısa vadede sessizlik sağlayabilir; ama uzun vadede güveni yok eder.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Gerçek güç; farklı seslere tahammül gösterebilmekte, eleştiriyi düşmanlık değil katkı olarak görebilmekte saklıdır. Çünkü insanı olgunlaştıran da, toplumu büyüten de budur.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Bugün hepimizin kendimize şu soruyu sorması gerekiyor:</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Ben gerçekten dinliyor muyum?</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Evladımı, eşimi, arkadaşımı, komşumu, benim gibi düşünmeyeni… Dinliyor muyum, yoksa sadece kendi sesimi mi duyuyorum?</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Belki de değişim, büyük salonlarda yapılan konuşmalardan önce; evlerimizde, sofralarımızda, kalplerimizde başlamalıdır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Çünkü konuşabilen bir toplum, önce birbirini dinlemeyi öğrenen insanların eseridir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">İnsanların birbirini susturmadığı, dinlediği ve korkmadan konuşabildiği bir toplum; sadece siyasetin değil, vicdanın da kazandığı bir toplumdur.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Slogan: Konuşan toplum büyür, susan toplum küçülür.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Kaynaklar</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Demokrasi Platformu, “Önce Siyaset Değişmeli” Konferansı, 2026.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">UNESCO, Freedom of Expression Report, 2025.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Hannah Arendt, İnsanlık Durumu, çev. B. Öztürk, İstanbul: XYZ Yayınları, 2019.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Birlikte siz, biz demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu sağlıklı neşeli yarınlar dilerim.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Hoşça kalın...</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px;"><span style="line-height:115%">Kazım İlhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</span></p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/konusabilen-toplum-mu-susan-toplum-mu/788/</link>
<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 17:03:25 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İyi Oynamak Yetmiyor… Kazanmayı da Öğrenmek Gerekiyor</title>
<content:encoded><![CDATA[<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black">Kıymetli okuyucularım,</span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bazen futbol yalnızca bir oyun değildir. Bazen bir şehrin umudu, bir taraftarın emeği, bir takımın karakteri olur.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Samsunspor’un Konyaspor karşısında oynadığı maç tam da böyle bir karşılaşmaydı.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sahada oyunu isteyen vardı. Topa hükmeden vardı. Rakibini kendi yarı sahasına hapseden vardı. Ama ne yazık ki tabelaya istediğini yazdıramayan da yine Samsunspor’du.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Konyaspor öne geçti. Ama o golden sonra sahada tek takım vardı. Samsunspor oyunu aldı, baskıyı kurdu, pozisyonlar buldu. Holse’nin golüyle beraberliği yakaladı, ikinci yarıda da aynı istekle oynadı.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Fakat futbolda bazen en büyük sorun, üretememek değildir. Asıl sorun, ürettiğini sonuca çevirememektir.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black">Kaçan kafa vuruşları… Boş pozisyonlar… Son vuruşlardaki eksiklik… Ve son dakikada kaçan penaltı…</span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black">İşte maçın özeti buydu.</span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Samsunspor 18 şut çekti. Rakip ise çok az geldi. Ama onların iki isabetli şutu gol oldu. Bizim ise üstünlüğümüz, mücadelemiz ve emeğimiz sahada kaldı.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black">İnsan bu noktada üzülmeden edemiyor</span><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">. Çünkü taraftarın canını yakan şey kötü oyun değil. Tam tersine, çok iyi oynanan bir maçın kazanılamaması.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir başka dikkat çekici nokta ise rakip takımın </span></span><span style="color:black">teknik direktörü İlhan Palut’un sözleriydi.</span><span style="color:black"><span style="font-weight:normal"> Kendisi açık açık, “Maçın genelinde dominant olan taraf Samsunspor’du” dedi. Rakip teknik adamın bile bunu söylemesi, aslında Samsunspor’un sahadaki gücünü göstermeye yetiyor.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black">Demek ki bu takımın oyunu var.</span><span style="color:black"><span style="font-weight:normal"> Demek ki bu takım artık rakibi bekleyen değil, rakibe kendi oyununu kabul ettiren bir takım olmuş.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black">Ama bir gerçek daha var</span><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">: İyi takım olmakla, kazanan takım olmak arasında ince bir çizgi vardır.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Kazanan takım; bulduğu fırsatı değerlendirir. Öne geçtiğinde maçı bitirir. Basit hatalarla puan vermez. Ve son dakikadaki umutlarını tek bir penaltıya bırakmaz.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black">Ntcham’ın kaçırdığı penaltı elbette konuşulacaktır. </span><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ama bütün yükü tek bir oyuncunun omzuna koymak da doğru değildir. Çünkü mesele, 90. dakikaya kadar gelen onlarca fırsatın değerlendirilememesidir.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Thorsten Fink’in maç sonunda söylediği sözler de aslında bu gerçeğin ifadesiydi. </span></span><span style="color:black">“İlk 5 gerçekçi değil, ana hedef kupa” dedi. Bu bir vazgeçiş değil; içinde bulunulan tabloyu doğru okumaktır.</span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çünkü bugün ligde yukarıya çıkmak için sadece iyi oynamak yetmiyor. Seri galibiyetler gerekiyor. Samsunspor ise uzun süredir aynı yerde takılıyor: İyi oyun var… Mücadele var… İstek var… Ama sonuç eksik.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Yine de umutsuz olmak için sebep yok. Çünkü sahada karakterini gösteren bir takım var. Ayağa kalkmasını bilen bir takım var. Geriye düştüğü maçta öne geçebilen bir takım var.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Eksik olan yalnızca şu: Bu takım artık iyi oynadığı maçları kazanmayı öğrenmeli.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black">Çünkü şehir de, taraftar da, verilen emek de bunu hak ediyor.</span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Birlikte siz, biz demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu sağlıklı neşeli yarınlar dilerim... </span></span><br />
<span style="color:black">Hoşça kalın... </span></span></span></span></h2>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Kazım ilhan<br />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/iyi-oynamak-yetmiyor-kazanmayi-da-ogrenmek-gerekiyor/787/</link>
<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 19:11:32 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bugün O Gün Olsun</title>
<content:encoded><![CDATA[<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Kıymetli okuyucularım,</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">İnsan bazen uzun uzun konuşur da derdini anlatamaz. Bazen de tek bir cümle, yılların yükünü omuzlarından indirir. Ben bugün size bir cümle bırakmak istiyorum:</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black">Bugün o gün olsun.</span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ertelediğimiz, sustuğumuz, içimize attığımız, “bir gün” deyip geçiştirdiğimiz ne varsa… Belki de o gün bugündür.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ben yaşadım. Ben gördüm. Ben sustum. Ben düşündüm. Ve sonunda anladım ki; insan bu dünyadan yalnızca nefes alıp vererek geçmiyor. İnsan, bir başka insana dokunabildiği kadar yaşıyor.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Yıllardır yazıyorum. “Toplumun Nefesi” diyerek insanların kalbine, vicdanına, düşüncesine seslenmeye çalışıyorum. Kimi zaman bir çocuğun sessizliğini, kimi zaman bir annenin yorgunluğunu, kimi zaman da toplumun unuttuğu değerleri anlattım.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir de “Bilinçli Evliliğe İlk Adım” diyerek, yuva kurmaya hazırlanan insanlara seslendim. Çünkü biliyorum ki sağlam aileler kurulmadan sağlam toplumlar kurulmaz. Eğer bir insanın evliliğinde, bir ailenin içinde, bir gencin kararında küçücük de olsa bir fark oluşturabildiysem; işte o benim için en büyük kazançtır.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bu dünyada bir insana dahi dokunabildiysem… Bir insan, bir yazımı okuduktan sonra biraz daha umutla bakabildiyse hayata… Bir çift, bir kırgınlığı konuşarak çözebildiyse… Bir anne, bir baba, bir genç “yalnız değilim” diyebildiyse… İşte o benim nefesimdir.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çünkü insan bazen yaptığı işlerle değil, bıraktığı hislerle yaşar.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Hayat çoğu zaman “çünkü”lerle başlar. “Çünkü kırıldım…” “Çünkü yoruldum…” “Çünkü kimse anlamadı…” “Çünkü artık geç…”</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Ama hayat orada bitmez. Çünkülerin arkasında saklanan bir mesele vardır. O mesele ne makamdır, ne para, ne alkış, ne de insanların ne dediğidir.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">O mesele; insanın kendisidir. İçinde susturduğu sesidir. Kalbinde büyüttüğü umuttur. Gece başını yastığa koyduğunda kendine verdiği cevaptır.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bugün ne düşünüyorsan, mesele odur. Bugün seni ayakta tutan ya da içten içe yoran ne varsa, mesele odur. Ve belki de artık kaçmak yerine o meseleyle yüzleşmenin zamanıdır.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black">Bugün o gün olsun</span><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir telefonu ertelediysen ara. Bir özrü içinde taşıyorsan söyle. Bir hayalin varsa başla. Bir kırgınlığı taşıyorsan bırak. Birine teşekkür edeceksen et. Birine “iyi ki varsın” diyeceksen bugün de.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Çünkü yarın dediğimiz şeyin garantisi yok. Ama bugün elimizde. Ve bazen bir insanın hayatı, tam da vazgeçmek üzereyken duyduğu bir sözle değişir.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Belki benim sözüm de bugün birilerine ulaşır. Belki birilerinin kalbinde küçücük bir pencere açılır. Belki de yıllardır susan biri, bugün ilk kez kendi iç sesini duyar.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black">Benim bütün dileğim budur.</span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Bir insanın nefesine umut olmak… Bir kalbe değmek… Ve bu dünyadan, ardımda birkaç güzel iz bırakarak geçebilmek.</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Birlikte; siz, biz demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu sağlıklı, neşeli yarınlar dilerim…</span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black">Hoşça kalın.</span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Kazım İlhan </span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="margin-top:13px"><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:Arial,"sans-serif""><span style="color:#4f81bd"><span style="color:black"><span style="font-weight:normal">Sosyolog ve Aile Danışmanı</span></span></span></span></span></h2>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/bugun-o-gun-olsun/786/</link>
<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:38:14 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kupadan Daha Büyük Bir Şey Vardı: Boccia Sahasında Hayat</title>
<content:encoded><![CDATA[<p data-end="275" data-start="0">Kıymetli okuyucularım,<br data-end="25" data-start="22" />
Balıkesir’de Türkiye şampiyonu olan Atakum Belediyespor Boccia Takımı’nın sevincini görünce, yıllar önce hakem olarak görev yaptığım Boccia müsabakaları gözümün önüne geldi. O sahalarda yalnızca bir spor müsabakası görmedim; hayatın kendisini gördüm.</p>

<p data-end="386" data-start="277">Sabırı gördüm. Fedakârlığı gördüm. Bir annenin, bir babanın evladına nasıl gözünün içi gibi baktığını gördüm.</p>

<p data-end="494" data-start="388">Ve en önemlisi; insanların birbirine acıyarak değil, saygıyla baktığı bir dünyanın mümkün olduğunu gördüm.</p>

<p data-end="676" data-start="496">Boccia sahasında bir annenin gözlerindeki umudu, bir babanın omuzlarından biraz olsun yükün kalktığı anı, bir çocuğun yüzündeki tarifsiz mutluluğu gördüm. İşte gerçek başarı buydu.</p>

<p data-end="1038" data-start="678">Çünkü bazı evlatlarımız yemeklerini bile kendi başına yiyemiyor. Bazıları tekerlekli sandalyesinden araca bindirilirken ya da araçtan indirilirken birkaç kişinin yardımına ihtiyaç duyuyor. Bir yolculukta sadece iniş-biniş bile bazen kırk beş dakikayı buluyor. Her mola yerinde duramıyorsunuz. Çünkü çoğu yerde uygun tuvalet yok, rampa yok, engelsiz lavabo yok.</p>

<p data-end="1110" data-start="1040">İşte bu yüzden engelsiz yaşam sadece bir tabeladan ibaret olmamalıdır.</p>

<p data-end="1395" data-start="1112">Mola yerlerinde, parklarda, kaldırımlarda, spor salonlarında, servis araçlarında, otellerde ve şehirlerin her köşesinde gerçekten uygulanmalıdır. Çünkü bu aileler yalnızca bir müsabakaya gelmiyor; yılların yorgunluğunu, korkusunu, umudunu ve mücadelesini de beraberlerinde getiriyor.</p>

<p data-end="1650" data-start="1397">2022 yılında Kocaeli Başiskele’de düzenlenen Petkim Türkiye Boccia Şampiyonası’nda bunu çok daha yakından gördüm. Türkiye’nin dört bir yanından gelen aileler vardı. Ardahan’dan, Edirne’den, Antalya’dan, Samsun’dan gelen insanlar aynı salonda buluşmuştu.</p>

<p data-end="1710" data-start="1652">Spor salonu ve otel adeta bir terapi merkezine dönüşmüştü.</p>

<p data-end="1953" data-start="1712">Bir anne diğer anneye yaşadığı zorluğun nasıl aşıldığını anlatıyordu. Bir baba başka bir babaya yıllardır çözümsüz sandığı bir konunun nasıl çözülebileceğini gösteriyordu. Çocuklar ise birbirlerinin gözlerinde yalnız olmadıklarını görüyordu.</p>

<p data-end="2008" data-start="1955"><strong>İşte o an anladım ki Boccia sadece bir spor değildir.</strong></p>

<p data-end="2139" data-start="2010">Boccia; bir nefes alma alanıdır. Bir umut kapısıdır. Birbirini anlayan insanların buluştuğu sessiz ama güçlü bir hayat sahasıdır.</p>

<p data-end="2355" data-start="2141">Çünkü birçok insan için birkaç sayıdan ibaret görünen bu oyun, o aileler için hayata tutunmak demektir. Dışarı çıkmakta zorlanan bir çocuğun sahaya çıkması, alkış alması, başarması ve “Ben de varım” diyebilmesidir.</p>

<p data-end="2820" data-start="2357"><strong>Kupalar, madalyalar, skorlar elbette çok kıymetlidir.</strong></p>

<p data-end="2820" data-start="2357">Atakum Belediyespor Boccia Takımı’nın Türkiye şampiyonu olması hepimiz için büyük bir gururdur. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel’in sporcuları onurlandırması ve “Engelsiz Kent Atakum” sözü vermesi de çok değerlidir.</p>

<p data-end="2820" data-start="2357"><strong>Ama kupadan daha büyük bir şey vardı.</strong></p>

<p data-end="2820" data-start="2357"><strong>Bir annenin yüzünde biraz huzur bırakabilmek… Bir babanın yüreğine biraz umut koyabilmek… Bir çocuğun gözlerinde biraz daha mutluluk görebilmek…</strong></p>

<p data-end="2978" data-start="2822">Çünkü bazen bir hakemin güler yüzü, bir yöneticinin sıcak sözü, bir görevlinin “Sizi görüyoruz” demesi; yıllardır yorulmuş bir aileye yeniden güç verebilir.</p>

<p data-end="3098" data-start="2980"><strong>Gerçek medeniyet; en güçlülerin değil, </strong>en çok desteğe ihtiyacı olanların hayatını kolaylaştırabildiğimiz zaman başlar.</p>

<p data-end="3156" data-start="3100"><strong>Engelsiz şehir demek yalnızca bir rampa yapmak değildir.</strong></p>

<p data-end="3335" data-start="3158">Engelsiz şehir; bir çocuğun parka rahatça gidebilmesi, bir annenin “Acaba tuvalet var mı?” diye korkmaması, bir babanın “Aracı nasıl indireceğiz?” diye endişe etmemesi demektir.</p>

<p data-end="3394" data-start="3337">Bir şehir, ancak en kırılgan insanları kadar vicdanlıdır.</p>

<p data-end="3577" data-start="3396"><strong>Atakum Belediyespor Boccia Takımı’nın başarısında emeği olan tüm sporcularımıza, ailelerine, antrenörlerine, gönüllülerine, hakemlerine ve yöneticilerine yürekten teşekkür ediyorum.</strong></p>

<p data-end="3639" data-start="3579"><strong>Nice başarılara… Nice umutlara… Nice ailece gülünen günlere…</strong></p>

<p data-end="3665" data-start="3641"><strong>Selam ve saygılarımla…</strong></p>

<p data-end="3707" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="3667"><strong>Kazım İlhan<br data-end="3681" data-start="3678" />
Sosyolog ve Aile Danışmanı</strong></p>

<p style="margin-bottom:13px"> </p>
]]></content:encoded>
<author>Kazım İlhan</author>
<link>https://www.amisoshaber.com/yazarlar/kazim-ilhan/kupadan-daha-buyuk-bir-sey-vardi-boccia-sahasinda-hayat/785/</link>
<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 22:12:45 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>